Bazı gece yarıları uyanır, beni, kendisini
seyrederken bulurdu. Yüzümü okşar, burnumu oynatır ya da göğsüme sokulur, yine uyurdu. İçim büyür, içimde dolunay olur, önünden ince bir bulut geçer, bedenim manzaraya
dar gelir, burun direğim sızlardı. Usulca kalkar, pencerede
bir sigara içerdim
Ne olmuștu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim," diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıștı
Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı?
Hangisi Müzeyyen'di? Ya da Müzeyyen kimdi? Ilk tanıdığım kimdi, şimdiki kim?
"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi.
"Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı."
"Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi.
"Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti.