Kemâl Acar

Kemâl Acar
@kemalacar
Yunanistan üzerindeki Fenike etkisini nihai tasfiyesi ve "hayal" diyerek tamamen reddedilmesi, ancak 1920'lerde, Yahudilerin 3. Enternasyonal'de oynadıkları hayali ve gerçek rolün bir sonucu olarak antisemitizmin giderek şiddetlenmesi ile gerçekleşti. 1920'ler ve 1930'larda, tıpkı Yunanistan'ın Fenikeliler tarafından kolonileştirilmesine ilişkin bütün efsaneler gibi, Fenikelilerin MÖ 9. ve 8. yüzyıllarda Ege ve İtalya'daki varlığı hakkındaki bilgiler de karalandı. Birçok Yunanca ismini ve sözcüğü Sami kökenli olabileceği yolundaki pek çok eski varsayım tümden reddedildi.
Ketebe Yayınları 2024 S: 74
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Her ne kadar Eski Çağ Modeli'ne gösterilen düşmanlığın ana kaynağı ve Ari Modeli'nin temel dayanağı her zaman ırkçılık olmuşsa da, 18. ve 19. yüzyıllarda Mısır dini ya da "bilgeli"ğini oluşturduğu tehditten korkuya kapılan Hristiyanların Mısır'ın önemine yönelttikleri saldırı, ırkçılığa eşlik etmiştir. Bu Hıristiyan saldırıları, Yunanlıların Mısır’ın önemi hakkında söylediği sözleri kabul etmiyor ve Mısır'ın yaratıcılığını küçük göstermek için Yunanistan’ın bağımsız yaratıcılığını övüyordu. Nitekim Eski Çağ Modeli'ne yönelik ilk meydan okumaların 1815 ile 1830 arasında meydana gelmesi son derece anlamlıdır; çünkü bu yıllar Fransız devriminin ardından güç olarak görülen mason rasyonalizmine karşı yoğun gericilik yılları; ve romantizm ile Hıristiyanlığın canlandığı yıllardı. Ayrıca, Hristiyanlık Avrupa ile özdeşleştirildiği için, bunların ikisi (Hristiyanlık ile Avrupa) "eski" ve imansız Türklere karşı Hristiyan Avrupalı ve "genç" olan Yunanlıların mücadelesini destekleyen Helensever harekette bir araya gelebilirdi.
Ketebe Yayınları 2024 S: 70
Ortaçağda ve Rönesans'ta insanlar Mısırlıların renginden emin değilken, Mısır dostu masonlar onları beyaz görme eğilimindeydi. Bundan sonra 19. yüzyıl başı Helen tutkunları, Mısırlıların beyazlığından kuşku duymaya ve uygarlaşmış olduklarını reddetmeye başladı. Mısır'ın Afrika ile yakın ilişkileri olduğu, ancak 19. yüzyıl sonunda ancak, Mısır felsefi ününden tümüyle yoksun bırakıldığı zaman yeniden kabul edildi.
Ketebe Yayınları 2024 S: 70
Mısır ruhban zümreleri, aslında tutucu düşünürler için, en azından Platon bu modele dayalı olarak Koruyucular'ı tasarladığı zamandan beri çekici olmuştur. 18. yüzyılda bu düşünce tarzı masonlar tarafından benimsenmiştir. Fakat masonlar, görünüşe göre, ortaçağda bile Mısır'a özel bir ilgi göstermiştir; çünkü, geleneksel inançları izleyerek, geometri ve duvarcılığın ana yurdunun Mısır olduğuna inanmışlardır. 18. yüzyılın sonlarında spekülatif masonculuğun kurulmasıyla, masonlar Gülhaççılıktan ve Bruno'dan yararlanarak "iki katmanlı bir felsefe" kurmuşlardır. Bu, kitleler için batıl inançlı ve sınırlı bir dini, fakat aydınlanmışlar için, saf özgün Mısır dinine dönüşü öngörüyordu; zaten bütün öteki dinler de Mısır dininin kalıntılarından yaratılmıştı. Nitekim, Aydınlanma Çağı'nın hemen hemen bütün önemli kişilerinin üye oldukları masonluk, kendi dinini Mısır dini olarak; kendi işaretlerini hiyeroglif olarak; kendi localarını Mısır tapınakları olarak; ve kendilerine de Mısır rahipleri olarak görüyordu.
Ketebe Yayınları 2024 S: 65
Kopernikus matematiği İslam biliminden türetilmişti; ama heliosanrizmi, görüşüne göre, Mısır kökenli Tanrısal Güneş düşüncesinin canlanmasıyla ortaya çıkmıştır; bu canlanma, Hermesçiliğin sağladığı entelektüel çevre içinde meydana geldi; Kopernikus da bu çevre içinde kişiliğini bulmuştu. 16. yüzyılın sonunda, onun düşüncesinin savunucusu olan Giordano Bruno, bu konuda daha açık sözlüydü. Bruno, Ficino'nun Hristiyan neo-Platoncu Hermesçiliğinin belirlediği saygınlık sınırlarını aşmıştı. Din Savaşları'ndan ve Hristiyan hoşgörüsüzlüğünden dehşete düşen Bruno, özgün ya da doğal dine, yani Mısır dinine dönülmesini savunmuş, bu nedenle de 1600 yılında Engizisyon tarafından yakılarak idam edilmiştir.
Ketebe Yayınları 2024 S: 64