Eyyüp Keleş

Eyyüp Keleş
Paylaşımlarım kendime ait notlardır
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
çoğu insan öngörülemeyen, yeni ve belirsiz durumlarla karşılaştıklarında zaman zaman endişelenirler. Endişelenmiş olmanız, bir sorun olduğu anlamına gelmez. O halde endişe ne zaman bir sorun halini alır? Ruh sağlığı alanında endişeyi çoğu günler varolduğunda, karşılaşılan duruma göre aşırı olduğunda, kontrol etmesi zor olduğunda ve kişinin günlük yaşamını engellediğinde ya da belirgin sıkıntıya yol açtığında problem olarak değerlendiririz. Örneğin, eğer yaklaşan bir sınav için çalışmaya konsantre olamayacak kadar endişeleniyorsanız ya da bir iş görüşmesini iptal edecek kadar görüşme hakkında endişeliyseniz, sorun yaratacak boyutta endişe sahibi olmanız olasıdır. Yaşam kalitesinde bir azalma da, endişe konusunda bir sorun olduğuna işaret edebilir. Kafanız endişeler ile fazlasıyla meşgul olduğu için, sevdiklerinizle geçirdiğiniz zamandan keyif almanızın güçleştiğini görebilirsiniz ya da öncesinde onlar hakkında endişelenmek istemediğiniz için zevkli aktivitelerden kaçındığınızın farkına varabilirsiniz. Örneğin bazı kişiler, çocuklarının sağlıkları ve mutlulukları hakkında hissettikleri endişenin, onlarla oyun oynarken bile eğlenmekten çok endişeler üzerine konsantre olmalarına neden olacak kadar fazla olduğunu bildirmişlerdir.
Kızgın, asi, sinirli, kaygılı, dürtüsel, saldırgan tavırların azalması, nazik, şefkatli tutumların artması, akıl ve kalbin birleştirilerek eğitilmesini gerektirir. Batı, terk ettiği manevi değerleri modern yaşamın kazanımlarını koruyarak psikoloji adı altında tekrar hayata geçirmektedir. Bunun ifade şekille rinden biri de, "duygusal zeka kavramı olmuştur.
Geçmiş çağlarda atalarımızın "nefis terbiyesi" olarak belirttikleri duygusal dersler de aslında aynı şeydi. Kendini tanımak, kendini denetlemek, diğergamlık (empati), anlaşmazlık çözme, işbirliği yapma gibi temel insani beceriler atalarımızca nasıl öğretiliyordu? İstanbul'da, Anadolu'da, bütün Ortadoğu'daki "dergâhlara" ilim öğrenmek için gelenlere "önce edep" denilmesi, duygusal hayatımızın akıllıca yönetilmesiydi. Zaten tutkularımızı, düşüncelerimizi, değerlerimizi ve yaşamı iyi yönetmek gerçekte bilge olmaktır.