John Berger, Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar kitabı da der ki; “Matissa bir zamanlar bir santimetre kare ile aynı mavinin bir metrekaresinin aynı şey olmadığını söylemişti. Alanın yaygınlığı tonu değiştirir. Aynı şekilde mavi bir daire aynı maviden bir kareyle aynı renk değildir. Sınırların şekli de tonu değiştirir.” İşte aynı tarz ve ağırlıktaki musibetler de kendisine ulaşan insanların fıtratlarındaki farklılıklara ve konuya yaklaşımlarındaki çeşitliliklere göre mahiyet değişikliğine uğrayacak ve farklı tonlarca erişecektir.
“Ey hiçbir dua diğer duaya engel olmadan ve hiçbirini diğerine karıştırmadan bürün dualara birden cevap veren
Ey ısrarla isteyenlerin ısrarları kendisini asla usandırmayan…”
Oscar Wilde da isimlendirmenin etkilerine tefekküründeye ayirmis biri olarak su tespitleri yapar: "Yaşadığınız hüzün için yerinde bir ifade bulursanız hemen kanınız ısınır ona. Neşeniz için isabetli bir ifade bulursanız, duyduğunuz sevinç ve heyecan kat be kat artar. (...) Kederin dilini kullanin. Prens Hamleten ve Kraliçe Constanceden ögrenin kederin nasıl ifade edildiğini.
Göreceksiniz, sırf ifade etmek, dile getirmek bile avuntunun bir biçimidir."
“Kederler, fikirlere dönüştükleri andan itibaren kalbimizi yaralayacak güçlerini yitirmeye başlarlar”
“Belanın şiddeti, musibetin büyüklüğü ile değil, sabrın yeterliliği ile ölçülür. Konfüçyüs, kuyu derin değil ip kısa, derken bunu kastediyor olmalıdır”