Evlerden uluslararası arenaya kadar, insanın insana kötülüğünü hayatın her alanında azaltmak istiyorsak, bireysel gelişim kadar toplumsal sözleşmeye de önem vermemiz, yani güç ve iktidarın sınırlarını belirlememiz gerekiyor. Toplumlar, ancak otorite konumunda olanların gücünü sınırlayıp karar verme süreçlerini şeffaflaştırdığı zaman “ kötülüğü” sınırmış oluyor.
Rekabet nefret doğurur, ortak hedefler dayanışma yaratır. İnsanları iki gruba bölüp birbirine düşman edebileceğiniz gibi onları aynı hedef için birleştirebilirsiniz.
İnsanlar, ” 600 kişiden 200’ü kurtulacak” cümlesine, “ 600 kişiden 400’ ü ölecek” cümlesinden çok daha farklı algılıyor. Oysa bu iki ifade arasında bir fark yok.