Gökçen serisine daha dün veda ettim ve sizlerle seri hakkında tüm yorumlarımı paylaşmaya geldim. Arkadaşlar bu seri o kadar bambaşka ki bir sayfada gülmekten yerlere yatarken diğer sayfada kendinizi ağlamaktan helak olmuş bir vaziyette bulabiliyorsunuz. Şuan sınav senemdeyim ve bilenler bilir hayat bu dönemde her an güllük gülistanlık olmayabiliyor. Bu seri beni moralimin bozuk olduğu anlarda düştüğüm bataklıktan çekip çıkardı adeta. Kesinlikle ama kesinlikle favori kitaplarımın arasına girdi. Henüz 4. Kitaba gelmeyen ancak seriye bağlanan ve mutsuz son olmasını asla istemeyen gökçenseverlere bir müjdem olacak. Serinin sonu sizi kesinlikle tatmin edecek Gökçen'i okuyacak olan herkese keyifli okumalar diliyor ve okumayı düşünenlere de bir an önce başlamalarını öneriyorum. Gökçen'in üstüne hemen bir başka kitaba başlayabileceğimi sanmıyorum çünkü genelde uzun soluklu ve sevdiğim seriler bittiğinde yaklaşık bir hafta kadar kafamda o seri ve o karakterler dönüyor. Bir sonraki kitap incelememde görüşürüzzz
Pamuk ve Kepçük ile kalın:)))
Gerçekten çocukluk aşkı diyince benim için akan sular duruyor... Pamuk ile Kepçük o kadar tatlılar ki kitabı okurken her sahnelerinde istemsiz bir şekilde ağzınız kulaklarınıza varıyor.
Kepçük ve Pamuk... Bu seriye bir türlü inceleme giremeyişim içimde kalmıştı. Yeni bir yazarla tanıştım ve kalemini ben çok sevdim. Kepçük ve Pamuk... Murathan ve Gökçen...
Her zaman söylerim, karakterlerin çocukluklarını da okuduğum zaman o kitaplarla aramda çok farklı bir bağ oluşuyor. Hatta bu seri için bebeklikleri demek daha iyi olacak.
Yüzbaşı Murathan ve Doktor Gökçen'in bebekliklerinden süre gelen sevdasını okuyoruz. Ama asla sıkılmadan... Şahsen ben hiç sıkılmadım. Babaları asker olan ve çocuklukları birlikte geçen bu ikili babalarının şehit düşmesinden sonra bir anda ayrılıyor. Senelerce görüşemiyorlar. Ta ki Gökçen'in Silopi'ye atanmasına kadar. Orada Murathan'la yani Kepçük'le birbirlerini buluyorlar ve serimiz burada başlıyor.
4 kitaplık bir seri. Aralarındaki diyalogları ve sevgileri o kadar güzel ki inanın gözlerimden kalpler çıkararak okudum bu ikisini. Yeri geldi ağladım da diyebilirim. Su gibi aktı gitti. Hiç sıkılmadım. Sadece Gökçen ve Murathan değil, Barut Timi'ni de okuyoruz ve onların sevdalarını da... Yeni yeni karakterler giriyor, girdikçe onların aşkları ve maceralarını da okuyoruz. Ben tüm karakterleri çok sevdim. Ki bu benim için nadiren olur. Genelde yan karakterleri pek sevmem ve onların sahnelerini okurken sıkılır ve atlarım. Ama bu kitapta bunu yapamadım ve hepsiyle bağ kurup onların hikayelerini de merakla okudum. Özellikle en çok Timur'u çoook ama çoook sevdim. Zaten bu seriyi bitirdikten sonra onun da serisi varmış. Koşarak gidip onu okudum. Onun da incelemesini yapacağım birazdan. Yani demem o ki tüm karakterler can can...
Kitabın en çok geçmiş sahnelerini, Pamuk ve Kepçük'ün çocukluk hallerini okumayı sevdim, babalarının dostluğunu, ailelerin dostluğunu, yani ben genel olarak bu serinin her satırını çok sevdim. Gökçen ve Murathan
#arkakapak
Babaları asker olduğu için aynı lojmanda büyümüş Murathan ve Gökçen'in kendilerine kurdukları dünyada başka kimseye yer yoktu. Burada sadece Pamuk ve Kepçük vardı. Bir anda aldıkları acı bir haberle kurdukları bu dünya yerle bir olurken kendilerini hiç bilmedikleri hayatlarda bulmaları o an için her şeyin sonu gibi görünüyordu.
Aradan geçen yirmi yılın sonunda aynı şehirde Gökçen, doktor; Murathan ise özel kuvvetler askeri olmuştu. Karşılaştıkları an aslında hiçbir şeyin mazide yitip gitmediğini anlayacaklardı. Anılar, pençelerini toprağa en şiddetli şekilde geçirerek gömüldükleri yerden çıkmak için çırpınıyordu.
Mazi soğuk, kalpler ise hâlâ sıcaktı.
Murathan ve Gökçen için artık sadece iki seçenek vardı: Ya kaderleri yeniden yazılacak ya da geçmiş gömüldüğü yerde yok olmaya devam edecekti.
"Sarılan yaralar kapanırdı. Benim yaram ise ne sarılmıştı ne kapanmıştı. Öylece duruyordu. Sessiz ama en derinde..."
#kitapyorumu
Merhaba arkadaşlar.
Sürekli merak ettiğim bir seri olan gökçene sonunda başladım.
Daha önce asker kurgusu okumamıştım.
Seri ilk çıktığından beri ilgimi çekiyordu.
İlk kitap da Kepçük ve Pamuk'un minik halleri hem komik hem hüzünlüydü.
