Kitap başlarda biraz sıkıcı gelebilir, karakterler kendini tanıtıyor, kendi ağızlarından konuşuyorlar.
Herkes kendine göre olayı anlatıyor bu başlarda sıkıcı bir hava veriyor ama daha sonra olaylar heyecanlı hale geliyor. Hikaye gerilimli, çarpıcı, sürükleyici, merak uyandırıcı bir hal alıyor.
Gerçekten güzel bir polisiye romanı; okurken herkesin aklında mutlaka kendince bir katil tahmini vardır. Eminim ki hiçbiriniz kitabın böyle bir sonla biteceğini tahmin edememişsinizdir.
Pazartesi öğleden sonra, Bayiew Lisesi'nin beş öğrencisi cezaya kaldı.
Hikayemiz böyle başlıyor, bu beş ögrencinin kendilerine ait olmayan telefonların çantalarında bulunması sebebiyle cezaya kalıyorlar. Bu beş ögrenciden biri o ceza odasında ölüyor ve polis bunun bir kaza değilde cinayet olduğunu söylüyor. O gün odada bulunan dört kişi en baş şüpheliler olarak soruşturmaya alınıyorlar. Peki bu dört kişinin nasıl bir ortak yanları vardı, neden bu dört kişi o gün orada o saatte öldürülen çocukla aynı odadaydılar ve o telefonları çantalarına kim bıraktı?
Bir insan yaşadığı halde nüfus kayıtlarında Çanakkale Savaşı'nda şehit oldu diye geçer mi?
Gittiği her resmî kuruluşlarda hiçbir işlem yapamaz, sen ölüsün diyip adamı geri göndermek olur mu?
Yaşar Yaşamaz'ın başına tam olarak bu geldi. Nüfus kağıdı olmadığı için her yerden kovuluyor; okula gitmek istediğinde nüfus kağıdın yok diyorlar, evlenmek istiyor yine nüfus kağıdın yok ama iş askerliğe geldiğinde askere almasını biliyorlar ya da babasının vergi borcu olduğunda istemesini bilirler. Nüfus kağıdı olmadığı için iş de vermezler, bu durum yüzünden Yaşar Yaşamaz'ın başına gelmeyen kalmaz...