·
Okunma
·
Beğeni
·
7407
Gösterim
Adı:
Sosyolojik Düşünmek
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391960
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Thinking Sociologically
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Sosyolojik Düşünmek
Thinking Sociologically
Sosyolojik Düşünmek
Özellikle modernlik ve post-modernlik üzerine incelemeleriyle son dönemin en dikkate değer düşünürlerinden biri haline gelen Zygmunt Bauman, sosyal bilimler alanında son derece faydalı bir kitap sunuyor bizlere. Sosyolojik Düşünmek, sadece sosyoloji öğrenimi görenler için kaleme alınmış bir çalışma değil. Konuya ilgi ve merak duyan genel okurun da sosyolojinin anlamı ve işlevi, sosyolojide değişik tarzlar ve yaklaşımlar üzerine bilgilenmesini sağlayacak önemli bir kaynak kitap. Ama hepsinden önemlisi Bauman, gündelik ve toplumsal hayatımıza sosyolojik bir boyuttan bakmanın önemini; böyle bir bakışın kazandıracağı kavrayış zenginliğini; tektipliğin ve tamamlanarak donmuş görüşlerin değil, toplum yaşamında müphemliğin kabulüne dayalı bir düşünme tarzının, kısacası sosyolojik düşünmenin önemini ortaya koyuyor. Kitapta öne çıkarılan ve bu çalışmaya asıl anlamını kazandıran da, farklı perspektifleri ve gelenekleriyle, kuramsal tartışmalarıyla bir disiplin olarak sosyolojinin kapsamı ve tarihi üzerine açıklamalar olmaktan ziyade, işte bu bakışın ve düşünme biçiminin, “sosyolojik düşünme”nin kazandıracağı kavrayış çeşitliliği. Sosyolojik Düşünmek, akademik kullanım mantığına göre değil, “gündelik hayat mantığı”na göre düzenlenmiş bir kitap. Bauman, sosyolojinin inceleme konusu olan ikilik ve karşıtlıkları çokboyutlu bir bakışla irdeliyor: Birey olma ve toplum içinde var olma arasındaki bütünlük ile çatışma; toplumların ya da genel olarak insan gruplarının kendini ve karşıtını, daha doğrusu karşıtına göre kendini tanımlaması; birey ile grup, doğa ile kültür, millet ile devlet, birliktelik ile ayrılık, bireysel varlığını koruma ile ahlâki yükümlülük arasındaki çatışmalar, kitapta incelenen ikiliklerden bazıları.Bauman, sosyolojinin –daha genel olarak düşünürsek insanı, toplumu konu alan hiçbir disiplinin– asla tamamlanmış, her türlü kesinliksizlik ve müphemlikten arınmış bir bakış kuramayacağını belirtiyor. Zaten sosyolojik düşünmenin kişiye kazandıracağı en önemli yetenek de, hayatın hiçbir noktasında böyle bir kesinliğin mümkün olamayacağını, her türlü kesinlik iddiasının bir “yalan” olmaktan öteye geçmeyeceğini görebilmektir. Dolayısıyla hiçbir bakış tek başına kusursuz ya da ayrıcalıklı olamaz; hayata ilişkin değişik yorumların her biri, olsa olsa kavrayış bütünlüğümüze kendi zenginliğini katacaktır. Sosyolojik düşünmek, kesinliğe varacak bir yol sağlamak şöyle dursun, her türlü müphemliği çoğaltacaktır. Ama müphemlikten korkmamak gerekir; dünyaya ilişkin gerçek bir kavrayış özgürlüğünün ve hoşgörünün temelinde bu müphemliğin, bakış zenginliğinin kabulü yatar; bu anlamda sosyoloji ve sosyolojik düşünmek, Bauman’ın sözleriyle ifade edecek olursak insanın “özgürlük davasına hizmet eder.”
272 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar :) Spoilerin S'si bile yok :)

