Kişi bir yetişkin olarak yaptığı bir hata karşısında sorumluluğu üstlenmeli, gerektiğinde özür dilemeyi, geri adım atmayı ve gönül almayı bilmelidir. Biz yetişkinler sorumluluğumuzu fark edip evdeki çatışma ortamını en aza indirirsek, gelecekte başkasının başına bela olması muhtemel nesillerin önüne geçebiliriz.
Kimileri değersizlik inancı sebebiyle diğer insanları kendinden üstün görerek kendini toplumdan soyutlamaya çalışabilirken, kimileri de diğerlerini değersiz hissettirmeye çalışarak bastırdığı değersizlik duygusunu en aza indirmek ister, durumla böyle başa çıktığını düşünür. Bir başka grup insan ise hayatı boyunca çevresine ama en çok da kendine değerli olduğunu kanıtlamak için başarıdan başarıya koşar ama kendinin değerli olduğuna inanmadığı için her başarı sonrası ayağı takılarak mutsuzluk girdabına düşer.
Bazen de sevgi konusunda cimri davranarak soğuk bir duruş sergiler ve ne kadar sevgisiz bırakılmış olduğumuzu herkese göstermek isteriz. Halbuki yetişkinlik ilişkilerimizde dikkate alınma, şefkat görme, takdir edilme, olduğumuz gibi kabul edilme özlemi dokunaklıdır ve geçmişin boşluklarını ortaya koyar.