Çünkü cesaret her gün kendinizden bir nebze feda edip bir fikri geliştirmeye koyulmaktır, bir meleleye katkı sunmaktır veya bir kurumun büyümesine yarımcı olmaktır. Bu da sistem ister, prensip ister. Demek ki cesaret evvela düşünmek ister.
İnsanın yeteneğiyle, potansiyeliyle sevdiği konuları bir araya getirmek, oraya yönlendirmek lazım. İnsan yetenekleri ölçüsünde çalışırsa, yaptığı işi de sever. Sevdiği iş de insanı kurtarır. İnsan sevdiği işi yapınca işinin büyüklüğünün küçüklüğünün de önemi yoktur.
Hannibal'in bir hedefi vardı. Hedefine ulaşmak için yollar arıyordu. Ona hareketi veren işte bu hedefidir. Hedefinin baskın olması, en olmaz koşullarda bile yürümesini sağladı. Bir yol tıkalıysa diğerinden gidersiniz, o da tıkalıysa üçüncü yolu siz yaratırsınız. Ancak bir defa geçtiğiniz yoldan geri dönmeyeceksiniz, çünkü lüzumsuz geri dönüş başarısızlıktır, tekrara düşmektir, ufku kapatmaktır.
Önünüze bir hedef koymanız sizi ayıracak. İnsanın hedeflerini belirleyip ona göre yaşaması gerekiyor. İnsan hayatı ''piyangoya'' bırakılmayacak kadar değerlidir.