dygvmprlr

dygvmprlr
@kbrakalee
"Ben bir şey sormak istiyorum, Kral. Teknoloji dediniz, ya ileride bizi bekleyen büyük savaşlar varsa? Kimi silah-lar, kimi tehlikeler bizi bekliyor?" Kral Şemharuş, gözlerinde bir hüzünle derin bir bakışla sessizce bir an düşündü. Sonra, sesi karanlık bir yankı gibi odada çınlamaya başladı. "Şu an, insanları rahatsız eden, tüm canlıları tehdit eden bir silah üretildi," dedi. Sesi ve frekansları kullanarak hedef alınan bir enerji sistemi... Bu enerji, o kadar güçlü ki, istediği kişiye odaklandığında, sadece bir kişinin kalbini patlatabilir, beynini parçalayabilir. Bir şehirde, milyonlarca insan bir arada bulunduğunda, bu ses dalgaları o kadar güçlü bir etki yaratabilir ki, camlar, duvarlar, her şey yerle bir olabilir. Tüm bedenleri hedef alabilir. Insanların kalpleri durabilir, beyinleri patlayabilir. Ses, sadece bir dalga, ama gücü çok büyük." Bir an sessiz kaldık. İçimden ürperen bir soğuk geçti. Bu kadar güçlü bir silahın, henüz kullanılmıyor olması bir mucize gibiydi. Fakat Kral devam etti. "Şu an kullanılmıyor, ama büyük savaşlarda büyük ülkeler, savaş alanlarında bu tür silahları kullanacaklar. Uydular üzerinden, istediği kişiyi seçip, istediği şekilde, istediği anda öldürebilecekler. Ses frekanslarıyla, ölüme götürebi-lecekler. Sadece frekanslar ve dalgalarla... Sizler bunu ilk defa duyuyorsunuz, değil mi?"
Sayfa 165 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir gece, astral seyahat yaparken muazzam bir gezegen keşfettim. Bu gezegen, baştan sona elmastan oluşuyordu. Işığın her kırılımı, gezegeni adeta ilahi bir alev gibi parıldatıyordu. Merakım daha da arttı, bu yüzden yolculuklarımı hızlandırdım. Altından oluşan gezegenler, saf gümüşle kaplı diyarlar, hatta suyun bile kendi gezegeni vardı. Bildiğimiz ve bilmediğimiz her maddenin, bir gezegeni olabileceğini keşfettim. Ancak, en tuhafi ve en gizemlisi bambaşka bir yerdi: Sadece kadınların yaşadığı bir gezegen... Bu gezegene defalarca gidip geldikten sonra, orada yalnızca kadınların yaşamasının sebebini öğrendim. Bir zamanlar, tıpkı bizim dünyamız gibi, burada da erkekler ve kadınlar bir arada yaşıyorlardı. Ancak zamanla kadınlar, eşlerinin kıymetini bilmemeye başladı; erkekler de giderek kendi benliklerini unutup kadınlara özenerek cinsiyet değiştirmeye meylettiler. İlahi düzen bozulduğunda, Rabbimiz bu halkın üzerine büyük bir hüküm indirdi. Erkeklerin tümünü bu dünyadan aldı ve kadınları büyük bir imtihanla baş başa bıraktı. Kadınlar, artık erkeksiz bir dünyada var oluyorlardı. Fakat Rabbin hikmetiyle, hamile kalabiliyor ve yalnızca kız çocukları doğurabiliyorlardı. Bu, onların cezasıydı. Tam 99 yıl boyunca bu döngü sürecekti. Ve nihayet, bu süre tamamlandığında, yeniden erkek çocukları doğurabilecekler, gezegenlerine erkeklerin varlığı yeniden dönecekti. Bu, yalnızca bir gezegenin değil, tüm evrenin dengesine dair büyük bir ders barındırıyordu. Her şeyin bir ölçüsü, bir hikmeti ve bir sınırı vardı. Ve o sınır aşıldığında, dengeyi sağlamak için kaderin eli devreye girerdi...
