Zweig okurken üstümde hep bir bitkinlik ve çökmüşlük hali oluyor, çünkü biliyorum okuduğum kitabın sonu tahmin ettiğim gibi olmayacak olsa bile mutlaka yanıldığım noktalar olacak. Daha önce de bu eserinde olduğu gibi hikayelerden oluşan bir eserini okumuş ( Ay ışığı sokağı ) fakat çok beğenmemiştim. Lyon'da Düğün eserinde Fransız İhtilali çerçevesinde konuyu şekillendirmiş olması hasebiyle olmalı ki ilk hikayeyi çok sevdim. Fransa'nın ikinci büyük kenti olan Lyon'da kopan ihtilalin izleri iki genç aşığın yüzlerine yansımış, kaderleri, umutları ve kederleri bütün herkesi etkisi altına almıştır. Eser bir "iki şehrin hikayesi" değil lakin, onun kısa fragmanı gibi. İhtilal, korku, umut ve aşk.
İkinci hikaye de; tipik olarak dizilerde gördüğümüz veya mutlaka herhangi bir kitapta denk geldiğimiz toplum tarafından dışlanmış iki yalnız insanın hikayesi anlatılmakta ve onların birbirlerinin yaralarına nasıl merhem olduğu tasvir edilmektedir.
Üçüncü ve son hikaye ise; Yine savaş, savaşa karşı olan nefret( yansıtılanlar Zweig'in gerçek görüşleridir) ve "kurukafa" olarak görülüp dışlanan bir kadın. Hayata ve insanlara dair hiç bir umudu kalmayan, onlardan olabildiğince uzakta kalmayı tercih eden Sedlak'ın oğlunun doğumundan sonra hayatının değişmesi, ( zira tutunacak bir dalı oluyor) biri tarafından koşulsuz sevilmesi, onun için mücadele etmesi ve sonucunda çok sevdiği, tutunduğu dalının savaş nedeniyle kökünden koparılması konu ediniyor. Zweig'in derdi insanlarla, onların bitmek bilmez kibirleriyle, savaşla, bu nedenle elinden geldiğince bu durumu eserlerinde haykırmakta. Zira onun için; "Hayat mucizeleri sevse de; gerçek mucizeler konusunda cimri davranır". Ve " Hiç birimize tek bir nefeslik bir yaşam dahi ikinci bir kez verilmeyecek".
İlk hikayeyi oldukça sevdim fakat diğer
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
"Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. Buna gerçekten sevinmekteyim. Fakat beraber yaşadığımız sürece benim hedefime yürümenizi hepinizden istemek, geçerli bir hakkım olarak tanınmalıdır."
- Mustafa Kemal Atatürk