• Jean-Christophe Grangé bana kalırsa polisiye dalındaki en iyi yazarlardan biri. Kitaplarını arka kapağını bile okumadan direkt aldığım nadir yazarladan. Psikoloji ile harmanladığı kitaplarının yaratıcılık boyutları da tartışılmaz üst düzeydedir. Bu kitap konusunda ise kendi içimde ikiye bölünmüş durumdayım. Çarpıcı inanılmaz güzel bir konu ama okunması sırasında kaybolan bir ben. Kitap aslında sayfa olarak uzun ama daha uzun kitaplar okumuşluğum olduğu için çok da sorun oluşturmadı. Bir solukta okuyamadım çünkü konusu karamsar, kasvetli ve ağırdı. Örneğin evsizlerle ilgili bölüm o kadar çarpıcı idi ki okuyamadım, kaldıramadım, iki kez koptum okumayı bırakmak zorunda kaldım. Ama kitabı yarım bırakmayı hiç sevmediğim ve yazara güvendiğim için her seferinde yeniden elime aldım ve iyi ki de okumuşum. Yinede zorlu bir okuma oldu bunu da ifade etmeliyim.
  • Fanteziden Bilimsel Gerçekliğe: Uzaydan Gelen Konuk

    Isaac Asimov’un önderliğindeki derleme, ilk olarak Ant Yayınları tarafından 1971 yılında ‘Dördüncü Güneş’ ismiyle okuyuculara sunuldu. Tonguç Erden’in çevirisi ile dilimize kazandırılan eser, 12 yıllık aranın ardından İlgi Yayınları aracılığıyla 1983 yılında tekrar görücüye çıktı. Yeni adı ‘Uzaydan Gelen Konuk’ olan derlemenin bu seferki çevirisi ise Dicle Yıldırım’a aitti. Derlemenin yeni baskısında dikkat çeken iki nokta vardı. İlki, kapak görselinde kendisine yer verilen uzaylı türünü 1982 yapımı E.T. filminden tanıyorduk. Ancak kitap, okuyucuyu bu görselle yanlış bir beklenti içine sokuyordu. Nitekim seçkide E.T. ile ilgili bir öykü yoktu. İlgi Yayınları’nın bu tercihi, sonsözdeki şu paragraflarda gizli olabilir:

    “Uzay gezileri ve uzayın fethi ile ilgili olarak Türkiye’de bugüne kadar yayımlanan kurgu-bilim türündeki kitapların birçoğu genç beyinleri insancıl amaçların dışında şartlandırıcı ve yapıcı olmaktan çok yıkıcı niteliktedir. İlk kez elinizdeki kitapla yayınevimiz, bambaşka bir anlayış ve ruhta yazılmış, eğitici ve yapıcı nitelikteki uzay hikâyelerinden bir demet sunmaktadır.”

    Dikkat çeken ikinci nokta ise kapaktaki kocaman ‘Isaac Asimov’ yazısı. İlk defa okuyacak ya da kitabı alacak biri, kitabın Asimov’a ait bir roman ya da derleme olduğunu düşünebilir. Oysa derlemenin içindeki öykülerin sadece biri Asimov’a ait. Bu öykü de yakın zamanda İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasiklerine dahil ettiği ‘Ben, Robot’ kitabındaki ‘Kayıp Robot’ adlı öykü.

    Sovyet Kozmonot Y. Gagarin’in uzaya çıkmasından ve Amerikalı astronotların Ay’a ayak basmalarından sonra çağın bilimkurgu yazarları ise bildikleri en iyi şeyi yaptılar; Fanteziyi bilimsel gerçekliğe dönüştürdüler. Kitapta toplam 8 yazardan 9 harika öykü bulunuyor. Murray Leinster, Isaac Asimov, John Wyndham gibi yazarlar sizi uzayın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

    İlk Karşılaşma – Murray Leinster

    Teknolojik açıdan iki eşit tür uzayın derinliklerinde karşılaşır. Birbirleriyle iletişime geçen türler bir anlaşmaya vararak tanışmak ister. Yapılan karşılıklı ziyaretler sonrası iki taraf da her konuda birbirlerine benzediklerini keşfeder.

