"Olanların korkunçluğunu işte o zaman anladı Sultanmurat. At hırsızları pulluğa koştukları hayvanlara göz koymuşlardı. Bunu anlayınca yüreğinde bir şeyler koptu sandı. Ellerini gevşetmek için ne denli uğraştıysa da hepsi boş. Boğulacak gibiydi. .."
"Köyden ayrılırken son bir kez görüşemedim onunla. İşte mendili şuramda, göğüs cebimde. Yağmurdan, kardan gözüm gibi saklıyorum. Sevgilim de aklımda hep, gece gündüz onu düşünüyorum. Mirzagül kızı düşünmezsem nasıl avunurum ben, neyle oyalanırım?.."
"onu kendisi yapan şeyin oğlunun dünyaya gelişi olduğunu, yaşamında babalık duygularından daha yüce, daha güçlü hiçbir şey tatmadığını anladı. işte o yüzden çocuklarına, özellikle oğluna şükran borçluydu..."