~Kübra~, bir alıntı ekledi.
23 May 13:28 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çocuk boncuklu bir keder
Kadın Yeni tanrıların kayıp duası
Adam durmadan camlardan düşüyor.

Bağbozumu Şarkıları, Şükrü ErbaşBağbozumu Şarkıları, Şükrü Erbaş
İlknur Demir, Mila'nın Düşleri'ni inceledi.
 22 May 17:57 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

İnternette aradığımda daha çok futbol takımı Milan hakkında bilgi bulduğum kitap. Kimseler okumamış mı hayret ? Oysa okunulası bir kitap bence. Sade bir dille yazılmış güzel kurgulanmış bir roman. Kenar-köşelerde kalan çok okunanlar listesinde olmayan hatta adını hiç duymadığım çok bilinmeyen yazarların kitaplarını alır gelirim bazen. Bazıları çok doğru seçimlerdir bazıları ise tam bir hayal kırıklığı olur. Mila' nın düşleri de böyle aldığım kitaplardan biri ama ne yazık ki kitaplığımın bir köşesinde unutup kalmışım. Keşke daha önce bulsaydım diye hayıflanmadım dersem yalan olur.
Ana karakter Mila’ nın etrafında gelişiyor olaylar. Bir çok karakter var kitapta ama hepsi Mila’ nın hikayesine dönem dönem girip çıkıyor. Bazen gerçekte bazen düşlerde.
Jack London’ dan bir alıntıyla başlıyoruz okumaya;
‘’Adam dönüp arkasına baktığında, bıraktığı kanlı izi kurdun açlıkla yaladığını gördü ve onun canına okumazsa sonunun ne olacağını açıkça anladı. Jack London…
Çünkü; ilerleyen sayfalarda görüyoruz ki Jack London’ un kitaplarına ve o kitaplarda ki karakterlere hayran Mila. Kendi sıkıcı dünyasından Jack London’ un kitaplarında ki kahramanlarla bütünleşip düşler kurarak kurtulmakta. Bu düşlerin sonucunun nerelere vardığı da kitabın ana konusunu oluşturuyor zaten.

Almanya’ nın duvardan öncesini ve duvardan sonrasını, aslında siyasetle hiçbir ilgisi olmayan, kendi küçük dünyasında 70'li yıllarda annesiyle yaşayan, büyük bir aşk ve bir bebek özleminin düşleriyle büyüyen, belki de zaman zaman düş ve gerçeği birbirine karıştıran, suça meyilli Mila’nın gözünden anlatmakta kitap...

Mila’ nın bu kadar düşlerde yaşaması belki de sorumsuzluğun dibine vuran babasından, nerede ve kimden olduğunu bilmediği, bir çoğunun yüzlerini bile görmediği onlarca kardeşinin olmasından kaynaklanmaktadır. Mila cinsellik konusunda ki fütursuzluğunu da babasından almış gibi görünmekte ve babasının “Öfkenizin enerjisini kullanın” sözünü kendine hayat felsefesi olarak benimsemiş , aşırı bireyselci, aşktan ziyade kendisine bir bebek verebilecek erkeğin arayışında. Bu yolda ilerlerken ne kadar yanlış seçimler yaptığının farkında bile olmayan, dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan hatta masum! olarak değerlendirebilecek bir kız. Peki Mila ne kadar masum? Mila’ nın bir bebeğe sahip olma arzusunu reddeden erkeklerin vay haline. İnsan sormadan edemiyor. Çocuk özlemi bir kadını hatta 13 yaşında bir çocuğu canavar yapar mı ??

