Ha-Joon Chang

Ha-Joon Chang

Yazar
8.1/10
29 Kişi
·
76
Okunma
·
8
Beğeni
·
647
Gösterim
Adı:
Ha-Joon Chang
Unvan:
Güney Koreli Ekonomist ve Yazar
Doğum:
Seul, Güney Kore, 7 Ekim 1963
Cambridge Üniversitesi Kalkınma Çalışmaları'nda yönetici yardımcısıdır. Çeşitli BM kurumları (UNCTAD, WIDER, UNDP VE UNIDO), Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası dahil pek çok uluslararası organizasyonda danışmanlık yapmıştır. Devlet, pazar ve kurum teorilerinden, geçiş ekonomilerine kadar pek çok konuda makaleleri yayınlanmıştır.
Fakir ülkelerdeki zenginler fakirleri ülkelerini aşağı çekmekle suçlamak yerine, kendilerinin neden zengin ülkelerdeki zenginler gibi ülkelerini daha yukarı çıkaramadığını sormalılar.
Afrika'da son otuz yıldır devam eden durgunluğun asıl sebebi bu dönemde kıtanın uygulamaya zorlandığı serbest piyasa politikalarıdır. Tarih ve coğrafyanın aksine politikalar değiştirilebilir.
Bu ülkelerdeki yüksek öğretim sistemi bazı insanların daha iyi görmek için ayağa kalkarak diğerinin görüşünü engellediği bir tiyatroya benzedi. Yeterince insan ayağa kalktığı zaman, herkes ayağa kalkmak zorunda kalıyor ve bu da kimsenin görüşünün bir diğerine göre daha iyi olmadığı ama herkesin ayakta olduğu için daha rahatsız olduğu anlamına geliyor.
Bir ülkeye aynı anda çok sayıda göçmen gelirse, o ülkenin halkı yeni bir ulusal kimlik oluşturmada sorun yaşar. Ulusal kimlik olmayınca da sosyal bütünlüğü sürdürmek zor olacaktır. Bu da göç hacmi ve hızının kontrol altında tutulmasını gerektirir.
Sonuçlarda bir nebze olsun eşitlik yoksa (örn. tüm ailelerin gelirleri çocuklarını okula tok göndermelerini sağlayacak düzeyde değilse), eşit fırsatlardan (yani ücretsiz okullardan) bahsetmek çok da anlamlı olmaz.
Kendileri bir zamanlar gelişmekteyken uygulamadıkları politikaları gelişmekte olan ülkelere uygulamaya teşvik ederken "Dediğimi yap, yaptığımı yapma!" diyorlar.
Üniversite öğrencisi oranında kritik eşik geçildiğinde, insanlar üniversiteye iyi bir iş bulabilmek için gitmek zorunda kalıyorlar. Diyelim, nüfusun yüzde 70'i üniversiteye gidiyor, o halde üniversiteye gitmemek yetenek dağılımında en alt sıralarda olmak anlamına geliyor, bu da iş aramaya başlarken en iyi yol olmuyor. Dolayısıyla insanlar ileride çalışacakları işte kendilerini bir faydası dokunmayacağını bildikleri şeyleri öğrenmekle "zaman kaybedeceklerini" bilerek üniversiteye gidiyor. Herkesin üniversiteye gitmek istemesiyle, yüksek eğitim talebi giderek artıyor, bunun sonucunda üniversite sayısı artırılıyor ve dolayısıyla doğal olarak üniversite öğrencisi oranı da yükseldiğinden insanların üzerindeki üniversite baskısı çoğalıyor.

Zamanla, bu da diploma enflasyonuna neden oluyor. Artık herkesin bir üniversite diploması olduğuna göre, fark yaratabilmek adına yüksek lisans, hata doktora yapmanız gerekiyor; tabii bu tür bir üniversite öğreniminin gelecekteki işinizi daha üretken şekilde yapmanızı sağlamayacağını vurgulamaya hiç gerek yok.
344 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Güney Koreli bir iktisatçı tarafından kaleme alınan bu eser; ekonomi okuyan veyahut ekonomiye ilgi duyan herkesin mutlaka başvurması gereken bir kaynak niteliğinde. Yazar, doğru bildiğimiz yanlışları çarpıcı bir şekilde bize gösteriyor. Bunu da "söylenenler" yani piyasaya hakim olan güçlerin yalanları/aldatmacaları ve "söylenmeyenler" yani arka planda kalan, gerçeklik barındıran durumlar gibi farklı iki başlık altında gerçekleştiriyor.

Yazar, herkesin doğru veya yanlış en az bir fikrinin bulunduğu Kapitalizm hakkında, kimi zaman kabul etmekte zorlanacağımız savlarda bulunuyor.

