İçinde çaba olan ne varsa adına “başarmak” demişiz.
Halbuki başarmak, en başta ona yüklediğimiz anlamın karşılığına göre hareket etmekte.
Her şey ismiyle müsemma.
Kim bilir belki de oyuna geldik.
Aksini iddia edebilecek durumda olduğumuzu da söyleyemeyiz amma hep bir çelişki…
Hem “Dünya bir oyundan ibarettir.” diyebilmek hem de oyunun içinde gelir geçer bir figüran rolü üstlenmek ama hep başrol hevesiyle son sahnede harika bir kapanış beklemek insana mahsus bir karmaşa.
Başarmak için harcanan hayatlar.
Harcamak gibi pahalı bir gerekçemiz var iken hayat gibi kısa bir zamana mahkumsak bunca gayret ne için?
Herkesin geçerli bir sebebi var.
Sebeplerden müteşekkil hayatın her aşamasında başarmak için verdiğimiz mücadelede, en çok da başarmaya odaklanmanın zorluğunu yaşıyoruz.
Attığımız her adımda bir sonrakinin belirsizliği kadar kendimizde gördüğümüz eksiklikler bizleri yormakta.
Yorgunluklar, beklentiler, eklentiler, dikteler, eksiklikler...
İşin içinden çıkamayarak psikologların kapısını aşındırmak zorunda kalmak da bu işin cabası.