Orijinal adı Andere Umstände (Diğer koşullar) olan kitabın yazarı ülkemizde pek tanınan bir yazar değil. Dilimize çevrilmiş üç adet kitabı var. Bunlardan iki tanesi çocuk kitabı . Vampir Monti ve Dinazor Adası’ nın Gizemi. Mila’ nın Düşleri dilimize çevrilen tek romanı.
1964'te Doğu Almanya’ da doğan Grit Poppe, “Barışçıl Devrimi” aktif yaratıcılarından biri olarak deneyimlemiş. 1989'dan 1991'e kadar "Demokrasi Şimdi" sivil hareketine katılmış.
Grit Poppe’ nin 1998 yılında yayınlanan bu kitabının haricinde; 1993 ve 2003 yılları arasında farklı Alman yazarlarda benzer konuları işlemişler.
Ingo Schulze’ un, Basit Hikayeler’ i
Kerstin Jentzsch’ ın; Tanrılar Kayıp Olduğu İçin’ i ve Pandora'nın Gelişi.
Annett Gröschner’ in Moskova dondurması ve
Roswitha Skare’ in Panorama ve Grotesk adlı kitapları. Suça meyilli insanların hayatları anlatılırken duvar öncesi ve duvar sonrası Almanya’ nın değişim süreci. Yani komünizmden kapitalizme geçiş...

Son olarak diyebilirim ki; edebi bir kitap değil belki ama çok ilginç bir kişilik tanıyorsunuz.

شيماء, Kurşunların da Rengi Var'ı inceledi.
22 May 13:08 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

çocuk savaşta da çocuktur.”
kuru pencere önü dolusu çiçek, kayalardan taşlardan inadına yaşayan yeşiller, bulut dolu umut dolu mavi gök, savaş sonrası harap olmuş yeryüzünde secdeye varan alın, bomba artıklarıyla oynayan çocuklar, gaz bombaları içinde çiçek yetiştiren filistinli kadın, üstü başı toz içinde gülüşen çocuklar, yardıma muhtaç iken yardım eli uzatan kahramanlar, mutlu ederek mutlu olabilen nâdide insanlar, damla damla aheste aheste akan suyun taşta oluşturduğu minik oyuklar, asfalt ortasında koca heybetiyle başkaldıran ağaç. ve daha nicesi. “kurşunların da rengi var” diyen koca yürekli çocuğun koca yüreğinden de büyük umudu!
bitmek bilmeyen umudun, inancın, iyiliğin; zulme, soykırıma, hainliğe başkaldırış hikayesi.
küçük bir kız çocuğu gözünden, gönlünden, umutlarından, oyunlarından “haksız savaş”ı anlama gayreti, hiç yitirmediği inancı, umudu, ellerinden kayıp gitmesine izin vermemek için direndiği masum çocukluğu.

92-95 yılları arasında gerçekleşen hain, haksız, vicdansız saldırılarla bosna katliamı, yedi yaşındaki amina’nın kalbinden kalbinize bitmeyecek bir yol ile ulaşacak. gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız, ki olmayın da. kitabı okurken tahayyül etmeye çok zorladım kendimi, yedi yaşlarında bir kız olabildim mi muâmma. onun da deyimiyle “bilmek başka, düşünmek başka, yaşamak bambaşka.” olduğundan asla yerini tutmayacaktır.
bosna ziyareti nâsip olmuştu, her cümleyi okurken zihnimde bosna’yı sarajevo’yu mostar’ı ve “umut tüneli”ni tekrar tekrar canlı tutmaya çalıştım. tünelden amina ve annesi ile bir daha geçtiğimi hayal ettim. zamandan mekândan soyutlayan o güzel mostar’da yürürken taşlarının birer birer suya düşüşünü hayal ettim. yıkıldım. sadece zihnimde ve gözyaşlarımda yaşadığım bu buhran onların hayatı, gerçeğiydi.
amina’nın cümlelerini okurken aklıma alija’nın da savaş sırasında yazdıkları geliyordu. boşnaklar sırp ve hırvatların arasında direnirken, onun da gayreti, duası, koca endişesi, görüşmeleri bir bir buluşturmaya çalıştım, amina ile alija’yı.

ne demişti alija,
“ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. çünkü unutulan soykırım, tekrarlanır!”

kitabın yazarı aynı zamanda kahramanı olan amina, soykırımın unutturmamak için yazdı.
her manada oku’malıyız. amina’yı, annesini, babasını, yeşil berelisini, küçük ağabeyini, bosna’yı, boşnakları, alija’yı, mücadeleyi, inancı, teslimiyeti, umudu, zulmü, soykırımı okumalıyız.
unutmamalı, unutturmamalıyız.
“bir tek Allah’a inancımız vardı.” bu inanç ile...