* * *
"Bazı insanlar bacaklarına bağlı kum torbalarıyla 100 metre koşmak zorundayken, kimsenin önde başlamasına izin verilmemesi yarışı adil yapmaz. Gerçekten adil ve etkin bir toplum için fırsat eşitliği kesinlikle gereklidir ama yeterli değildir." (Sayfa 278)

"Hangi ülkenin zengin veya fakir olacağını belirleyen etmen, zenginlik yaratan faaliyetlerin fiziksel doğası değil, bu faaliyetlerin içeriğini oluşturan bilgilerin üretimi ve kontrolüdür." (Sayfa 324)

"Özellikle Afrika ve Latin Amerika ülkeleri olmak üzere çoğu fakir ülke IMF ve Dünya Bankası gibi serbest piyasa hayranı uluslararası finans örgütlerinden ve IMF ve Dünya Bankası'nı kontrol altında tutan zengin ülkelerin hükümetlerinden borç para alabilmek için serbest piyasa politikaları uygulamak zorunda bırakıldılar." (Sayfa 328)

Üniversite (Oktay Sinanoğlu'nun deyişiyle Evrenkent) okuyan öğrencilerin sayısının artması ve bunun sonucunda artan işsizlik oranları hiç bu kadar iyi bir şekilde ifade edilmemiştir sanıyorum ki. Bkz.
#27660316
#27660251


En çok dikkatimi çeken ve ne yazık ki gerçeklik barındıran unsurlar yukarıda belirttiğim ifadelerdir. Birçoğumuz bu konular üzerine kafa yorduğumuzda gerçekleri açık bir şekilde görebiliriz.
* * *

Diğer taraftan kitabın adına baktığımızda ise akıllara "Acaba nedir bu 23 şey" sorusu geliyor.

-Serbest piyasa diye bir şey yoktur.
-Çamaşır makinesi dünyayı internetten daha çok değiştirdi.
-ABD dünyadaki en yüksek yaşam standartlarına sahip ülke değil.
-Azgelişmişlik Afrika'nın kaderi değil.
-İyi ekonomi politikaları iyi ekonomistler gerektirmez.

