Herkesin yalan söylediği yerde doğrular için yürümeye niyet edemezsiniz.
Yalancılığın olduğu bir ortam, doğruluğa ulaşmak için vereceğiniz bütün çabaların sonuçlanamayacağı bir boyutu önünüze getirebilir. Bu yüzden etrafımızdaki insanları düzeltmekle mükellefiz.
Gönül gözünün astigmat, miyop, hipermetrop ve diğer hastalıklara bulaşmaması için bir netliğe ihtiyacımız var. Netliği meydana getiren ise ne yaptığımızın bilincinde olmaktır ve bu da niyettir.
Ruhsal karmaşa içinde olan insanlar, başka bir kültürle ani bir etkileşim içine girdiklerinde genellikle, ya kendi kültürleri konusunda aşırı özgüven duymakta ya da tamamen aşağılık kompleksine kapılmaktadırlar.
Sabır, kendinden feragat edebilmektir.
Bu andan itibaren kişisel sabrın meydana getirdiği nurun etkisinin binlerce kilometrekarelik alana etki edebildiği rahatlıkla görülebilir. Yeryüzünde dinlerin ve pek çok klasik düşünce biçiminin kalıcı olarak etkisini göstermesi işte bu güçlü psikolojik etkiden doğar.
Sabır, kişisel menfaatlerin düşmanıdır.
Gri alanları temizleyebilmek adına düşünce adamı olma çabası, serbestliği kabul etmeyecek bir dava adamı olma gerekliliğini doğurur. Güncel, anlık, saman alevi gibi kısa süren ve elinden alınan oyuncağını geri isteyen çocuk halinden çıkarak gerçek bir gereklilik peşinde ömür tüketmek en azından kendinden sonrakiler için büyük bir değişimin ilk adımıdır. Bunun sonrası ise kendinden vazgeçebilme adımıdır. Belki de en zor kısmı budur