Adından da anlaşılacağı üzere,'sosyolojik düşünme' üzerine yazılmış akademik bir eser.Davranış bilimleriyle ilgilenenler için faydalı olabilicek bir başlangıç kitabı.Sosyolojik kuramlara,kafa karıştırıcı felsefi düşüncelere çok fazla değinmeksizin bir yöntem belirleme,gündelik olayların toplumsal tezahürlerini ortaya koyma bakımından ele alan,onları neden sonuç ilişkileriyle açıklayan bir anlatımı var.Sosyolojinin diğer bilimlerle ilişkisini(daha doğrusu neden bilim olarak görüldüğü ve ya görülmediği) onlarla ayrıldığı noktaları ince ayrıntılarıyla ele alan,sosyolojinin gerekliliğini,tutarlı ve tutarsız yönlerini gözler önüne seren bir eser.Özellikle anlatımının çok açık olması ele aldığı konuları herkesin anlayabileceği örneklerle açıklaması eseri daha faydalı hale getiriyor.Okuduktan sonra hergün gördüğümüz trafik ışıklarının renginden tutun da siyasi liderlerinle yarattığı söylemlere kadar geniş çaplı bir düşünce gelişimi kazanacağımıza,karşılaştığımız olayları toplumsal bağlamda belli bir ölçüde analiz edebilecek kadar sosyoloji biliminin kıyısına bir nebze de olsa yaklaşacağımıza inanıyorum.Ayrıca kitap sonundaki,Bauman'ın kitap tavsiyelerine uymanın sosyoloji bilgimizi genişleteceğine inanıyorum.Kitabın dilindeki coşkunluk,anlatımındaki akıcılık ve çevirideki muazzam başarı dışında Ayrıntı Yayınları'nın baskı kalitesini söylemeden geçemeyeceğim..Keyifli okumalar...
272 syf.
·Beğendi·10/10
Sınavda bu kitaptan sorumlu olduğumuz için okumuştum.Sosyoloji ile ilgili okuyupta anladığım tek kitap.Kesinlikle herkes rahatlıkla okuyup anlayabilir.
272 syf.
·Puan vermedi
Günlük hayatımda olaylara ilişkin kitaptan güzel bir cümle aktarınca insanların hoşuna gidiyor ve hangi kitapmış diye soruyorlar.
"sosyolojik düşünmek" deyince hımm yapıyorlar kaşlarından birini kaldırıp,kısık gözlerle bakıp, dudaklarını hafifce büzerek.

Sevgili dostlar biz düşünmeye, düşünüre,düşünene biraz mesafeli duruyoruz.Düşünen insanı pek haz etmiyoruz ya da düşünmek sadece belli meslek gruplarına aitmiş gibi bir hisle "fazla düşünme kafayı yersin"gibi düşünmenin ehemmiyetini örseliyoruz.
Işte bu kitap sosyolojik düşünmenin sadece sosyolojiyi alanları olarak tercih edenlere değil ;konuya ilgi duyan herkes için kaleme alınmış.
Bauman sade, net ifadeleriyle mesafeli durduğumuz,yadırgadığımız, ön yargıyla baktığımız pek çok konuyu güzelce izah ediyor.

Akla kapı açıp idraki elden almıyor çünkü Bauman sosyolojinin asla tamamlanmış,kesin,müphemlikten tamamen arınmış bir bakış açısı oluşturmayacağını söylüyor.
Sosyolojik düşünmek denilebilir ki kendi başına bir güç, SABİTLEME karşıtı bir güçtür.Sabitesiyle baskıcı olan dünyayı esnekleştirir.
Sosyolojik düşünen bir kişi sınırsız bakabilme yetisini kazanır ki bu da bana Muhammed Bozdağ'ın ruhsal zekâ tanımı hatırlatıyor.

Sosyoloji sağ duyu demektir aynı zamanda.Olayları öfkeden uzak kontrollü incelememizi ve yorumlamamızı sağlar.

Günlük rutinlerin içine daldığımızda, olup bitenlerin anlamı üzerinde pek durup düşünmeyiz ;bireyi toplumla/toplumu bireyle bir türlü bir araya getiremez ve ikisini birbirinden apayrı düşünürüz.. Oysa okudukça anlıyoruz ki bireyi toplumdan ;toplumu bireyden ayrı düşünmek mümkün değil. Ruhla beden misali bir bedende can gibi.

