Kevser AFAT

aşkın sembolü
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2024 00:39
''Suzan Defter'' okuduğum en tuhaf kitaplardan biriydi. İnsanlar arasındaki ilişkileri ve kalabalık yalnızlıkları konu alan bu kitabın sol tarafı; avukat, yaşam enerjisi bitmiş, pek sağlıklı bir çocukluk geçirmemiş Ekmel beyin günlüğüne yazdığı yazılardan oluşurken sağ taraf ise üniversite mezunu fakat iş bulamamış, kocasından yeni ayrılmış, çevresindeki insanlara rağmen yalnız kalmış, yine çocukluğunu kötü geçirmiş Derya'nın günlüğüne yazdıklarından oluşmaktadır. Kitabın birden fazla okunma şekli var ama ben gün gün önce Ekmel'i sonra Derya'yı okudum. Bu şekilde iki tarafın da yaşanan olaylara verdikleri tepkiyi karşılaştırabildim. Zaman zaman aslında aynı olayı yaşasalar da anlattıklarının birbirini tutmadığı oldu. Okurken 'İnsan kendine de yalan söyler mi?' dedim ama hangisinin olayı yalan olarak anlattığını tam çözemedim. Bir de tabi 'Demek ki ne olursa olsun insan kendisini tüm samimiyetiyle karşısındakine dökemiyor.' diye düşünmeden edemedim. "Peki Derya tamam, Ekmel de tamam. Nerden geliyor bu Suzan'' derseniz, Derya, Ekmel'e kendisini, abisinin eski sevgilisi olan ve abisini yıllarca beklemiş, annesinin karşı çıkmasına rağmen aşkından vazgeçmemiş, hapse girdiğinde ya da ülkeden kaçtığında senelerce sevdiğini beklemiş ama en sonunda haince terk edilmiş olan Suzan olarak anlatıyor. Kitabın ismi de buradan geliyor zaten. Derya aslında Suzan'ı aşkın sembolü olarak görüyor. Sevdiğine hiç kavuşamamış bir Suzan ama aşkın sembolü(!). Kitap pek beklediğim gibi bitmedi. Derya keşke pes etmeseydi hayatın ona olan dayatmalarına diye düşündüm ama sanırım mutlu olmak için bunu yapması şarttı. Yoksa çevresindekilere rağmen yalnızlık hissinden asla kurtulamayacaktı. Okumanızı tavsiye ederim. Okurken merak uyandırıyor. Akıcı ilerliyor. Okuyunca pişman olmayacağınız bir
Kalabalık Yalnızlık..
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
İnceleme yazıma söyle başlamak istiyorum: Sabahattin Ali iyi çocuktu, ama fena bir kusuru vardı. Yazdığı kitaplarda insanları konuştururken hangisinin konuştuğunu yazmıyordu. Ve insanlar onun kitabını okurken insanların kafası karışıyordu. Eğer geri geri dönüp söyleyebilsem söylerdim. Sabahattin Ali derdim kitap yazarken kimin konuştuğunu belirterek yaz. Şaka bir yana, başlarda kimin konuştuğu belirtilmeden yazıldığı için ilk sayfalarda hangisi Nihat hangisi Ömer karıştırdım. Ama başladıktan on sayfa kadar sonra karakterler oturmaya başlıyor. "İçimizdeki Şeytan" kitabını üç yıl önce bir defa daha okumuştum. Geçenlerde bir arkadaşımla bu kitap hakkında konuşuyorduk. Sizde de oluyor mu bilmiyorum ama ben son zamanlarda okuduğum kitapların içeriğini aklımda tutamıyorum. Arkadaşımla konuşurken bu kitapta geçen olayları ve karakterleri unuttuğumu fark ettim. Hem hatırlayabilmek için hem de o zamanlar okuduğumda beğenerek okuduğum kitaplar arasında olduğundan tekrar okuma kararı aldım. Ben okuduğum zaman çok beğendiğim ya da özellikle beğenmediğim kitapları aradan belli bir zaman geçince tekrar okumayı seviyorum. Çünkü ben o anki duygu durumumla beğenmemiş olduğum kitabı belki tekrar başka bir zamanda okursam beğenirim diye düşünüyorum. Her kitap için belli bir olgunluk belli bir okuma kapasitesinin olması gerektiğine inanırım. Bu kitabı her iki okuduğum zamanda da çok beğendim. Çok beğenmiş olmamı bir sürü yaptığım alıntılardan da anlayabilirsiniz. :) Kısacası ikinci defa okurken ikinci kere zevk aldığım bu kitabı herkese tavsiye ederim. Sabahattin Ali'nin kesinlikle okunması gereken romanlarından birisi olduğunu düşünüyorum. Hatta belki bunu söylediğim için bazıları tarafından linçlenebilirim ama Kürk Mantolu Madonna romanından hem çok daha anlamlı hem de akıcı
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
8/10
·176 syf.··
2023 4. kitabı
İsmi "Şeker Portakalı" kitabını anımsattığı için içerik olarak da benzer bir kitap olacağını düşünmüştüm ama okurken bu fikrimde yanıldığımı anladım. Başlarda çokça cani kafayla yazılmış bir kitap olduğunu düşündüm. Hatta okumam hem sınav haftamla çakıştığı için hem de okurken rahatsız olduğum için başlarda çok yavaş ilerledi. Sonlara doğru kitabı beğenmeye başladım. Ama başlarda yazılanlar beni çok etkiledi. Kitap dil ve içerik olarak insanı etkiliyor ve şaşırtıyor. İnsan okurken "Yazar bunları nasıl düşündü ve yazdı acaba" diyor. Aynı zamanda yazarın yanlışlıkla yazar olması da beni başka şaşırtan bilgilerden birisi oldu. Çok güzel alıntıların olduğu bir kitap. Genel anlamda beğendim tavsiye ederim ama bence en az üniversite çağında insanların okuması gerekiyor. Daha küçükler için pek tavsiye edebileceğim bir kitap değil.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024112,9bin okunma