Modern Dünyanın Hapishanesi
Modern Dünyanın Hapishanesi ve Kendine Dönüşün Sonsuz Yolculuğu Cevat Orhan Giriş: Alışkanlıkların Zinciri ve Hakikat Arayışı Antik Yunan filozofu Sokrates'in Delfi Tapınağı'na kazınmış o meşhur sözü, "Kendini Tanı" (Gnothi Seauton), insanlık tarihinin en temel çağrılarından biridir. Bu söz, modern dünyanın, insanı içine hapsettiği karmaşık bir paradoksu işaret eder. İnsan, varoluşunun temelinde bir alışkanlıklar yığınıyla var olur ve bu alışkanlıklar, onu kendi özünden uzaklaştıran bir hapishaneye dönüşür. Bu hapishanenin duvarları öylesine sağlamdır ki, insanlar kendi atalarının inançlarına, toplumun dayattığı normlara ve hatta bilimin sunduğu teorilere bile dogmatik birer tapınma aracı olarak sarılırlar. Kur'an'ın birçok ayetinde "babalarının dini üzere" olmakla eleştirdiği bu durum, sadece dinsel bir bağnazlık değil, modern insanın da bir trajedisidir. Big Bang gibi bilimsel bir teori bile, sorgulanamaz bir dogma haline geldiğinde, tıpkı eski hurafeler gibi aklın önünde bir engele dönüşür. Oysa tarih boyunca üst düzey tefekkürü yakalamış Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşd gibi düşünürler, bu zincirleri kırmayı başarmış ve hakikate kendi yollarından ulaşmışlardır. Aynı şekilde, Mevlana, Yunus Emre, Aziz Mahmud Hüdayi ve İbn-i Arabi gibi mutasavvıflar da bu yolda ruhani bir derinlikle ilerlemişlerdir. Bu manevi yolculuğun en güçlü sembolü ise, Peygamber Efendimiz'in (sav) Hira Mağarası'ndaki inzivasıdır. O, toplumun hurafelerle dolu gürültüsünden uzaklaşarak, kendi özüyle baş başa kalmış ve vahiy için hazırlanmıştır. Bu tecrübe, modern insanın da kendi "Hira"sını bulması ve içsel bir dinginlikle hakikate yönelmesi gerektiği mesajını verir. Sürü Psikolojisi ve Kapitalist Kontrol Modern toplumun en büyük paradoksu, bireyselliği yüceltirken, aslında insanlığı bir "sürüye"
Evrenin Sırları: Bilinçten Sonsuzluğa Kozmik Bir Keşif
Evrenin Sırları: Bilinçten Sonsuzluğa Kozmik Bir Keşif Cevat ORHAN İnsanlık, varoluşundan bu yana evreni ve kendi yerini anlama arayışında olmuştur. Bu arayış, maddesel gözlemlerin ötesine geçerek bilincin doğası, yokluğun anlamı, sonsuzluğun katmanları ve evrenin geometrisi gibi derin felsefi ve bilimsel soruları beraberinde getirmiştir. Bu makale, kadim çağlardan günümüze süregelen bu büyük kozmik keşif yolculuğunu, en son bilimsel bulgularla felsefi düşünceleri harmanlayarak ele alacaktır. Bölüm 1: Evrenin Başlangıcı ve Varlığın Tanımı Evrenin başlangıcına dair en kabul gören bilimsel model olan Büyük Patlama (Big Bang) teorisi, evrenimizin yaklaşık 13.8 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir tekillikten genişleyerek bugünkü halini aldığını öne sürer. Bu teorinin en çarpıcı yönlerinden biri, uzay ve zamanın da Büyük Patlama ile birlikte başlamış olmasıdır. Bu durum, "Büyük Patlama'dan önce ne vardı?" sorusunu bilimsel olarak anlamsız hale getirir, çünkü zamanın kendisi o an başladıysa, "önce" diye bir kavramdan bahsetmek mümkün değildir. Bu noktada bilim, mevcut fizik yasalarımızın sınırlarına ulaşır. Varlığın zıttı gibi görünen kavramları ayırt etmek bu noktada önem kazanır: * Yokluk: Bir şeyin var olmama halidir. Kavramsal olarak var olabilecek bir şeyin mevcudiyetsizliğidir. * Hiçlik: Hiçbir şeyin var olmadığı, her türlü varoluşun ve potansiyelin tamamen ortadan kalktığı veya hiç başlamadığı mutlak bir durumu ifade eder. "Mutlak hiçlik", hiçbir yasanın, hiçbir potansiyelin bile olmadığı bir durumu hayal etmeyi gerektirir. * Boşluk (Vakum): Fizikteki "boşluk" ise, madde parçacıklarından arındırılmış bir hacimdir. Ancak modern kuantum fiziğine göre bu boşluk bile tamamen "hiç" değildir; aksine, sürekli olarak parçacıkların oluşup yok olduğu dinamik bir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Empati, merhamet ve stres.
Bugün okuduğum yazıda, empatinin merhamet ile değil stres ile ilişkili olduğundan bahsediliyordu. Yazıyı okuduktan sonra bu durumla ilgili bir kavram oluşturdum: empati verimliliği. Her olayla, haberle ve insanla empati kurmak strese neden oluyor. Ayrıca empati ve merhametin birbiriyle bağlantılı olduğu düşünülse de nörolojik olarak aynı durum söz konusu değil. Empati ve merhamet duygularını deneyimlediğimizde beynimizde farklı bölgeleri aktive ediyoruz. Kendimize olan şefkatimiz, nezaketimiz ve saygımız için empati verimliliğini oluşturmamız gerekiyor. Gerektiği yerde gerektiği kadar empati kurmak. ‘Key points’ tam olarak bu.
1000Kitap
The role of taxation in modern states is very important to explain with monopoly use o violence. Governments and communities have a symbiotic relationship with taxation. According to Locke government should be there because of security. Locke based the existence of the state based on security. For example, The Godfather films or Uncle Ramiz include the same relationship. Governments give service to people but the government demands tax in return for service. Tax collection paved the way for the formation of modern states and the potential for legitimate use of violence. Because in the modern world, money means being strong. Big fish eats small fish so small fish gives taxation for preservation. Also, war-making and state-making mechanisms bring about the modern state's way of using taxation. Since the budget and money were needed to fight the war, the taxation system both created the modern state and contributed to it. In ancient times, taxation is a similar feudal system. According to Marx state definition is that State is legitimate, monopoly use of violence, human community, and, territorial limits also is key ideas. Therefore, in return for a legitimate will to ensure the security of people, the taxation system has developed and the channels of the modern state have been opened. The mafia likewise receives money for its service, but the state is the body that does it legitimately. The state is the right the use with legitimately. Weber states that three states justify the legitimacy of the political sovereignty of the state: traditional authority, charismatic authority, and legal authority. According to traditional authorities depending on their legitimacy past habits. Habitual "eternal past" authority. Weber identifies tradition largely as patriarchal,
Düşünce