Eserin yazıldığı dönemler yani 1860'lı yıllar Osmanlı Devleti'nde Yeni Osmanlılar hareketinin baş gösterdiği ve hareketin en çok basın hayatına etki ettiği yıllar. O dönemler, yani gazeteciliğin asıl başlangıcı olan ve 1860 yılında yayınlanmaya başlayan Çapanzade Ahmet Efendi'nin Tercüman-ı Ahval gazetesinde Şinasi'de çalışıyor ve bu meşhur eserini orada kaleme alıyor. Bu dönem gazeteler kıraathaneler de halka sesli bir şekilde okunur, kimse merak edip gazeteyi sonradan alıp okumazdı. Eserin geç fark edilmesinin, okunmamasının sebebi de budur. Devletin Batı'ya göre hareket ettiği, onlar taklit edilirse onlar gibi olunacağının düşünüldüğü bu yıllarda Şinasi'nin görücü usulü evliliği yerine aşk evliliğini ön plana çıkarması, imamı paragöz olarak göstermesi, müştak beyi batı tarzı giyinen, öyle davranan biri olarak tasvir etmesi gayet normal zira, o dönem Avrupa tarzı yetişmeleri için öğrenciler Avrupa'ya gönderilir, dönüşte öğrendikleri memlekette de uygulansın diye çaba gösterildi. Eserin yazılmasında Batı'nın etkisi var deniliyor, Batıdan esinlenmiş deniliyor fakat ben bu durumu biraz da ihtiyaç olarak görüyorum. Neden, örneğin Şinasi'nin örnek aldığı Namık Kemal, özellikle basın yasağından dolayı "hürriyet" sözcüğünü çok dile getirmiştir. Bu belki batıdan öğrenilmiş olabilir fakat o dönemin şartlarını göz önünde bulundurursak aslında devlet içinde özellikle gazete yazanlar arasında bir ihtiyaç durumu olduğunu anlarız. Evet batıdan alındı fakat senin ülkenin, insanının, aydınının da buna ihtiyacı vardı. Ben okurken çokça Osmanlı Devleti'ne ve o dönem yaşananlara gittim, bunun için karakter analizi yaparken onları, padişahla, halkla, aydınlarla bütünleştirdim. Namık Kemal, bir devlet kendi kültüründen kopmadan, olduğu gibi yaşayarak sadece gerekli olan şeyleri alarakta