Kitap başta 13. Yüzyılda yaşamış olan Yunus Emre ve hocası Tabduk Sultan, Hacı Bektaşi Veli, Aslanlı Hünkar, Mevlana gibi bir çok dervişten bahsediyor.Köyünü, eşini, çocuklarını kaybeden Yunus Emre Tabduk Sultanın dergahında Allah’a hizmet için hiç bıkmadan kibirlenmeden odun taşıyarak evliyalık makamına ulaşıyor. Daha sonra Anadolu’nun bir çok yerini gezerek ilahi aşkı ele alan şiirlerinin dilden dile aktarılmasını sağlıyor. Kitabı bitirdiğimde anladım ki mana olmadan maddenin hiç bir önemi yok. Dünyevi şeylerden ne kadar uzaklaşırsak Allah’a o kadar yakınlaşırız. Ve binlerce dervişin, evliyanın yaşamış olduğu bu toprakların sadece savaş (madde) ile değil İman (mana) ile kazanıldığı bir kez daha anlamış oldum. Bu sebepten Osmanlı Devleti’nin asırlar boyunca ayakta kalmasına şaşırmamak lazım.