    Kayıp Robot – Isaac Asimov

    27. Asteroid Üssünde, başka gezegen için tasarlanmış bir robot kaybolur. Kaybolan robotu bulmak için çalışan ekip en sonunda Dr. Susan Calvin’i çağırmak zorunda kalır. Dünya’dan ilk defa ayrılan Dr. Calvin, kayıp robotu bulmak için tüm robotları kapsayacak şekilde birkaç test uygulamaya başlar.

    Uzaydan Gelen Konuk – John Wyndham

    Forta gezegeni sakinleri, yaşanamaz hale gelen dünyalarını terk etmek zorunda kalırlar ve tasarladıkları kürelerle uzayın dört bir yanına dağılırlar. Yeni bir gezegen bulma arayışındaki türe ait bir küre Dünya adlı gezegene iniş yapar. ‘Uzaydan Gelen Konuk’ adlı bu öykü, insanlardan çok daha küçük boyutlara sahip uzaylı türünün yaşadıklarını anlatır.

    Ölü Gezegen – Edmond Hamilton

    Gemileri arıza yapan Tharn ve ekibi, bilmedikleri bir gezegene iniş yapar. Tamamen soğuk ve buzla kaplı gezegene ayak basan mürettebat burada hiçbir canlının yaşayamayacağı düşüncesinde hemfikirdir. Arızalanan gemilerini onarmak için madene ihtiyaç duyan ekip, yaptıkları araştırmalar sonunda ‘Ölü Gezegen’ dedikleri bu yerde bir zamanlar kendileri gibi bir türün yaşadığını öğrenmek üzeredir.

    370 Yıllık İnsan – J. T. McIntosh

    Otomatik Hava Kontrol Sistemi olarak adlandırdıkları AWC Makinesinin bozulmasıyla Psit’liler zor durumda kalır. Makineleri hiç bozulmayacak şekilde tasarlayan Psit’liler, tamir işlerinden anlamamaktadır. Sorunun çözümü için gezegenlerindeki tamir işlerinden anlayan tek Dünyalı John Smith’le iletişime geçerler. Öykü, John Smith’in durumla ilgili bilgi alırken gezegende kendisinden başka bir Dünyalı daha olduğunu öğrenmesiyle ilginçleşir. Zira diğer Dünyalı 1850 yılında bir gemi kazasından kurtarılarak dondurulmuştur.

    Grenville’in Gezegeni – Michael Shaara

    Yıldız Servisinde çalışan Wisher ve Grenville, yaptıkları keşifler sonucu yüzeyi tamamen suyla kaplı bir gezegen bulur. Keşfettikleri gezegeni gözlerken iki küçük adaya rastlayan ikili, örnek toplamak için kara parçasına inmeye karar verir. Suyu, havası ve bitki örtüsüyle Dünya ile benzerliği üst düzey olan bu gezegende canlı hiçbir varlığın olmaması Wisher’ı rahatsız etmeye başlamıştır. Kendilerini en başından beri fark eden gezegen sakinlerinden habersiz çalışmalarını sürdüren Wisher ve Grenville, gezegenin sırrını daha sonra öğrenecektir.

    Anahtar Deliği – Murray Leinster

    Daha önceki seyahatlerinde karşılaştıkları Ay yaratıkları ile sürekli savaş halinde olan Amerika, sonunda Ay’a üs kurar. Bir müddet sonra Washington’dan bir emir gelir. Tüm Ay yaratıklarının yok edilmesi ve bu yok edilme kampanyasının sonuca ulaşması içinse yavru bir Ay yaratığının yakalanarak kendi halkına karşı kullanılması gerekmektedir.

