Adı:
Leviathan
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
495
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753631389
Kitabın türü:
Çeviri:
Semih Lim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Leviathan
Leviathan
Hobbes bir ütopyalar çağının çocuğu ve ürünüdür. Yurrtaşı ve bu türe adını veren eserin sahibi Thomas Morus bir yana, Campanella gibi daha birçok ütopyacı bu döneme damgasını vurmuştur. Her ütopya, bir cennet veya bir cehennem senaryosudur ve modelini, haritada tarra incognita diye gösterilen yerlerden alır. XVI. yüzyıl ütoplarının terra incognita'sı Amerika olumuştur, tıpkı daha önceki yüzyıllarınkilerin bilinmeyen Asya olduğu gibi. Aydınlanma'nınkiler ise Güney denizleri ve Afrika olacaktır. Geçiş dönemi insanı olan Hobbes'un zamanında, Amerika artık yeteri kadar tanınmakta ve incognita'lıktan cognita'lığa geçmekte, ama buna karşılık Güney denizleri ve Afrika henüz hayallerde bile yer almamaktadır. Hobbes'un ütopyasının atıf noktası olan doğal durum soyutlaması, bir cehennem tasvir etmek zorunda kalmıştır. Eşit, ama güvenlikten yoksun insanların ortamı, tek başına ve toplumdan yoksun insanların alemi, "homo homini lupus".
(Kitabın İçinden)
523 syf.
·6 günde·8/10
Okuduğum ve anlamaya çalıştığım en zor kitaplardan birisi. Hazırlıksız ve isteksiz okunmaması gerek yoksa yarıda bırakılması kaçınılmaz olur. Kitabın içeriğinden bahsediyorum SPOİLER sayılabilir.

Kitap 4 bölümden oluşuyor; kitabın yarısı, insanlığın, hak, hukuk, etik, erdem, ahlak gibi kavramları üzerine çok detaylı ve açıklayıcı cümleler kullanılarak soru işareti bırakılmayacak şekilde açıklanmış. Aynı şekilde devlet ve devletin halkı üzerindeki sorumlulukları, halkın devlete karşı sorumlulukları gibi konulara da değinmiş yazar.

Diğer yarısı ise Dinin(Hristiyanlık) üzerine. Ama tarafsız olarak söylemem gerekir ki çok güzel örnek ve incelemelerle, eski ahit ve yeni ahitten örneklerle, dinin nasıl yaşanması ve nasıl yaşanmaması gerektiğini açıklamış. Anlattığı konular, günümüzde yaşadığımız ve mağdur olduğumuz birçok konuya o kadar benziyor ki,bir ara sanki günümüz ve dinimizden bahsediyor sandım. Hristiyanlık hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin kesinlikle okuması gerekli bence. Ayrıca Hobbes öyle güzel belirtmiş ki her şeyi, dinin nasıl yaşanması gerektiğini ve nasıl suistimal edilmemesi, din kullanılarak rant peşinde olunmaması ve adil olunmasını, Kutsal Kitap'tan ve geçmişte yaşayanların örnekleriyle pekiştiterek çok güzel bir sunum halinde kitap.

Günümüzde, dinimiz için de hiç uzak olmayan kuralları çok güzel belirtmiş. Mesela çalma demiş, hak yeme demiş, dini kullanarak rant sağlama demiş. Halkımız bu kuralları uygulasa toplumda huzur en üst seviyede olabilir diye düşünüyorum.
495 syf.
"Eğer insanlar kendilerini yönetebilseydi, ortak zorlayıcı bir güce ihtiyaç kalmazdı."

Fuat Sezgin'in tabiriyle "Bilginin deney ve gözlem yoluyla değil, büyük otorite kabul edilen kimselerin eserlerine müracaat ederek elde edileceği inancının hakim olmasından dolayı" ortaya çıkan Skolastik düşüncenin yıkılması daha yakın gelecekten geçmişe doğru yapılan bir sıralamayla Spinoza, Descartes ve Hobbes üçlüsüne dayandırılmaktadır. Bu düşünce sistemi yıkılmadan evvel insanlar büyük otoritelerden biri kabul edilen Aristo'nun eserlerinde aradıkları şeyin cevabını bulamazlarsa o meseleyi yok sayarlarmış, örneğin.

Ortaçağa kadar hakim olan, kaba tabirle, "Kralları atayan Tanrı'dır ve bu açık sebepten itaat etmeyen cehenneme gider" teorisi 17. yy'da giderek çatırdamaya başlar. Hatta öyle ki, Hobbes' un memleketi İngiltere'de Kral I. Charles, parlamento'nun barış zamanı sıkıyönetim uygulanamayacağı, belirli bir suç olmadan ve düzenli yasal kuralların korunması altında bulunmadan hiç kimsenin tutuklanamayacağı, parlamento onayı olmadan vergi toplayamayacağı v.b gibi kararlarını önce kabul edip sonra hükümsüz sayınca iç savaş patlak verir. Savaş yaklaşık on yıl sürer ve 200.000 civarında insan ölür. 30 Ocak 1649'da I.Charles'in Whitehall Sarayı önünde açık alanda kafası kesilerek idam edilmesiyle sonuçlanır. İşte bu keşmekeş ve kan, altmışını geçmiş ürkek ve sakin mizaçlı Hobbes'u derinden etkiler…

