Ben biliyordum hastalığımı. Adı bile vardı. Belki tıp kitaplarında değil, ama edebiyat ve felsefe kitaplarında rastlanıyordu ismine: Yaşama hastalığı... Bir çeşit alerji. Oksijene.
Gömlekten taşmış kollarımdaki dövmelere baktım. Ne zaman yaptırdığımı bile hatırlayamıyordum birçoğunu. Anlamlarını, hiçbir şeyi hatırlamıyordum. Ve güldüm kendime bakarak, sahip olduğum tek şey olan bedenimi böyle hoyratça kullandığım için. Annem derdi zaten "Dokunduğun her şeyi bozuyorsun! İyi bakmıyorsun eşyalarına." Haklıymış... Bedenimi de bozmuştum.
Teknenin ismi Hope'tu. Yani umut. Umut teknesiyle, bu hayat ve dünyadan umutsuz olduğum için zihnimi öldürmeye gidiyordum. Çelişkilerin yakamı bırakmaya niyetleri hiçbir zaman olmamıştı...
Tabii bilmiyorlardı sayısını unuttuğum kadar insanın hayatını mahvettiğimi. Bilmiyorlardı annemi, babamı kahrettiğimi. Bunlar bir yerlerde suç olmalı! Bir yerlerde insanları hapse atıyor olmalılar, başkalarını öldüresiye üzdükleri, derin mutsuzluklara ittikleri için. Belki cinayetlerin değil ama intiharların azmettiricileri oldukları için cezalandırılması gerekir birilerinin.