Sosyolog ne iş yapar? diye soranlara
Sosyologların halka yaptığı hizmet şudur diye ekler:
Kişisel hayat hikâyemizin başka insanlarla paylaştığımız tarih ile nasıl örüldüğünü bize göstermek.

Ammavelakin güncel olayları doğru yorumlamak ve objektif bakabilmek için kitap okunmalı fakat şunu da belirtmeliyim ki sosyal bilimlere ilgi duymuyorsanız sıkılabilirsiniz de.

Ve özellikle Suriyeliler hakkında olumsuz niyetler taşıyanlar "yabancıları"niçin istemediklerinin asıl gerekçesini öğrenmek için okuyabilirler.

Düşünüyorum da Zygmunt Bauman müslüman olsa imiş harikulâde bir müslüman olurmuş çünkü bir müslümanda olması gereken naif fikriyatlara sahip.Bu hissi bir de Jean j.Roussea da hissetmiş de hayran kalmıştım.

Heyy gidi koca dünya gel de şimdi bu güzellikleri OKUma.

_______
Yaradan Rabbinin adıyla
İgra...
272 syf.
·Beğendi·8/10
Ayrıntı yayınlarının inceleme dizisinde yer alan, sosyolojiye giriş niteliğinde ve ilgilenen herkes tarafından rahatlıkla okunabilecek sadelikte bir eserdir. Benim de 2019 da ilk okuduğum kitaptır.

Giriş bölümü ve son bölümde sosyolojinin bir bilim dalı olduğunu kanıtlayan teori bilgileri ve sosyolojinin araçları ve amaçları irdelenmiş. Sosyolojik çıkarımları nasıl yapabileceğimizi ve doğa bilimleriyle arasındaki farkları anlatılmış. Geriye kalan 11 bölümde son derece önemli sosyolojik çıkarımlar, örneklerin büyük yardımıyla okura aktarılmış. Bölümlerden bazıları “Devlet ve Millet”, “Biz ve Onlar”, “Güç ve Seçim”, “Düzen ve Kaos” vs. Görüldüğü üzere hayatımızda daima bizimle iç içe olan ama varlıklarını ve sorumluluklarını sorgulamadan yaşadığımız sosyolojik gerçeklikleri göz önüne seriyor.

Temel olarak yazar “Doğa ve Kültür” arasındaki karşıtlıktan insan hayatındaki sosyolojik fenomenleri açıklıyor. Doğanın asla aksamayan o tanrısal senfonisi karşında insanın yarattığı yapay kültürün, sonsuz bir hatalar döngüsünün mukayesisi ediliyor.


Kitabın en son bölümünde de yazarın ek kitap önerileri mevcut. Bu da çok önemli bir ayrıntı olsa gerek. Zygmunt Bauman’ın kitaplarını uzun zamandır okumak istiyordum ve ilk “Sosyolojik Düşünmek” ile başladım. Böyle bir üstadın tüm kitaplarını okumak insani bir zorunluluk gibi hissediyorum.
272 syf.
·Beğendi·8/10
Sosyoloji üzerine hiç bilginiz yok değil mi ..
Biraz da korku varsa ..
Tam aradığınız kitap!
Sosyolojinin diğer bilim dallarından ayrılan en mühim yanı sizin zaten içinde bulunduğunuz parçası olduğunuz bir alanı inceliyor oluşudur.Ooo bu alan baya büyük demeyin.Zygmund Baumann bunu düşünmüş olsa gerek sohbet tadında bir eser yazmış.
Hayatın içinden hayata bakıyorsunuz,okuyun derim.
Anlaşılır ve sade.
272 syf.
·Beğendi·8/10
Sosyolojiye giriş için akıcı diliyle yol gösterici bir kitap. Yaşamımıza sosyolojik bakış açışıyla ve kavramlarıyla bakmamıza sağlayacak, sadece konu ile ilgilenenler için değil herkes için dikkat çekicidir.
272 syf.
gelelim değerli bir kitabın daha incelemesine.