    Uzayda Bir Yılbaşı – John Christopher

    Derlemenin en kısa öyküsü olan Uzayda Bir Yılbaşı, Binbaşı John’un Ay’a yaptığı yolculuk sonrası Doktoru tarafından kendisine Kırmızı sağlık kartının verilmesini anlatır. Binbaşı John’un aldığı kırmızı sağlık kartı, bir daha yolculuk yapamayacağını ve hayatını, Ay’da sürdürmesi gerektiğini belirtir.

    Dördüncü Güneş – V. Krapivin

    Beş kozmonot, öncekilerden çok daha elverişli olan Sarı Gül adını verdikleri bir gezene gider. Bu gezegende hayatın yaşanılır olması içinse ısıya ihtiyaç vardır. Çünkü gezegen bütünüyle buzla kaplıdır. Kozmonot Sneg’in fikri ile gezegene 4 yapay güneş tasarlanır. Biri hariç diğer üç güneş çalışır. Eksik güneşin sorun olmayacağını düşünen ekip, tekrar dönmek için hazırlanır. Öykü, üç güneşin yeterli olmayacağını düşünen kozmonot Sneg’in zor kararına, onu bekleyen kardeşine ve bir çocuğun hayalini gerçekleştirmek için ismini değiştiren kozmonot George’a yoğunlaşır.

    kaynak: https://www.bilimkurgukulubu.com/...uzaydan-gelen-konuk/
  • https://youtu.be/F0QLVRrGNmM




    Gördüğüm düşlerde onun öfkesinde varolan bendim
    Sonsuz tuzaklarla ıssız sokaklarda oynayan bendim
    Ateşli boyanmış kızgın kafeslerde hapsolan bendim
    Zorda kaldığım tüm zamanlarda yalnızlığım sendin

    Beni terk etme sakın dur gitme
    Adın saklı nefesimde

    Duyduğum sözlerde onun gözlerinde gördüğüm sendin
    Vazgeçtiğim o an benden uzaklaşan kaybolan sendin
    Yalnız ve çaresiz severken yüreksiz ben sandığım sendin
    Zorda kaldığım tüm zamanlarda andığım sendin

    Beni terk etme sakın dur gitme
    Adın saklı nefesimde
  • Zor, hangisi kolay ki?
    Her hoca bırakır seni
    Ödevdi, vizeydi, finaldi
    Böylece dört senemiz tükendi

    Ah, girdik sonunu bile bile girdik
    Geçtik, tabi kopyayla geçtik
    Kolay yolu seçtik
    Bildik, 3 sene önce bildik

    Tabi girdik, bütün kafelere girdik
    Ortamda jantiydik…
    Biz iki kanka final sınavında
    Bir sağa baktık, bir sola baktık
    Nasıl kaldık biz de şaşırdık
    Oysa herkesden kopya almıştık

    Ben, gizem, ayça
    vize sınavında çalışın diye notları attık
    Kalmışsınız, hiç şaşırmadık
    Büte kaldınız, geçmiş olsun artık

    Haklısınız kızlar,
    Biz vizeleri, bütünlemeleri, izmir otogarında
    Şehrin yalnız rıhtımında kaybettik
    Biz kaybolmuş bir gençliğin geleceği
    Yalnız bir baharın sonbaharı
    Kaybolan yıllarında bir kumruların
    Son kumrularıyız…

    Bu şiiri nasıl söyledim bilmiyorum ama
    Sizi etkileyebildim mi?
    Sınavı falan boşverin, bize gidelim film izleriz
    Ne bilim tombala oynarız, 101 atarız, batak oynarız
    Yalnız bırakmayın bizi

    seri beğeni çök
  • Kördüğüm olmuş gecenin karanlığında bulmak kendini. Acımasız ve sert rüzgarın havasında kaybolan bir "Ben" in hikayesi...
    Kırılır bütün duygu, içtenlik, heves. Geriye kalan sadece yokluğun biçmiş olduğu kefen...
  • Ey kayıp ruhların Tanrısı, tanrılar arasında kaybolan Tanrı, neden buradayım ben?
    Halil Cibran
    Sayfa 64 - İndigo