Hacer Kırmızıgöz

Hacer Kırmızıgöz
Müzik - Ritim Tarih - Sosyoloji
Tarihçi
Yüksek Lisans
276 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
10/10
·272 syf.·
2021 22. kitabı
Hepimiz içinde yaşadığımız çevrenin ne kadar farkındayız; veya her gün deneyimlediğimiz, karşılaştığımız olayların, bize her yönden dayatılan fikirlerin ne kadar bilincindeyiz. Toplum bilimi olarak kafamızda kodladığımız ve alanının o bitmez tükenmez mantık yürütmelerine, kafa yormalarına erişemediğimiz sosyoloji. Bauman eserinde sosyolojiyi o kadar güzel anlatmış ve cümlelerini o kadar yerinde seçmiş ki kitabı okurken kendimizi adeta hayatımızın sahnelendiği ve bizim de seyircisi olduğumuz bir tiyatro oyunundaymış gibi hissediyoruz. Akıntıya karşı yüzdüğümüz ve zaman zaman boğulmanın önüne geçemediğimiz durumlarda yazar; yapmamız gerekeni, bir ağaca birde çam ağacı, elma ağacı, nefes alabilen, oksijen kaynağı vb. yönlerinden bakmamızı sağlamaktadır. Özellikle farkındalık ve bilinç durumunun ön planda olduğu bu eserde amaç insanları harekete geçirmek ve düşüncenin sonsuz kapılarını, sınırsızlığını onlara göstermektir. Ünlü düşünür Descartes'in " Düşünüyorum Öyleyse Varım" sözüyle başlıyor, ve düşünme eylemini sınırları zorlayana dek gerçekleştiriyoruz. Böylelikle rüzgarın estiği yöne değil, tersine hareket ediyoruz. Yazılanları ve yaşananları her zaman kendi çağımıza göre düşünmeli ve hareket etmeli, karar vermeliyiz. Aksi takdirde o anlamadığımız sosyoloji kavramları arasında kalır, çözüm ve düşünce odaklı olamayız. Sosyoloji zor değil, sosyoloji anlaşılması zorlaştırılan bir bilim dalı. Bauman bu konudaki bütün tabuları tek tek yıkmakta. Okuyun okutturun. Kitapla Kalın
Sosyoloji
Sosyolojik DüşünmekZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 20191,939 okunma
Reklam
6/10
·125 syf.·
2021 14. kitabı
Zweig okurken üstümde hep bir bitkinlik ve çökmüşlük hali oluyor, çünkü biliyorum okuduğum kitabın sonu tahmin ettiğim gibi olmayacak olsa bile mutlaka yanıldığım noktalar olacak. Daha önce de bu eserinde olduğu gibi hikayelerden oluşan bir eserini okumuş ( Ay ışığı sokağı ) fakat çok beğenmemiştim. Lyon'da Düğün eserinde Fransız İhtilali çerçevesinde konuyu şekillendirmiş olması hasebiyle olmalı ki ilk hikayeyi çok sevdim. Fransa'nın ikinci büyük kenti olan Lyon'da kopan ihtilalin izleri iki genç aşığın yüzlerine yansımış, kaderleri, umutları ve kederleri bütün herkesi etkisi altına almıştır. Eser bir "iki şehrin hikayesi" değil lakin, onun kısa fragmanı gibi. İhtilal, korku, umut ve aşk. İkinci hikaye de; tipik olarak dizilerde gördüğümüz veya mutlaka herhangi bir kitapta denk geldiğimiz toplum tarafından dışlanmış iki yalnız insanın hikayesi anlatılmakta ve onların birbirlerinin yaralarına nasıl merhem olduğu tasvir edilmektedir. Üçüncü ve son hikaye ise; Yine savaş, savaşa karşı olan nefret( yansıtılanlar Zweig'in gerçek görüşleridir) ve "kurukafa" olarak görülüp dışlanan bir kadın. Hayata ve insanlara dair hiç bir umudu kalmayan, onlardan olabildiğince uzakta kalmayı tercih eden Sedlak'ın oğlunun doğumundan sonra hayatının değişmesi, ( zira tutunacak bir dalı oluyor) biri tarafından koşulsuz sevilmesi, onun için mücadele etmesi ve sonucunda çok sevdiği, tutunduğu dalının savaş nedeniyle kökünden koparılması konu ediniyor. Zweig'in derdi insanlarla, onların bitmek bilmez kibirleriyle, savaşla, bu nedenle elinden geldiğince bu durumu eserlerinde haykırmakta. Zira onun için; "Hayat mucizeleri sevse de; gerçek mucizeler konusunda cimri davranır". Ve " Hiç birimize tek bir nefeslik bir yaşam dahi ikinci bir kez verilmeyecek". İlk hikayeyi oldukça sevdim fakat diğer
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139bin okunma
Puan vermedi·64 syf.·
2021 12. kitabı