"özgürlük ve bağımlılık", "yabancılar", "armağan ve mübadele", "kendini koruma ve ahlaki görev" gibi bölümleri olan, çeşitli ikili örnekleriyle etkileyen muazzam bir kitap.

muazzam ancak abdullah yılmaz çevirisi de bir o kadar kötü.

sosyoloji gibi öz bir konuyu en iyi anlatan kitaplardan biridir. ilk bölümleriyle oldukça fazla ve ağır akademik dili var. başlarda zorlanabilir ilk defa okuyacak olan insan ancak zamanla aşılıyor.

bu kitabı üniversite döneminde tartışma derslerimizde bol bol işlemiştik. o yüzden okuyup anlamak zorunluydu. keşke diyorum bu kitabı üniversitede değil de lise de sunsaydılar önümüze.

tartışacak bir insan varsa yanınızda bunun için en ideal kitaplardan biridir.

insan geliştirir.
272 syf.
Bu kitap sosyolojiye giriş okumalarında önerilen kitaplardan biri ve bu konuda başarılı olduğunu düşünüyorum. Takip edenler belki hatırlayacaktır, daha önce Anthony Giddens’ın Sosyoloji, Kısa Fakat Eleştirel Bir Giriş kitabını okumuş ve gayet uzun cümleler kurduğunu ve Marx‘ın yanında diğer bazı düşünürlerin de kuramlarıyla karşılaştırmalı olarak sosyolojiyi yorumladığını belirtmiştim.
Bauman ise aksine sosyolojiyle hiç bağı olmayan birine anlatır gibi, yalın ve kısa cümlelerle sanki sizinle konuşuyormuşçasına bilgilerini aktarıyor. Kitap oniki bölümden oluşuyor; her bölümde farklı bir kavram verilerek, hayatın içinden örneklerle ve bu örnekler üzerinde açıklamalar yaparak konuyu kavramanızı ve farklı bakış açılarından ele almanızı sağlıyor. Mesela “Biz ve Onlar” başlığı altında grup yapılarına değinirken, insanların nasıl gruplaştıklarını, diğer insanları neye göre ötekileştirdiklerini ve bunun gündelik hayata nasıl yansıma şekillerini ele alıyor.
Aslında genel olarak bakıldığında kitabın sosyal psikoloji üzerine yazılmış olduğunu söylemek mümkün.
Kitabın son kısmında ek okuma önerileri diye bir bölüm oluşturmuş Bauman, burada sosyolojiye ilgi duyanlara kitap tavsiyeleri yer alıyor. Bu da kitabın başka bir artısı.
Son olarak Bauman sosyoloji alanında sürekli öğrenilecek bilgiler olduğunu ve tam da bu yüzden hiç bir zaman öğrenebileceğim her şeyi öğrendim diyemeyeceğimizi belirtmiş. Ben kendisine katılıyorum. Hayat için de aynısı geçerli değil mi sizce?
303 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap inceleme yazısı

Kitap adı: Sosyolojik Düşünmek
Yazarı. : Zygmunt Bauman
Çeviri. : Abdullah Yılmaz
Yayıncı. : Ayrıntı Yayınları
Baskı. : 17.Baskı/2018/ 303 sayfa

Bireyleri gözlemlersiniz, bu bir psikolojik bakış açısıdır. Felsefe ve mantık ölçeğinde tartarsınız. Fakat sonuçların toplumsal alanda; uygulanabilirliği, karşılaştırılabilirliği ve karşılığının olması için, sosyolojik kavram, veri ve donanımlara ihtiyaç duyarız.
Toplumlar arası davranış, eğilim, beklentileri ve sonuçları karşılaştırmak için, sosyoloji bilimsel disiplinine gerek vardır.
Bu bağlamda üç bilim dalı, sacayağı gibi bir denge ve bütünlük oluşturur, birbirini tamamlar.
Toplumsal üst bilinç dalgası ile harekete geçebilmek için, üçü de önemlidir.
İnsan eylem, beklenti, öngörü ve sonuçlarından yola çıkarak, toplumsal bir kurgu oluşturulması gerekiyor.
Topluma ve tüm varoluşa insanlar farklı farklı pencerelerden bakarlar:
Sosyolojik bakış, politik bakış, felsefi, etnik, ekonomik, inanç eksenli, evrensel bakış...
Yeri geldiğinde hepsini ayrı ayrı kullananlar olduğu gibi, tüm gözlemlerini tek pencereye hapsedenler de olabilir.
Önceliklerimiz, toplumsal değerler kümemizi oluşturacaktır.
Sağduyunun tek devrede olduğu alan sosyal bilimlerdir. Bu birikimi bireye sunacak en verimli alanlardan biri de sosyolojidir.
Akademik terimlerden uzak, fikir jimnastiği yapabileceğiniz bu kitap, size bu kapıyı aralıyor. Verimli okumalar.
04.06.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis
272 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
"Denir ki, sosyolojinin yapabileceği en iyi hizmet, görünüşteki benzer şeyleri beklenmedik açılardan göstererek ve böylece tüm bildik şeyleri ve özgüvenleri zayıflatarak ağır aksak ilerleyen hayal gücünü kışkırtmaktır."

