"Ömründe hiç kitap okumamış birine, birçok kitap okumuşçasına deneyim yaşatacak bir kitap önerseniz, bu hangisi olurdu?"
Bu soruyu nereden gördüğümü bile hatırlamıyorum, o kadar eski. Ama soruya yanıt verebileceğim o kitabı sonunda bulduğumu anladığımda, yüzümdeki gülümsemeyi saklayamadım.
Sanırım bu yüzden "ders sırasında neden güldü ki şimdi bu?" diyenler olmuştur. :)
Eğer okuyan birileri varsa baştan söyliyim. Bu benim için yalnızca okuduğum bir hikaye değil. Bu yüzden bu inceleme çokça kişisel cümleler içerecek.
Hâlâ buradaysan başlıyorum.
Edmond Dantes.
Bu ismi hafızama kazıyan tam olarak hangi özelliği olduğunu bilmiyorum. Bu yüzden onu övebileceğim kelimeleri öğrenene kadar ondan bahsetmek yok.
Monte Cristo Contu ismini ilk gördüğümde, bu kitabı okuduktan sonra değişicem, dedim kendime. Nedenini sorarsan, tuhaf psişik anılarım olduğunu söylicem ve deli deyip geçmeni izlicem.
Şaka yapıyorum :) İç güdülerim çok kuvvetli diyelim.
Kitabı 2 cilt şeklinde kitap fuarından aldım. 155₺ demişti standdaki çocuk. Yanımda sadece 150 kaldı dedim.
Poşeti elime tutuşturdu.
Üzerindeki jelatini sökmeden kitaplığımda tam 1 sene kaldı. Bir bahanem vardı, zamanım yoktu(!)
Aslında zamanı gelmemişti, çok sonra anladım.
1 yıl sonra elim jelatine değdiğinde de hazır hissetmiyordum. 2 aydır bir sayfa bile kitap okumamıştım. Ama okula giderken ilk kitabı çantama attım.
Okulun yorucu düzeni okumama yardımcı olmadı. Yaklaşık 1 ayda 50 sayfa okudum.
İşte bu savaşı kazandığımın işaretiydi.
Kalan 1400 sayfayı birkaç gün içerisinde okuduğumda zihnimde şiddetle yankılanan "biliyordum" ları susturmaya çalışmadım. Bazılarınız abartıyorsun diyecekler.