"Hayat denen bekleme salonuna hoş geldiniz. Siz yaşamak için neyi bekliyorsunuz?"
Bilmem kaç sene önce bir kitapçıda görmüştüm bu kitabı. Adı çok dikkatimi çekmişti(Fillere karşı o zaman ayrı bir ilgim vardı belki de o yüzden). O zaman niye almadım anımsayamıyorum.
Geçenlerde tekrar karşıma çıkınca dedim bu sefer alıyorum. İyi ki de almışım. Kitabı okurken çok keşke dedim, keşke o zaman alsaydım. Ama şuna da inanıyorum ki, bazı kitapların okunacağı bir zaman vardır. Bu da öyle bir kitaptı benim için bence.
Kitabın içeriğine gelecek olursak, adından da çıkarılacağı gibi düşüncelerimizi kontrol etmekle ilgili...
Bazen belki çoğu zaman bir düşünce ya da düşünceler gelir yerleşir kafamızın içine. Düşünmek istemeyiz, düşünmemeye çalışırız, kafamızdan atmaya çalışırız ama olmaz...
Bazen de acı veren, utanç duyduğumuz, hatırlamak istemediğimiz anılar gelir sürekli aklımıza. Hatta öyle bir hal alır ki bu anılar, düşünceler günlük yaşamımızı yaşanmaz hale getirebilir.
İşte "pembe fili düşünme" diyorum sana!
Ama bu mümkün mü ki?
Kitaptan bazı alıntılar;
"Zira bir şey hakkında düşünmek onu bize daha sik hatırlatır."
"Acıdan kaçmak, kurtulmak, acıyı kontrol etmek, dönüştürmek için yaptığım muhtelif şeyler, kullandığım tüm stratejiler ben yeterince iyi yapmıyorum, yeterince çabalamıyorum, yeterince istemiyorum, benim aklım yeterince ermiyor diye değil; var olan bir duyguyu hissetmemeye, var olan bir düşünceyi düşünmemeye çalışmak mümkün olmadığı için uzun vadede hiçbir işe yaramıyordu."
"Zihnimiz dünyanın en eski hikaye anlatıcısıdır."
"...meğer zaman değil, zamanla ne yaptığımızmış bizi iyileştiren."