Sosyoloji ile ilgili bir temeliniz yoksa ve bu alanda yazılmış bir giriş kitabı arıyorsanız kesinlikle önerebileceğim bir eser. Sizi akademik bir dil ile sıkmadan gayet sade ve anlaşılır bir şekilde bazı önemli meseleleri mercek altına alıyor. Sosyolojinin belli başlı konuları üzerine ufuk açıcı tespitlerde bulunarak adeta sizi bu alanda okumaya, araştırmaya teşvik ediyor. Kitabın sonunda yazarın sosyoloji ile ilgili başka kitap önerileri de mevcut. Kitabı bitirdikten sonra Bauman'ın diğer eserlerine de göz atmam gerektiği fark ettim. Kesinlikle önemli bir düşünür.
272 syf.
·10 günde·Beğendi·6/10
Sosyolojiye giriş mahiyetinde bir eser okumaya niyetlendiğimi dile getirdiğimde, yakın dostum Zygmut Bauman'ın "Sosyolojik Düşünmek" eserini tavsiye etti. Her ne kadar tanıtım yazısında "Sosyolojik Düşünmek, herkesin sosyolojinin anlamı ve işlevi, sosyolojide değişik tarzlar ve yaklaşımlar üzerine bilgilenmesini sağlayacak önemli bir kaynak" olarak anlatılsa da başlangıç seviyesi için uygun olmayan bir eser olduğunu düşünüyorum. Karmaşık dil yapısı ve sistemsiz sınıflandırma okuyucuyu biraz zorluyor. Fakat yazarımız Bauman'ın karnesine baktığımızda kendisi 1925'te Polonya'da doğan Yahudi asıllı bir sosyoloji profesörüdür. Savaştan sonra Britanya Leeds Üniversitesinde sosyoloji kürsüsünün başına geçmiş ve burada uzun yıllar görev yapmıştır. Bauman kültür ve iktidarın çözümlemesine özel önem vermiş ve bu çerçevede toplum, ideolojiler, milli kimlikler, devlet, ahlaki seçim, modernizm ve postmodernizm konularını ele alarak sosyolojiye yeni bir soluk getirmiştir. Sosyolojik düşünmek, kesinliğe varacak bir yol sağlamak şöyle dursun, her türlü müphemliği çoğaltacaktır. ama müphemlikten korkmamak gerekir; dünyaya ilişkin gerçek bir kavrayış özgürlüğünün ve hoşgörünün temelinde bu müphemliğin, bakış zenginliğinin kabulü yatar; ba anlamda sosyoloji ve sosyolojik düşünmek, Bauman'ın sözleriyle ifade edecek olursak insanın "özgürlük davasına hizmet eder."
Düşmanlarla savaşırız, dostları severiz ve onlara yardım ederiz; ama ne düşman ne dost olanlara ne diyeceğiz? Ya da hem düşman hem dost olanlara?
Zygmunt Bauman
Ayrıntı Yayınları, Eylül 2014, Çeviri: Abdullah Yılmaz, epub
Benim bugünkü özgürlüğüm dünkü özgürlüğüm tarafından sınırlanmıştır; ben geçmişteki eylemlerim tarafından "belirlenmiş", yani şimdiki özgürlüğüm açısından kısıtlanmış olurum.
Zygmunt Bauman
Ayrıntı Yayınları, Eylül 2014, epub
Kipling'in öyküsündeki kırkayağı düşünün... Kırk ayağının kırkını da rahatlıkla kullanarak güzel güzel yürürken karşısına çıkan bir dalkavuk, onun eşsiz hafızasına övgüler düzmeye başlar ve hiçbir zaman yirmi birinci ayağından önce on ikinci ya da otuz beşinciden önce yirmi dokuzuncuyu atmadığını söyler. Acımasızca özbilinç kazandırılan zavallı kırkayak artık bir adim bile atamaz olur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sosyolojik Düşünmek
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391960
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Thinking Sociologically