Sayfa 146 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
Bir noktada, dünyamızla bağlantılı bir hortumun varlığını fark ettim. Uzaktan gözlemlediğim bu bağlantıyı Kral'a sordum: "Bu nedir?" Kral, gözlerini o devasa girdaba dikti ve cevap verdi: "Bu bir boyut kapısı... Dünyada yalnızca tek bir yerde bulunur. Ve işte sen şu an onu görüyorsun. Bu kapıyı farklı boyuttaki varlıklar, özellikle cinler, kullanabilir. İnsanlar öldükten sonra, ruhları bu boyut kapısından geçerek kendi boyutlarına ulaşırlar. Dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci boyutlara geçişleri bu kapıdan gerçekleşir. Ancak Araf'ta kalan ruhlar için durum farklıdır. Onlar, üçüncü ve dördüncü boyuttaki 'dağlar' olarak adlandırılan enerji çizgilerinin arasında sıkışıp kalırlar. Bu yüzden bu boyutta onların izlerine rastlamak mümkündür."
Sayfa 143 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
Dördüncü boyut... Havaların, rüzgârların ve ruhların serbestçe aktığı bir katman. Uzaklarda değil, dünyamızın hemen sınırında yer alan bu boyut, görünen ile görünmeyen arasındaki ince çizgide duruyordu. Onu anlatma gereği hissettim, çünkü insan ruhunun yolculuğunda önemli bir geçiş noktasıydı. Araf kavramını bilirsiniz... Bir eşik, bir bekleyiş yeri. Arafta dağlar olduğu söylenir ve bu doğrudur. Ancak bu dağlar bildiğimiz gibi katı, taş ve topraktan oluşan kütleler değildir. Buradaki dağlar, rüzgârın, tozların ve enerjinin bir araya gelerek şekillendirdiği oluşumlardır. Burası, saf enerjinin yoğunlaştığı bir alandır. Araf, ruhların konakladığı, bir süreliğine durakladığı bir geçiş bölgesidir. Yetişkin bir insan öldüğünde, ruhu burada en fazla kırk gün kalabilir. Ancak yeni doğmuş bebekler ve çocuklar için durum farklıdır. Onlar, ergenlik çağına kadar Araf'ta kalır. Bu süre boyunca, mezarlarının başına gidip ailelerini tanımaya çalışırlar. Kimin çocuğu olduklarını, hangi anne ve babadan geldiklerini öğrenmek isterler. Çünkü cennette, ait oldukları ruhları tanımaları için bu bir gerekliliktir.
Sayfa 141 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
İnsanlar arasında uzaylı gemilerini gördüğünü iddia edenler, aslında büyük bir yanılsamanın parçasıdır. Peki, neden böyle şeyler duyuluyor? Çünkü insanlar, bilinçaltlarında merak ettikleri sorulara cevap ararken, karanlık düşüncelerle, yanlış bilgilerle karşılaşıyorlar. Ancak, gerçek olan şudur: Hiçbir madde, ne demirden ne altından ne çelikten, hiçbir maddeden yapılmış bir araç, uzayın boşluğunda hızla ilerleyemez. Işık hızına bile ulaşması mümkün değildir. Çünkü uzayın boşluğu, atmosferin ötesinde, enerji gruplarının çok farklı bir yapıya büründüğü bir ortamdır. Burası, sıcaklıkların milyonlarca dereceye kadar yükseldiği, soğuklukların ise yine milyonlarca dereceye kadar düştüğü bir yerdir. Bu kadar uç noktalardaki sıcaklık ve soğuklukların arasında, hiçbir madde, hiçbir canlı hayatta kalamaz. Bu yüzden, hiçbir canlı veya madde, bu alandan geçemez. Dünya, galaksimiz ve boyutumuz, bizim yaşam alanımıza göre özel olarak dizayn edilmiştir. Her şeyin bir amacı vardır ve her şeyin bir yeri vardır. Melekler ve Rabbimiz, bu düzeni en mükemmel şekilde kurmuş, her şeyin kendi gezegenine ve kendi varlık düzeyine göre yaratılmasını sağlamıştır. sağlamıştır. Buna göre, her yaratılmış, kendi gezegenine, kendi boyutuna, kendi yaşam alanına göre var olur. Bu dengeyi bozan hiçbir şey, bu büyük düzenin dışında yer almaz. Kendi yolumuzu ve yaşam alanımızı, evrenin yüksek yasaları ve yaratılışın gücü belirler. İşte tam da bu yüzden, insanların gördükleri ve deneyimledikleri şeyler, aslında şeytanların insan aklıyla oynadığı bir oyun ve yanılsamadır. Bazı insanlar, Anunnakiler ya da benzer varlıklardan bahsediyorlar. Rüyalarına girdiklerini, onlarla konuştuklarını iddia ediyorlar. Ancak şunu unutmayın: Bu, sadece bir aldatmaca.
Sayfa 135 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu