dygvmprlr

dygvmprlr
@kbrakalee
"Teknolojinin sonu nereye gidiyor? İleride bizi nasıl bir dünya bekliyor?" Kral, derin bir nefes aldı ve gözlerini ufka dikerek konuşmaya başladı: "İnsanoğlunun ne gözü doyar ne de karnı..." dedi. "En büyük teknolojiler aslında çoktan bulundu. Ancak bunlar damla damla insanlığa sunuluyor. Şu an uçan arabalar, elektrikli araçlar, görüntülü iletişim, yapay zekâ robotları var, değil mi? Oysa bunlar onlarca yıl önce zaten keşfedildi. Bilgilerini şeytandan alıyorlar ve insanlığa parça parça sunuyorlar. Ama bilmelisin ki, dünya büyük bir kaosa sürüklenecek." Sesindeki ciddiyetle devam etti: "Doğru düzgün beslenme diye bir şey kalmayacak. İnsanlar haplarla, yapay gıdalarla beslenmeye alışacak. Doğum bile doğal yollarla olmayacak, laboratuvar ortamında 'üretilen' insanlar çoğalacak. Zenginler için ömür uzayacak. Onlar, organik besinlerle beslenecek, kendilerine özel enjeksiyonlar yaptıracak, bedenlerine akıl almaz yöntemlerle hayat katacaklar. 130, hatta 140 yıl yaşayacaklar. Ama fakirler... Onlar için ömür 50 yıla düşecek. Çünkü besinler onlar için zehre dönüşecek."
Sayfa 131 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Insanoğlunun bedenine en çok nereden girerler? Hangi yolları kullanırlar ve onlara nasıl zarar verirler?" Bilge bir edayla cevap verdi Kral: "İnsan bedenine giriş yollarından biri göbek deliğidir. Eğer bir insanın göbek deliği düşmüşse, bunun sebeplerinden biri de budur. Göbek deliğinden içeri giren bir varlık, bedenin içinde kendine bir yuva kurar. Tıpkı bir örümceğin ağını örmesi gibi, orada kök salar ve zamanla bedene yayılır. O bölgeye hastalık tohumları eker, kanser hücrelerini çoğaltır. Gün gelir, doktorlar bağırsaklarında ya da midesinde tümör tespit eder. Mide kanaması, mide kanseri gibi hastalıkların ardında görünmeyen ellerin izleri vardır. Göbek deliği düşmüşse ya da orada bir huzursuzluk hissediliyorsa, bu sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, daha derin bir işaret olabilir. Bu yüzden herkesin kendi bedenini dikkatle kontrol etmesi gerekir. Fakat sadece göbek deliği değil.. Onlar kulaklardan, ağızdan da geçiş yapabilirler. Eğer kulaktan içeri girerlerse, kulak zarına zarar verir ve zamanla işitme kaybına sebep olabilirler. Ağızdan girdiklerinde ise boğazda ya da karaciğerin bulunduğu bölgelerde yuva yaparak insanı hasta ederler. Kimi zaman teşhis konulamayan rahatsızlıkların ardında onların gölgeleri gizlidir. Bu yüzden bedenin temizlenmesi, negatif varlıklardan arındırılması şarttır.
Sayfa 128 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
Kral Şemharuş'a dönüp bir soru daha sordum: "Peki, bu ruhlar... yani iblisler başka nerelerde saklanıyor?" Bir an duraksadı. Gözleri derin bir bilgelikle parladı. Sonra ağır ağır konuşmaya başladı: "Denizin derinliklerinde yaşayan tek kabuklular vardır. Sizler onları alıp evinize koyarsınız. Hatta bazen, kulağınıza dayayıp içlerinden gelen sesi dinlersiniz. İşte o ses... yalnızca denizin yankısı değildir." Sözleri içimi ürpertti. Anlamaya çalışıyordum. "Ne demek istiyorsun?" diye sordum. "Bu kabuklar, denizden çıktıktan sonra birçok yere dağılır. Kimi kumun içinde gömülür, kimi ormanda kaybolur, kimi ise taşların arasında sıkışır. Ama bazıları evlerinize kadar gelir. Ve o sırada, farkında bile olmadan iblisler onların içine girip orada saklanabilirler." Tüylerim diken diken olmuştu. "Yani bu yüzden mi kulağımıza dayadığımızda farklı bir ses duyarız?" ses duyarız?" Şemharuş başını yavaşça salladı. "Evet, bazen duyduğunuz sadece denizin yankısıdır. Ama bazen... o ses, içlerinde saklanan bir varlığın fısıltısıdır. Ve en tehlikelisi nedir biliyor musun? Siz kulağınıza o kabuğu dayadığınızda, iblisler de bunu bilir. O an, onların dünyasına bir kapı açarsınız. Ve bu kapıdan geçerek doğrudan bedeninize ulaşabilirler."
Sayfa 127 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
"İnsanlar var olmadan önce ağaçlar vardı. Ormanlar, bu dünyanın ilk sakinleriydi. Ancak zamanla, gözleri açık olan bazı insanlar ormanda dolaşırken iblislerin çalışmalarına şahit oldu. Büyücüler, bu olayları krallara anlattılar. Ve o gün, büyük bir sır açığa çıktı..." "Kozalakların, insanların ömrünü uzattığını, hatta onları ölümsüz yaptığını öğrendiler." Bunu duyunca irkildim. "Nasıl yani?" "Ölen insanların bedenlerini yakıp şeytana kurban ederek, tekrar dirilmelerini istediler. İblislerle yapılan anlaşmalarla, ruhların yeniden bedenlere verilmesi için bir ritüel başlatıldı. İşte o yüzden kozalaklar, eski çağlardan beri bir anahtar olarak kullanılıyor." Şemharuş bir an duraksadı ve gözlerini üzerime dikerek ekledi: "Sakın... Sakın evlerinde kozalak bulundurma! Çünkü onların içinde kaybolmuş ruhlar hapsolur. Ve bu döngü, insanlık için büyük bir felakete yol açabilir."
Sayfa 126 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
2026 ve 2030 yılları, insanlık için büyük dönüm noktaları olacak. Kimi gözler kör, kimi kulaklar sağır kalacak olan bitene. Ancak uyanık olanlar, bu büyük oyunu fark edecek ve hakikati arayanlar, ışıklarını kaybetmemek için direnecek. Çünkü insanlık, her ne kadar karanlıkla sınansa da her çağda ışığın taşıyıcıları olacaktır.
Sayfa 115 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu