Sergüzeşt... Bu kitabı okumaya başlarken yalnızca köleliliğin toplumsal etkilerinden bahsedileceğini zannederek almıştım elime. Cariyeliğin ve köleliğin acınası taraflarını ; özellikle o zamanlar ana babadan yoksun bir vaziyette olanların bir halayık parçası olarak satıldığını, o köşeden başka bir köşeye atılıp sahiplerinin buyruklarını yerine getirmekten başka çaresi olmadığını aktarıyor kitap fakat bu duruma fazlasıyla üzülmekle beraber belki de asıl temanın bu olmadığı bilincine vardım. O da aşkın mevki ve toplumsal statü ayırt etmeksizin her gönülde yüce olmasıydı. Birinin efendi olarak gördüğü kimsenin kalbinde, bir köle parçası hüküm sürebilirdi. Bir efendi bir köle parçasının kalbinin önünde el pençe dîvan olabilirdi ki bu belki de hiç kimsenin yakıştıramayacağı bir durumdu. Ama adı üstünde, aşktı bu...