Kapitalizm hakkında bize söylenmeyen 23 şeyin tamamı için muhakkak kitabı okumanızı tavsiye ederim. Özellikle ekonomi öğrencileri okulda verilen basmakalıp müfredatla yetinmemeli, bu tarz kitaplar okuyarak kendilerini daha çok geliştirmeli.
344 syf.
·8/10
Tüm iktisatçı arkadaşlarım tavsiye ediyorum. Hem eğlenceli hem de öğretici.. Kitap sizi kesinlikle sıkmıyor, ayrıca 23 'e ayrılmış bölümlerin her biri kendi içinde haklılığını ispatlamaya çalışırken size de müthiş bir beyin fırtınası imkanı sunuyor..
362 syf.
·92 günde·Beğendi·8/10
Kitap sanki farklı örnekler üzerinden aynı zamanda Türkiye'yi de anlatıyor. Gelişmiş ülkeler elbette ki diğer ülkelerin kalkınmasını ve ilerlemesini istemez ve onların üstün sanayi ve teknoloji yatırımı yapmalarını engellemeye çalışır. Az gelişmiş ülkelerin ise işte tam da bunun aksine daha çok bu alanlara yönelmeleri gerekir ki aradaki makası kapatabilsinler. Fakat bunun için ihtiyaç duyulan özellikle nitelikli insan kaynağı ve işgücünün yetiştirilmesi, başta kamu olmak üzere likayata dayalı istihdam sisteminin hayata geçirilmesidir. Ve bundan daha önemlisi ve öncesi daha çok hukuk ve adalet ve de kaliteli demokrasi gerekmektedir. Bir yerden mutlaka ciddi ve disiplinli bir şekilde başlamaları elzemdir ki zamanla eğitim-hukuk-demokrasi-nitelikli işgücü sürekli birbirini beslesin ve üstün vasıflı ve de üretken bir toplum yavaş yavaş ortaya çıksın. Zahmetli ve maliyetli olduğu kadar, müreffeh yarınlar için bugünü feda etmeyi göze almak gerekir. Bu da her toplulukta olmayan ayrı bir vizyon ve erdem zannedersem.
Syf. 277'den "İnsanlar yoksul olduklarında onların onurlarını satın almak kolaydır. Çok düşük ücretlerle çalışan devlet memurlarının rüşvetin cazibesine karşı koymamaları gibi aç insanların bir torba un için oylarını satmaları zor değildir." Syf. 279'dan "Daha iyi hayat şartlarıyla insanlar daha yüksek davranış standartlarına erişebilirler." Syf.346'dan "Geleceği iyileştirmek için mevcuttan ödün vermek basit ama güçlü bir ilkedir." Syf. 349'dan "Tarih tekrar tekrar, zengin ülkeleri yoksul olanlardan ayıran en önemli tek şeyin daha yüksek imalat kapasiteleri olduğunu göstermiştir."
248 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Spoiler içerir:
Bir kalkınma iktisatçısı olan Ha Joon Chang gelişmekte olan ülkelere tavsiye edilen "iyi politikalar"ın aslında onlar için gerçek anlamda "iyi politikalar" olmadığını iddia etmektedir. Kalkınmak için serbest piyasa sisteminin gelişmekte olan ülkelere dayatılması yanlıştır. Bakınız İngiltere de belirli bir kalkınma seviyesine gelene kadar özellikle yün ticaretinde fazlasıyla korumacı davranmış, serbest piyasa ekonomisinden elinden geldiğince kaçınmıştır. IMF (Uluslar arası Para Fonu) ve WB (Dünya Bankası) gibi kuruluşlar gelişmekte olan ülkelerin kalkınma politikalarına müdahale etmeyi bırakmalıdırlar ki bu ülkeler gerçek anlamda bir kalkınma sürecine girebilsin. Ha Joon Chang'in kitabının orijinal isminde olduğu gibi (Kicking Away The Ladder) gelişmiş ülkeler gelişme sürecinde kullandıkları yolu gelişmekte olan ülkeler kullanamasın diye "merdiveni aşağıya itelemiş", gelişmekte olan ülkelerin gelişmesine engel olmuşlardır. Bu nedenle artık daha fazla bu kalkınma sürecine müdahale edilmemelidir. Zaten her ülkenin kalkınma sürecinde kendine has farklı bir yol izlemesi gerekir çünkü her ülkenin bu süreçte ihtiyaç duyduğu politika farklıdır. Kendi ihtiyaçları doğrultusunda üstten herhangi bir müdahale olmadan uygulanan politika henüz gelişememiş olan ülkenin gerçek anlamda gelişmesini sağlayacaktır.
Moiz Efendi
Moiz Efendi Kapitalizm Hakkında Size Söylenmeyen 23 Şey'i inceledi.
344 syf.
Bu kitabın yazarı iktisatçı Chang, aslen Koreli bir kalkınma ekonomisi uzmanıdır. Çeşitli ödülleri vardır. Bu kitabı da Amerika'da bestseller olmuştur. Bu kitap bir serbest piyasa ekonomisi eleştirisidir. İçerdiği 23 eleştirinin başlıkları şöyledir;
-Serbest piyasa diye bir şey yoktur.
-Şirketler sahiplerinin çıkarlarına göre yönetilmemelidir
-Zengin ülkelerde çoğu kişi gerekenden fazla maaş alıyor
-Çamaşır makinesi dünyayı internetten daha çok değiştirdi
-İnsanlar hakkında en kötüsünü düşünürsek, başımıza en kötüsü gelir
-Daha büyük makroekonomik istikrar, dünya ekonomisinin istikrarını artırmadı
-Serbest piyasa politikaları fakir ülkeleri nadiren zenginleştirir
-Sermayenin milliyeti olur
-Sanayi sonrası çağda yaşamıyoruz
-ABD dünyadaki en yüksek yaşam standartlarına sahip ülke değil
-Az gelişmişlik Afrika'nın kaderi değil
-Hükümetler kazananları belirleyebilir
-Zenginleri daha da zenginleştirmek hepimizi zenginleştirmez
-ABD'de yöneticilerin maaşları gereğinden yüksektir
-Fakir ülkelerdeki insanlar zengin ülkelerdeki insanlardan daha girişimci
-Piyasayı kendi haline bırakacak kadar akıllı değiliz
-Daha fazla eğitim bir ülkeyi daha da zenginleştirmez
-General Motors için iyi olan bir şeyin mutlaka ABD için de iyi olacağı söylenemez
-Komünizm yıkıldı ama planlı ekonomi ayakta
-Fırsat eşitliği adil olmayabilir
-Büyük hükümetler insanları değişikliğe daha açık hale getiriyor
-Finansal piyasaların daha çok değil, daha az verimli olması lazım
-İyi ekonomi politikaları iyi ekonomistler gerektirmez.

Bu 23 eleştirinin 16 tanesine katılıp, 7 tanesine katılmadım. Basitçe bir örnek vermem gerekirse; "az gelişmişlik Afrika'nın kaderi değil" başlığında anlatılan şey, Afrika hakkındaki kötü önyargılar, insanların tembel oluşu, iklimin elverişsizliği bahaneleri ve bunların yanlış olup aslında Afrika'nın gelişime açık olduğudur. Buna kanıt olarak da 1980-90 arası gelişme örnekleri verilmiş. Bu eleştiriye katılmamamın sebebi şu; politikanın ekonomiye yön verdiğini hatırlayarak, Afrika'nın bir kıta olduğunu ve aslında doğu-batı-kuzey-güney olarak bölünmüşlüğünü, bu bölgelerde birer önder devlet olduğunu (Güney Afrika, Nijerya,Etiyopya gibi) düşünmemiz gerekir. Yani tüm Afrika kıtasının büyüme oralarının 1980-1990 arasında yüksek olması, onun her ülkesinin gelişebilir özellikte olmasından değil, bölgesel güçlerin gelişmesindendir.

