çaresizdik ve çaresizliğimiz başımızı çevirip birbirimize baktıkça daha da büyüyordu. dünyanın bütün ışıkları söndürülmüş gibiydi artık ve sanki biz aydınlığa benzeyen tuhaf bir karanlığın içindeydik. kim bilir, belki de o sırada önümüzde duran zaman yığınlarının gerisinden geleceğimizin karanlığı vuruyordu alınlarımıza.