Mescid-i Aksa
Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde 
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu. 
Varıp eşiğine alnımı koydum 
Sanki bir yeraltı nehri kaynıyordu.

Gözlerim yollarda, bekler dururum 
'Nerde kardeşlerim' diyordu bir ses. 
İlk kıblesi benim ulu Nebimin 
Unuttu mu bunu acaba herkes.

Burak dolanırdı yörelerimde 
Mi’raca yol veren hız üssü idim. 
Bellidir kutsallığım şehir ismimden 
Her yana nur saçan bir kürsü idim.

Hani o günler ki binlerce mü’min 
Tek yürek halinde bana koşardı.
Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine 
Cevaba erişen dualar vardı.

Şimdi kimsecikler varmaz yanıma 
Resulden yoksunum, tek ve tenhayım. 
Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı 
Çöllerde kayıp bir yetim vahayım.

Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde 
Götür Müslüman'a selam diyordu. 
Dayanamıyorum bu ayrılığa 
Kucaklasın beni İslâm diyordu.

Mehmet Akif İnan

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
14 May 00:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

O kadar çok kayıp çocuk var ki...Suriyelilerden bahsediyorum. Allah sizi inandırsın her gün dilekçe yağıyor. Hangi biriyle uğraşacağımızı şaşırdık. Sizi buraya kadar yormamın sebebi de bu.

Kırlangıç Çığlığı, Ahmet Ümit (Sayfa 91)Kırlangıç Çığlığı, Ahmet Ümit (Sayfa 91)
ManahoS, bir alıntı ekledi.
13 May 16:50 · Kitabı okudu

Zeybeğimi bir kaç kızan Vurdular
Çukurda üstüne taş doldurdular
Bir de ya kalkarsa diye kurdular.

Zeybeğîm, zeybeğîim! Ne oldu sana?
Allah deyip şöyle bir doğrulsana!

Zeybeğim kalkamaz, dirilemez mi
Odası mühürlü girilemez mi
Şu ters akan sular, çevrilemez mi.

Ne güne dek böyle gider bu devran?
Zeybeğim, bir sel ol, bir çığ ol, davran!

Kırat zincirlenmiş, ufuk sahipsiz
Han kayıp, hancı yok, konuk sahipsiz
Baş köşede sırma koltuk sahipsiz

Kızanlar! Dört yandan hep abandınız.
Zeybeğin kanına ekmek bandınız.

Bilemem, susarak ölmek mi hüner?
Lisan çıldırıyor, dil nasıl döner?
Ondan son iz uzak, uzak bir fener...

Öldü mü? Çatlarım yine inanmam!
Gizliye yanarım, ölüye yanmam!

Zeybek kaybolduysa bunca kayıp ne?
Tesbihi dökülmüş, aranır nine! Balonu yok, ağlar çocuk hâline

Zeybeğim, dünyayı aldın götürdün
Bir öldün de, beni binbir öldürdün.

Beyni tırmık tırmık pençelere sor!
Mevsim niçin solgun, bahçelere sor!
Sor, çukuru nerde, serçelere sor!

Ağla, bir dinmeyen hasretle ağla!
Zeybeksiz yolları gözetle, ağla!

Arif Nihat Asya İhtişamı, Yavuz Bülent Bakiler (Sayfa 378)Arif Nihat Asya İhtişamı, Yavuz Bülent Bakiler (Sayfa 378)
Zeynep Sinem Saban, bir alıntı ekledi.
13 May 08:50

"Soğuk,ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan 
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam."

