dygvmprlr

dygvmprlr
@kbrakalee
Melek, gözlerimin içine derin bir bilgelikle baktı ve anlatmaya devam etti: "Çift ruhlu insanlar, dünyaya ayrı bedenlerde, ayrı şehirlerde ama aynı ülkede gönderilir. Onlar, birbirlerini bulmakla yükümlüdür. Biri dişi, diğeri erkektir ve kaderin ince dokunuşlarıyla yolları kesiştiğinde, aralarındaki bağ tarifsiz bir şekilde kendini belli eder. Eğer evlenirlerse, görevlerini tamamlamış sayılırlar." İçimde beliren heyecanı bastıramadan sordum: "Peki, sonra ne olur?" Melek hafifçe gülümsedi. "Eğer bu dünyada birbirlerini bulup evlenirlerse, 7. boyuta yükselirler. Onlara burada, insanların kaldığı bölümde bir saray verilir. Emirlerine melekler, iyi varlıklar ve cinler sunulur. Çünkü onlar, ruhlarını tamamlamış, kaderlerini gerçekleştirmiş olanlardır." Sözleri havada yankılanırken, zihnimde yeni sorular filizlendi. Melek, bu defa tek ruhlu olanlardan bahsetti: "Tek başına gönderilen su ruhları, dünyada bir başka su ruhuyla evlenirse, 7. boyutta görev verilir. Onlar, beş defa dünyaya rehberlik yapmak için geri gönderilirler. 7. boyut,yalnızca rehberlik eden, insanlığa ışık olmuş ruhları barındırır. Ve bil ki, cennetin bir kapısı da bu boyutta açılır."
Sayfa 100 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
«Yolunuzu mu kaybettiniz? Siz kimsiniz? Ruhlar âlemine mi geliyorsunuz?" diye sordu biri. Kral öne çıktı: "Evet, biz dünyadan geliyoruz." "Hangi dünya? Muhammed'in dünyasından mı?" "Evet, Hz. Muhammed'in dünyasından." Muhafızların bakışları daha da derinleşti. Birbirlerine kısa bir bakış attıktan sonra, içlerinden biri ellerini açtı ve bizi avuçlarının içine alarak devasa bir salona doğru taşıdı. Burada, insan aklının kavrayamayacağı bir odanın içinde buldum kendimi. Burası, dünyada hiçbir yapının ulaşamayacağı bir ihtişama sahipti. Derken, sarayın sorumlusu olan melek belirdi. Kendini bizim boyutumuza indirerek konuşmaya başladı: "Siz, Muhammed'in dünyasından mı geldiniz?" "Evet, oradan geliyoruz." Muhammed, bizim zaman algımıza göre yeni yedinci boyuta geldi." Şaşkınlıkla sordum: "Nasıl yani? Hz. Muhammed yeni mi bu boyuta geldi?" Melek gülümsedi. Sesi, zamansız bir derinlikten süzülüyordu: “Evet, sizin zaman diliminize göre bu binlerce yıl eder. Ama bizim için sadece yirmi dört saat bile etmez...”
Sayfa 97 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
Kral durdu, gözlerini bana çevirdi ve konuşmaya başladı: Sizin dünyanızda yanan ateşler, kâinatın her yerinde var olan alevler, işte burada, bu gezegende destek bulur. Senin bildiğin çakmak, kibrit, hatta en küçük kıvılcım bile beşinci boyutun enerjisi olmadan yanmaz. Güneşin merkezi bile buraya bağlıdır. Ve bil ki, iblisler, şeytanlar, tüm varlıklar, beşinci boyuttaki enerji sistemine göre hareket ederler. Çünkü burada, ateşin özü saklıdır."
Sayfa 79 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
"Dikkat et, Messe. Insanlar deprem sonrası garip bir enerji hisseder. Bu, sadece yeryüzünün sarsılmasıyla ilgili değildir. İnsanlar, bu süreçte karanlığın etkisine açık hâle gelirler. Özellikle cinsel isteklerdeki ani artış, bu enerjinin bir işaretidir. Bu, Ateşin Çocukları'nın saldığı negatif bir titreşimdir; şeytanın insanları yoldan çıkarma çabasıdır. Bu yüzden, nerede bir insanın üzerinde bu negatif enerjiyi gö-rürsen, müdahale etmek zorundasın. Onları temizlemeden geçip gidemezsin."
Sayfa 32 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu
Kral Erlik, gözlerini benimkilerin içine dikerek söze başladı. Lafi dolandırmadan, doğrudan konuya girdi: "Dünyada en çok deprem nerelerde olur, söyle bana." Bir anlık duraksamadan yanıtladım: "Japonya, Çin, Şili... ve tabii ki Türkiye." Kral Erlik, başını sallayarak doğruluğumu onayladı: "Doğru. Japonya ve Çin'i ele alalım. Oralarda dikkat edersen, insanlığın inancı neredeyse yok olmuş durumda. Allah'a, Rabbimize olan bağlılıkları zayıflamış; maddiyatın ve dünyevi zevklerin peşine düşmüşler. Büyük depremler sırasında açılan çatlaklardan kaçmayı başaran Ateşin Çocukları, bu zayıflıklarını kullanır. Onların bedenlerine girer, zihinlerini kontrol eder ve akıllarıyla oynar. Böylece, insanı kendi karanlık emellerine hizmet eder hâle getirirler." Sesi ağırlaşıyor, anlattığı her kelime âdeta içimde yankılanıyordu. Devam etti: "İnsanlığın zayıf düştüğü yerlerde, bu varlıklar kök salar. Depremler sadece yer sarsıntıları değil; onlar, bu varlıkların kaosu yaymak için bir fırsatıdır. Bu yüzden, inançsızlık ve karanlık arttıkça depremlerin şiddeti ve etkisi büyür."
Sayfa 30 - İkinci Adam Yayınları·Kitabı okudu