Kitabın diğer bölümleri ile ilgili genel bir eleştirim daha var; hemen her bölümde, belki yazar Koreli olduğundandır, sürekli Kore ve Japonya örnekleri veriliyor. Örneğin insanlara güvenmek ve yönetici maaşları konusunda... Halbuki ekonomiyi takip eden herkes bu ülkelerin istisna olduğunu ve dünyanın çoğu ülkesinden farklı işlediğini görebilir. Bunun sebebi olarak genellikle Konfüçyüs öğretisi gösterilir. Yani bu ülkelerde kullanılabilir politikaların başka ülkelerde de kullanılabileceği fikri anlamsızdır, bu örnekler de abestir.

Ekonomiye meraklı olanlar için kolay okunabilecek bir kitaptır. Ayrıca 23 eleştiri de her zaman karşılaşılabilecek konulardır. Bu temel konuları tekrar bir düşünmek iyi olacaktır. Tavsiye ederim.
Cihan Kara
Cihan Kara Kapitalizm Hakkında Size Söylenmeyen 23 Şey'i inceledi.
344 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
İktisadi anlamda dünyaya farklı bakmayı sağlayacak bir eser. Klasik kapitalizm eleştirisi yapmak yerine alternatif modelleri göz önüne seren yazar kapitalizmin aslında hangi çeşidinin insanlığa faydalı olacağını tartışıyor. Bazı kısımları ekonomi ile uğraşmayanlar için eziyet olabilir fakat okunmalı.
344 syf.
·1 günde·10/10
Güney Koreli ekonomist Ha-Joon Chang tarafından yazılan, bildiğimiz ekonomistlerden çok fazla duyamayacağımız şeylerin söylendiği ilginç bir kitap. Serbest piyasa ekonomisini yerden yere vurduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu bir ekonomi kitabı olmaktan ziyade, popüler bilim kitabı olarak adlandırılabilir. Kitabın hemen hemen tamamında somut veriler ve karşılaştırmalara çıkarılan sonuçlar sizi şaşırtabilir. Özellikle “Daha fazla eğitim bir ülkeyi daha da zenginleştirmez” gibi konu başlıklarını düşündüğümüzde, herkesin söylediklerinden farklı şeyler söylendiğini kestirebilirsiniz. Uzun zamandır bu kadar farklı düşünceler içeren bir kitap okumamıştım. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
448 syf.
·10 günde·10/10
Kitabın puanının 5 olduğunu görünce çok şaşırdım. Kesinlikle ekonomi bilimine giriş için mükemmel ötesi bir kitap. Her şeyden ufak, ufak anlatıyor. Ve bunu anlatırken çok basit bir dil kullanıyor. Ekonomi bir çok düşünce okuluna, tarafa sahip olmasına rağmen yazar bir taraf tutmadan gerek liberalizm gerek sosyalizm hepsini bilmenizi yararlı yanlarını öğrenmemiz gerektiğini söylemiş ki ne müthiş bir fikir. Düşüncelerin kölesi olmayı bırakıp gerçekten işine yaran bilgiyi alabilme cesareti.
248 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Iktisatcilarin aslinda ne kadar sahtekar olduklarini anlatan bir kitap. 4. sinifta bu kitabi okumam aslinda baya gec oldu, zira kitapta anlatilanlar gercekten dogru. Neo liberal cizgide kendimizi kandirarak egitim görüyoruz. İktisat öğrenmek zaten yeterince ic kararticiyken, bu kitabi okumak durumu daha da ileri goturuyor. Kisacasi bu Koreli abimiz demis ki, bunlar hep Amerikan oyunu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ha-Joon Chang
Unvan:
Güney Koreli Ekonomist ve Yazar
Doğum:
Seul, Güney Kore, 7 Ekim 1963
Cambridge Üniversitesi Kalkınma Çalışmaları'nda yönetici yardımcısıdır. Çeşitli BM kurumları (UNCTAD, WIDER, UNDP VE UNIDO), Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası dahil pek çok uluslararası organizasyonda danışmanlık yapmıştır. Devlet, pazar ve kurum teorilerinden, geçiş ekonomilerine kadar pek çok konuda makaleleri yayınlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 76 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 93 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.