Eserin yazıldığı dönemler yani 1860'lı yıllar Osmanlı Devleti'nde Yeni Osmanlılar hareketinin baş gösterdiği ve hareketin en çok basın hayatına etki ettiği yıllar. O dönemler, yani gazeteciliğin asıl başlangıcı olan ve 1860 yılında yayınlanmaya başlayan Çapanzade Ahmet Efendi'nin Tercüman-ı Ahval gazetesinde Şinasi'de çalışıyor ve bu meşhur eserini orada kaleme alıyor. Bu dönem gazeteler kıraathaneler de halka sesli bir şekilde okunur, kimse merak edip gazeteyi sonradan alıp okumazdı. Eserin geç fark edilmesinin, okunmamasının sebebi de budur. Devletin Batı'ya göre hareket ettiği, onlar taklit edilirse onlar gibi olunacağının düşünüldüğü bu yıllarda Şinasi'nin görücü usulü evliliği yerine aşk evliliğini ön plana çıkarması, imamı paragöz olarak göstermesi, müştak beyi batı tarzı giyinen, öyle davranan biri olarak tasvir etmesi gayet normal zira, o dönem Avrupa tarzı yetişmeleri için öğrenciler Avrupa'ya gönderilir, dönüşte öğrendikleri memlekette de uygulansın diye çaba gösterildi. Eserin yazılmasında Batı'nın etkisi var deniliyor, Batıdan esinlenmiş deniliyor fakat ben bu durumu biraz da ihtiyaç olarak görüyorum. Neden, örneğin Şinasi'nin örnek aldığı Namık Kemal, özellikle basın yasağından dolayı "hürriyet" sözcüğünü çok dile getirmiştir. Bu belki batıdan öğrenilmiş olabilir fakat o dönemin şartlarını göz önünde bulundurursak aslında devlet içinde özellikle gazete yazanlar arasında bir ihtiyaç durumu olduğunu anlarız. Evet batıdan alındı fakat senin ülkenin, insanının, aydınının da buna ihtiyacı vardı. Ben okurken çokça Osmanlı Devleti'ne ve o dönem yaşananlara gittim, bunun için karakter analizi yaparken onları, padişahla, halkla, aydınlarla bütünleştirdim. Namık Kemal, bir devlet kendi kültüründen kopmadan, olduğu gibi yaşayarak sadece gerekli olan şeyleri alarakta
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
10/10
·188 syf.·
2021 5. kitabı
Smita; Giulia; Sarah; Mücadele, Tesadüf, Mucize ve Hayat.. Saç örgüsü; Özgürlüğü, kendisi ve yaşamı için hayır demeyi, mücadele etmeyi tercih eden farklı ülkelerde, ama birbirinin aynı olan üç kadının hikayesi. "Hayat tesadüflerle doludur" sözünün vücut bulduğu, hikayemizin temelini oluşturan tesadüf bir tutam saç örgüsüdür. Giulia'nın saç atölyesi, Hindistan'ın Tanrıya şükranlarını sunmak amacıyla en değerli hazineleri olan saçlarını feda etmeleri geleneği ve kanser olmasından dolayı saçları dökülen Sarah. Evet bu bir saç örgüsü, görmeselerde bilmeselerde hayatlarına dokunan sihirli değneğin ta kendisi. Örgünün çözülmesi, küllerinden doğan üç mücadeleci kadının ilerleyebilmesine sebep olmuştur. Bir başarı öyküsü, kadınların biz buradayız çığlıkları, elalem ne der algılarının hiçe sayıldığı, benliğe doğru atılan adımların sesi. Karakter analizi yapmadan, sadece eserin ana fikrini ele alıyorum. Zira, karakter analizini ve kahramanlarımızın hikayelerini okuyanın kendisine göre yorumlamasını istiyorum. Örneğin, ben okurken aklıma hep organ bağışı yapan insanlar ve başka insanların onlar sayesinde hayatlarına devam etmeleri geldi. Okuyun, okutturun.. Kitapla ve Sağlıkla Kalın..
Hayat
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,5bin okunma
Puan vermedi·304 syf.·
2020 20. kitabı
Cumhuriyet'in kuruluşundan 100. yılına kadar devam edecek olan süreci, sorunları ve çözümleri İlber hocamız İsmail Küçükkaya ile yaptığı röportajında bizlere kısa ama tok cevaplar şeklinde aktarıyor. Mustafa Kemal Atatürk'ü onun yaptığı devrimleri ve bunların arkasında yatan sebepleri kendi bilgi ve kanıtlarıyla bizlere sunuyor. Kitabın röportaj havasında olması ve cevapların çok sıkmaması okuyucu açısından bir ayrıcalık teşkil ediyor. Eğer Cumhuriyet tarihi ve Türkiye'nin yakın tarihi hakkında bilgi sahibi iseniz kesinlikle kitap hafızanızı tazelemek ve yeniden hatırlamak için sizlere rehberlik edecektir. Fakat çok fazla bilgiye sahip değil ve tarihle çok ilgilenmiyorsanız aradığınız cevapları net bir şekilde bulamayacak, kitap sayesinde ayrı bir araştırmaya yöneleceksiniz. Her halükarda kitap bizlere merak etmek, araştırmak ve öğrenmek için yol gösteriyor. Okuyun, okutturun... Kitapla Kalın ..
Tarih
Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı (1923 - 2023)İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20173,987 okunma
Reklam