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Sosyolojik Düşünmek
Thinking Sociologically
Sosyolojik Düşünmek
Özellikle modernlik ve post-modernlik üzerine incelemeleriyle son dönemin en dikkate değer düşünürlerinden biri haline gelen Zygmunt Bauman, sosyal bilimler alanında son derece faydalı bir kitap sunuyor bizlere. Sosyolojik Düşünmek, sadece sosyoloji öğrenimi görenler için kaleme alınmış bir çalışma değil. Konuya ilgi ve merak duyan genel okurun da sosyolojinin anlamı ve işlevi, sosyolojide değişik tarzlar ve yaklaşımlar üzerine bilgilenmesini sağlayacak önemli bir kaynak kitap. Ama hepsinden önemlisi Bauman, gündelik ve toplumsal hayatımıza sosyolojik bir boyuttan bakmanın önemini; böyle bir bakışın kazandıracağı kavrayış zenginliğini; tektipliğin ve tamamlanarak donmuş görüşlerin değil, toplum yaşamında müphemliğin kabulüne dayalı bir düşünme tarzının, kısacası sosyolojik düşünmenin önemini ortaya koyuyor. Kitapta öne çıkarılan ve bu çalışmaya asıl anlamını kazandıran da, farklı perspektifleri ve gelenekleriyle, kuramsal tartışmalarıyla bir disiplin olarak sosyolojinin kapsamı ve tarihi üzerine açıklamalar olmaktan ziyade, işte bu bakışın ve düşünme biçiminin, “sosyolojik düşünme”nin kazandıracağı kavrayış çeşitliliği. Sosyolojik Düşünmek, akademik kullanım mantığına göre değil, “gündelik hayat mantığı”na göre düzenlenmiş bir kitap. Bauman, sosyolojinin inceleme konusu olan ikilik ve karşıtlıkları çokboyutlu bir bakışla irdeliyor: Birey olma ve toplum içinde var olma arasındaki bütünlük ile çatışma; toplumların ya da genel olarak insan gruplarının kendini ve karşıtını, daha doğrusu karşıtına göre kendini tanımlaması; birey ile grup, doğa ile kültür, millet ile devlet, birliktelik ile ayrılık, bireysel varlığını koruma ile ahlâki yükümlülük arasındaki çatışmalar, kitapta incelenen ikiliklerden bazıları.Bauman, sosyolojinin –daha genel olarak düşünürsek insanı, toplumu konu alan hiçbir disiplinin– asla tamamlanmış, her türlü kesinliksizlik ve müphemlikten arınmış bir bakış kuramayacağını belirtiyor. Zaten sosyolojik düşünmenin kişiye kazandıracağı en önemli yetenek de, hayatın hiçbir noktasında böyle bir kesinliğin mümkün olamayacağını, her türlü kesinlik iddiasının bir “yalan” olmaktan öteye geçmeyeceğini görebilmektir. Dolayısıyla hiçbir bakış tek başına kusursuz ya da ayrıcalıklı olamaz; hayata ilişkin değişik yorumların her biri, olsa olsa kavrayış bütünlüğümüze kendi zenginliğini katacaktır. Sosyolojik düşünmek, kesinliğe varacak bir yol sağlamak şöyle dursun, her türlü müphemliği çoğaltacaktır. Ama müphemlikten korkmamak gerekir; dünyaya ilişkin gerçek bir kavrayış özgürlüğünün ve hoşgörünün temelinde bu müphemliğin, bakış zenginliğinin kabulü yatar; bu anlamda sosyoloji ve sosyolojik düşünmek, Bauman’ın sözleriyle ifade edecek olursak insanın “özgürlük davasına hizmet eder.”

Kitabı okuyanlar 502 okur

  • Fero bey

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları