d,

d,
@keyiflibiriyim
niye uzun laf etmeli zaten? heykelin güzel olması için güzel söylevlerin uçup gitmesi gerek.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Reklam
kimileri, “sev beni!” diye bağırır, ötekiler, “sevme beni!” diye. ama en kötü ve en mutsuzu olan bir bölümü, “sevme beni, yine de bana sadık kal!” diye. ne var ki, doğruyu hiçbir zaman kesin olarak anlayamayız, her varlıkla buna yeniden başlamak gerekir. yeniden başlaya başlaya, alışkanlıklar edinilir. kısa zaman sonra söylem düşünmeden gelir size, arkasından da refleks gelir: bir gün gerçekten arzu etmeden alma durumunda bulunursunuz. inanın bana, hiç değilse bazı insanlar için arzu edilmeyeni almamak hiç değilse dünyanın en zor işidir.
Sayfa 47·Kitabı okudu
doğru konuşalım: unutkanlıklarımın övgüye değer olduğu da oluyordu. dikkat etmişsinizdir, inancı, tüm hakaretleri bağışlamak olan insanlar vardır, bu hakaretleri bağışlarlar gerçi, ama hiç unutmazlar. ben hakaretleri bağışlayacak kadar iyi bir yapıda değildim, ama sonunda onları unutuyordum hep. benim kendisinden nefret ettiğime inanan biri, onu geniş bir gülümseme ile selamladığımı görünce apışıp kalıyordu. o zaman, yapısına göre ya bendeki ruh büyüklüğüne hayran oluyor ya da ödlekliğimi küçümsemeyle karşılıyordu, oysa bu davranışımın nedeni daha basitti: adını bile unutmuştum adamın. ilgisiz ya da nankör kılan aynı sakatlık o zaman büyük ruhlu hale getiriyordu beni.
Sayfa 39·Kitabı okudu
kaldı ki, herkes masaya oturup gerçek işini, kimliğini açıklasaydı, ne halt edeceğimizi bilemezdik! şöyle kartvizitler düşünün: dupont, ödlek filozof ya da hristiyan mülk sahibi ya da zina eden insansever, istediğinizi seçebilirsiniz! evet, cehennem böyle olmalı: tabelalı caddeler ve düşüncesini anlatma olanaksızlığı. insan, kesin olarak sınıflandırılmıştır.
Sayfa 37·Kitabı okudu
insan böyledir, aziz bayım, iki yüzü vardır onun: kendini sevmeden sevemez.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Reklam