Cemo' dedi yigitsin, yüreklisin ya, dişi ceylansın. Benim gibi canavara karşı duramazsın. Ezdirme kendini bana! Yanağının gülü, dudağının balı,kana bulanmasın. Gel pes de de , başım tacı edeyim seni.
...
Hay kendini canavar sanan it oğlu. Seni hangi ana doğurmuş ki,erlik meydanında kancıklık edersin! Yanağımın gülü de,dudagımın balı da haram senin gibisine...
Aşk Hikâyesi
Kokladım kokladım kokladım... Bazı kitapların filhakika abartısız söylüyorum (bilen bilir zaten:) kurgusunun güçlü olmasından mıdır? Yoksa karakterlerin elzem olmasından mıdır? Bir şeyi var ki ilk bakışta aha buldum! tarzında bir şey değil o, kendinden efsunlu giz.
Biz gelelim şu nice ihtişamlı yorumlara sebebiyet veren aşk hikayemize. Papaz Yorgi’nin kızı Kaknusia ile Yunus Bahşı’nın Bahçesaray’da başlayan ve Âsitâne’ye uzanan yarım asırlık bir aşk hikâyesini konu edinen dillere destan bir roman.
Bahşı’nın aşkı için mücadelesi, aşkından vazgeçmeyişi hatta aşkı uğruna nice zorluklara göğüs germesinin yanında Kaknusia’nın aşkını saklı bir mabed gibi gizlemesi.. Sonra Evrennik İshak ve Gunala… Ve hatta Kaligra Sultan tekkesindeki Hayran Abdal… Her biri için aslına bakacak olursak kitap içinde kitap yazılması gerektiriyor. İskender Pala konuşulmasından çok daha fazlasını hak ediyormuş sahiden de. Bir kalemi böylesine ustalıkla çarpıştırabilmek alkışa şayan.
Kitabı okuyanın içinde bine bin katan duygular, hazmedemezlikler, yana yakılırcasına sitemler, bu böyle uzayıp gider. Bahşı'nın böylesine rengi karalığı da aşmış bir sevdayla hiç durmadan zamanı bilmeksizin bütün aklında fikrinde Kaknusia'yı arayıp durmasının ona ve okura yansıttığı onca his.. eridim eridim tekrar eridim Bahşı. Böyle sevda da herkese nasip olmaz (evet kurgu olsa bile:))
Kitap reenkarnasyon yaşattırdı sanki. Kitabı bırakıyorum elimden ama nâmümkün ki enfüste orda olmayayım. Demek ki sayın İskender Pala'nın bu kadar kavî bir kalem gücü varmış. İyi ki tattık ve bir kez daha iyi ki kitaplar ve iyi ki böylesine yazarlar var dedirten bir yazar daha çıktı karşıma. Ne mutlu okurlara..
Bahşı'mm, mücadeleci âsi ruhum.. kendisini bu sevdanın içine o kadar hapsetmişti ki Kaknusia'nın her bir
Bir kitabı okumaya başlarken ilk yaptığım şey kitabı kaleme alan yazarın hayatını okumaktır. Tolstoy'un hayatı uzun, sancılı bir arayış içinde geçmiş ve hazin sonlu bir hikâye. Bu kitapta anlatılan birçok hikâye gibi. Tolstoy yine dokunaklı ve yürekten gelen hikayeler yazmış.
Sorgulamalar... İnancın gücü, sevgi, merhamet, para hırsının insana kaybettirdikleri, insan olmanın gerekleri, kıvrak zekanın kazandırdıkları, iyiliğin gücü, yardım etme duygusunun insanı insan yapan gücü... Hikayede öne çıkan birkaç konudan bazıları.
Para hırsı ile olan hikâye ve "insan neyle yaşar" başlıklı hikayeler favorim.
Hikayeler ders verici nitelikte olduğundan, birçok okuyucunun bu kitaptan alacağı hayat dersleri var. 7'den 70'e her yaşta kişinin okuması gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim.
Tavsiye ederim keyifli okumalar..