Serbest piyasa bir yanılsamadır. Bazı piyasalar serbest görünüyorsa, bunun nedeni görünmez olmaları için onları destekleyen yönetmelikleri tamamen kabul etmemizdir.
Son bir asırdır, İslami aktörler ve sekülerler, Müslüman dünyadaki sorunların varlığının farkındalardı -ama sebepleri genelde yanlış yerlerde aradılar. İslami aktörler, sorunların nedeni olarak ya Batı sömürgeciliğini ya da ülkelerindeki Batılılaşma reformlarına suçladılar. Sekülerler ise, öncelikle İslami aktörleri suçlasalar da Batı karşıtlığı konusunda çok farklı davranmadılar. Birbirlerinden farklı görünen bu iki grup, son tahlilinde devletçi olma noktasında birbirlerine benzemektedirler.
Ancak Osmanlıların en büyük başarısızlığı, askeri stratejileri değildi; aksine, Batı Avrupalıların entelektüel ve sosyo-ekonomik alanlardaki ilerlemelerine ayak uyduramamalarıydı. Bu başarısızlığın başlıca sorumlusu ise ulema-devlet ittifakıydı.
11. yüzyılda yaşanan büyük bir dönüşüm din ve devleti daha somut ifadesi ile ulema ve askerî devleti bir araya getirdi. Bu süreç devlet tarafından yönetilen medreseler aracılığıyla Müslüman âlimlerin devlet memuru haline getirilmesini; iktâ sistemi aracılığıyla ekonominin askerîleştirilmesini ve buna mukabil filozoflarla tüccarların marjinalleştirilip kenara itilmesini içeriyordu.