Günümüzde gezegenin üstünde canlı olan her birimiz, gerçekten de yaşamın ebedi tarihini, yaşamın ortaya çıktığı andan başlayarak içimizde taşırız. Bu tarih dokularımızda ve kemiklerimizde, bedensel işlevlerimizde ve organlarımızda, beyin hücrelerimizde ve ruhumuzda, atalarımızdan gelen her tür fiziksel ve psişik itki ve dürtümüzde yazılıdır.
Ben yaşamın kendisiyim. Ben hep parlayan ve zamana parmak ısırtan ve beden denilen, hep benim irademle işleyen ve geçici olarak işgal ettiğim madde bileşimlerinde, tutkumu gerçekleştiren sönmez kıvılcımım.