Kayıp Kentin Yakışıklısı, Yılmaz ErdoğanKayıp Kentin Yakışıklısı, Yılmaz Erdoğan
Amiraram, Kağıt Ev'i inceledi.
 13 May 00:05 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Kayıp izlerini bulmak için elimde tek pusulayla uçurumun kenarına inşa edilmiş, tuğlaları kitaptan yapılmış o efsunlu evin önünde saygıyla eğiliyorum derin bir hayranlıkla ve sevinçle ve hüzünle karışık duygular sarmalı boğazımı düğümlemeye yetiyor. Rüzgar esiyor dalgalar kayalara vuruyor ve yağmur yağacak birazdan. Ev davetkar bir şekilde duruyor karşımda "İnşa edilen bir kütüphane yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar yığını değildir asla." İçeri geçiyorum, adeta ayak parmaklarımın ucuna basarak. Bu temkinlilik niye? Açıklayayım: Bu evin sahibinin ilginç takıntıları olduğunu her okur anlayışla karşılar, biliyorum. Bu yüzden bu hassasiyet durumu. "Shakespeare'nin bir eserinin yanına Marlow'unki gelemezdi, sonra kavgaya tutulan Vargas Llosa ile Garcia Marquez'in romanları da yan yana duramazdı asla." İşte böyle kavgalı yazarları aynı rafa koymaktan sakınan ince bir ruhu duymanın heyecanı ile ilerliyorum, evin içinde. "İnşa edilmiş bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değil." sözlerinin derinliğini algılıyorum bu yolculuğumda. Tavana bakıyorum nasıl da meraklıyım bir çocuk gibi yanımda olsaydınız keşke. ışık kitapların sayfalarından gelir, bunu bir kez daha anlamanın hafifliği sarıyor yüreğimi. Şüphesiz "kitaplar insanların kaderlerini değiştirir." ve eve bakarken "insanlar kitapların kaderlerini değiştirir." tutku ile bir amacın uğruna kendini yok eden ve vareden evin sahibini kucaklıyorum içten bir sevgi ile. Dünyanın gürültüsünden uzak apayrı bir sessizlik ve gürültüye kendini kapayan bu insanı saygı ile anacağım her zaman.

Kağıttan evler inşa edelim. Sayfalarımız uçuşsun gökyüzünde. Rüzgar alıp götürsün başka diyarların kokusu sinsin sayfalarımıza. Ciltlerce...

Acaba diyorum emre aydın kağıt ev şarkısını yazarken bu eserden mi esinlendi. Kimbilir, belki de
https://youtu.be/9LYSWoQAF-c

KADİR PAŞA AMCAM'IZA
Neşeliydi, güler yüzlü ve sohbeti ahenk dolu
Kimseye zarar vermezdi, tek gayesi Allah yolu
Kayıp ettik onun gibi mert ve dahi temiz kulu
Ani oldu bu gidişin ah be amcam, bak şu işe
Nur içinde uyu daim, cennet mekan Kadir Paşa

Çocukla, çocuk olurdu, gönül almak adabıydı
Misafirperver bir adam, suskunluksa edebiydi
Ufak, tefek bir ihtiyar, ama bir çınar gibiydi
Gösterirdi, çocuk olsa evinde o bir baş köşe
Nur içinde uyu daim, cennet mekan Kadir Paşa

Her bir sözü nasihattı yalan riya bilmez idi
Haksızlığa boyun eğip haksız ile olmaz idi
Garibanı gözetirdi yetim hakkı çalmaz idi
Mutluluktu, huzur idi her zaman olurdu neşe
Nur içinde uyu daim, cennet mekan Kadir Paşa

Vay be koca neden gittin kalmadı köyümün tadı
Senin gibi yiğitlerin anılsın daima adı
Sen gittin ya, bu dünyaya olunmaz Padişah kadı
Artık kaldık bir meçhul-u hayale ve dahi düşe
Nur içinde uyu daim, cennet mekan Kadir Paşa

Evlatların senden aldı efendiliğin tacını
Yetim koydun koca adam evlat, gardaş ve bacını
Gayrı bulmaz bu yürekler neşe denen ilacını
Sende bizi koyup gittin bu gelecekmiş başa
Nur içinde uyu daim, cennet mekan Kadir Paşa

Sofran daim açık oldu eşe, dostta, akrabaya
Gücenmezdin gelir idin ara da bir bize çaya
Bilirim ki gönül verdin sen en yüce bir manaya
Rabbim sana nasip etsin cennetinden mekan, köşe
Nur içinde uyu daim, cennet mekan Kadir Paşa

Şair Muhterem Taş
Kayıt Tarihi : 8.5.2018 12:11:00