Büyüdükleri halleri de öyle zaten.
Yaşadıkları acı haberle yolları ayrıldı ama kader onları yeniden bir araya getirdi. İyi ki de getirdi.
Aralarındaki sıcaklığı, geçmişin özlemini çok güzel hissettim. Yazarın kalemini çok sevdim. Duyguları ı yansıttı.
Yazarın diğer karakterleri de ön planda tutması çok güzeldi. En merak ettiğim yan karakterlerden biri de Timur Tönge...
Diğer kitaplarda daha çok okumak istiyorum. Gerçi Bülbül Kapanı var ama kitap çıktığı zaman okumak istiyorum. Acaba bülbül Kapanında Gökçen ve Murathan dan bahsediliyor mu ? Bence bahsediliyordur.
Serinin devamını da çok merak ediyorum.
GökçenGökçen 2Loresima
Herkese kucak dolusu günaydınlarrr! Uzun zaman sonra ben geldim yine. Öğretmen olma işim vardı, onu hallettim. :)) Artık resmen öğretmeniz, vay be... Bu hep bir hayal olarak kalacak sanırken şimdi bir haftadır öğrencilerimle derslere giriyor onlara etkinlikler düşünüyorum.
Neyse konumuz bu değil elbet. Gökeçn 1 ve Gökçen 2 konuşacağız. Tazecik bir öğretmen adayı olarak şunu söylemem gerekir ki ben öyle ağır klasikler okuyup sonra dönüp de Wattpad kitaplarını köküne kadar eleştirmem. Bence edebiyat her dönemde eleştirilen, bir kesim tarafından hep yerilen bir sanattır ve herkesin zevki farklıdır. Bizim bugün övdüğümüz Suç ve Ceza, Sefiller, Çalıkuşu, Kürk Mantolu Madonna gibi romanlar da eminim ki ilk yazılırken yeriliyordu. O sebeple Wattpad kitaplarının yerilmesi de haklı ama aynı zaman da haksız.
Küçükken kitap okumayı sevmeyen birisi olarak beni bu edebiyat dünyasına atan Wattpad oldu. Bu yüzden Wattpad dünyasının külliyen saçmalık, edebiyattan uzak olduğunu düşünemeyiz. Binlerce genci kitaplara bağladı ve bağlamaya da devam eden bir uygulama. Fakat şunu da belirtmeliyim ki Wattpad biraz kalitesini yitiriyor. Okuma almak için yazılan kitaplardaki smut içerikler asla ama asla bir edebiyat veya sanat olamaz. Her şeyin üslubu olduğu gibi romantizm kitaplarının da bir adabı ve üslubu olmalı. Toplumsal yozlaşmayı tetiklemeye başladı yazılan her bir satır zira bir kadının erkeğe köle olduğu, cinsel bir obje olarak objeleştirildiği bir dünyaya dönüştü bu Wattpad ama dünya böyle bir yer değil. Kadınlar hele, hiç!
Pekala bu romanla denk düşme serüvenime gelecek olursak elbette sosyal medya ve askeri kurgulara olan aşkım. Kaç yaşına gelirsem geleyim askeri kurguları çok seviyorum ve okuyorum, bunu kimse yeremez de eleştiremez de bana
“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde klişesi ile başlamamıştı bu hikaye. Uzak diyarlarda yaşayan bir prens değildi Murathan. Ben de beyaz atlı prensini bekleyen prenses olmamıştım hiçbir zaman. Pamuk ve Kepçük olarak başlamıştık bu hayata. Saç baş kavga eden, tekme tokat birbirine giren ama birbirini asla bırakmayan iki çocuktuk. Sonra büyümüştük. Tutkuyla seven Murathan ve Gökçen olmuştuk.”
İnsanın kendini ait hissettiği, evi gibi benimsediği yerden ayrılması zor olur her defasında. Ne zamandır kitapları sadece okuyup geçiyordum bilmiyorum, çoğu kitapta anlatılanlar bana ulaşmıyordu bile. Gökçen ise bu zinciri kırdı, beni yanlarına çekti. Bak biz buna üzülüyoruz, bunlara gülüyoruz diyerek anlattı bana her şeyi, ev oldu. Ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu güzel şeyin de sonuna geldik.
Öncelikle söylemeliyim ki dili çok akıcıydı, kendini okutturuyordu. Ama benim bu seride en sevdiğim şey samimi olmasıydı. Ütopik şeyler anlatmıyordu bize, aksine hayatın içinden bir kesit gibiydi. Gökçen, Barbaros, Bilge, Zülfikar’la sokakta denk düşebilirdik mesela. Murathan için aynı şeyi söyleyebilir miyim bilmiyorum zira onun kadar mükemmel bir adamla henüz tanışma fırsatım olmadı… Bir sayfada gülerken diğer sayfaya geçince hüzünleniyorduk. Lore bütün duyguları yedirmiş bu seriye. Ev gibi, onlardan biriymişim gibi hissetmem bundandı. Çok geniş bir evren, fazlaca karaktere sahip ama hiç biri geri planda kalmamış. Hepsinin bir görevi var sanki kurguda; Zülfük güldürüyor, Barbo aşk acısı çektiriyor, Timur düşündürüyor, Aybüke hüzünlendiriyor… Ve daha sayamadığım nicesi. Hepsini okumaktan ayrı ayrı keyif aldım.
Bittiği için hüzünlüyüm ama öyle güzel bitti ki gözüm asla arkada kalmadı. Bülbül Kapanı I için de ayrıca heyecanlıyım. Murathan ve Gökçen’i orada görebileceğim