Hobbes'un, kelime anlamı İbranice su canavarı, ejderha olan, "Leviathan" adlı eseri 1651'de yayımlandığında, kral'ın Tanrısal haklarına yer vermemesinden ve iç savaşın önlenmesi için mutlak egemenliğin kralda olması kadar parlamentoda olmasını da kabul etmesinden ötürü İngiliz kralcıların ve Fransız monarşisinin, "Eğer insan, bu büyük ruhani hakimiyetin kökenini düşünürse, kolayca fark edecektir ki, Papalık, mevta Roma İmparatorluğu'nun mezarı üzerinde taçlanmış olarak oturan hortlağından başka bir şey değildir" ve "Papa'nın otoritesiyle kurulmuş olan ve idare edilen üniversitelerde öğretilen Aristoteles’in metafiziği, ahlakı ve politikası, okul adamlarının incir çekirdeğini doldurmaz ayrımları, cahilce terimleri ve anlaşılmaz dili, bu yanlışların fark edilmesini engellemeye ve insanların, bu beyhude felsefeyi, İncil'in ışığıyla karıştırmalarına yaramaktadır" gibi din adamlarına ilişkin görüşlerinden ötürü ise Katolik Kilisesi’nin yergilerini üzerine çeker. Jean-Jacques Rousseau, "Bütün Hıristiyan yazarlar içinde, hem derdi, hem devayı görüp kartalın başını birleştirmeyi salık vermek cesaretini gösteren yalnız filozof Hobbes olmuştur. Ona göre, her şeyi politik birliğe götürmek gerekir. Çünkü politik birlik olmadan ne devlet iyice kurulabilir, ne de hükümet" der Toplum Sözleşmesi adlı eserinde.

"Fiziksel dünya salt mekanik bir sistemdir" diyerek dine ve dünya dışı değerlere başvurmayan Hobbes geliştireceği mekanik-materyalist sistem için felsefi sistemi üç'e ayırır:

1. Cisimle ilgili geometri ve mekanik fizik
2. İnsan fizyolojisi ve psikolojisi
3. En karmaşık yapay cisim olan devlet bilimi

Matematik ve Geometri ile de ilgilenen Hobbes' a göre, felsefe yapmak doğru düşünmek, akıl yürütmek de doğru saymak olduğu için felsefenin cisimlerden başka bir konusu olamazmış, zira bileşebilen ya da ayrışabilen şeyler yalnızca cisimlermiş. Bir şeyin hareketsiz dururken, başka bir şey onu dürtmedikçe daima hareketsiz kalacağını ve bir şeyin hareket halinde iken de başka bir şey onu durdurmadıkça sonsuza kadar hareket halinde olacağını söyleyen Hobbes, felsefenin konusunu oluşturan cisimlerin özelliklerinin ve nedenlerinin ancak cisimlerin hareketlerinin incelenmesiyle bilinebileceğini ortaya koymuş. Ona göre, evrende yer alan her olgunun, her olayın belirli bir nedeni vardır. Yürü ya Ampirik Nedensellik… Tanrı, melek ve ruh gibi soyut kavramlar akıl dışı olduğu için kendi deyişiyle felsefe'nin "Tanrıbilimi, eş deyişiyle sonsuz, yaratılamaz, kavranamaz olan ve ne bölünecek ne de birleştirilecek hiçbir şeyi kapsamayan, ne de içinde tasarlanabilecek bir yaratılış bulunan Tanrı'ya ilişkin öğretiyi" dışladığını söylemekte. Galileo' nun geometri ve mekanik konusundaki düşüncelerinden etkilenmiş Hobbes, yeni doğa bilimini ortaya koyarken Cicero' nun "Filozofların kitaplarında bulunanlardan daha saçma bir şey olamaz" sözlerini överek bunun nedeninin onlardan birinin bile, muhakemesine, kullanacağı adların tanımlarından veya açıklamalarından hareket ederek başlamadığını ki bunun sadece geometride kullanılan bir yöntem olmasından ötürü geometrinin sonuçlarının tartışılmaz kesinlikte olduğu görüşünü belirtmekte ve böylelikle, mekanik materyalist görüşü doğrultusunda felsefeyi(siyaset) metafizik ve dinin etkilerinden arındırmaktadır.

Devam etmeden evvel burada bir parantez açıp akıl konusunda söylemiş olduklarına değinmeliyiz... İnsanı ve dünyayı açıklarken aklı ilke olarak sayıyor, fakat aklın var olmak için gerekli bir ilke olmadığını da iddia ediyor. "Akıl, algı ve belleğin tersine, doğuştan gelmez." Yani, doğa aklı değil, akıl doğayı kurar. Aklın doğuştan gelmemesi yani biçimsel olması sebebiyle doğanın ilkelerini açıklayamayacağını, ancak analitik bir yöntemle, çıkarmayla ve bütünü parçalara bölmeyle yani deney içinde bulmaya yardımcı olabileceğini vurguluyor. "Bu nedenle, çocuklar, konuşma yeteneğine erişene kadar, akıl sahibi değildir, fakat onlara, ileride konuşma yeteneğine erişmeleri olanağına sahip olduklarından dolayı, akla eğilimli yaratıklar denilir."

Politik kuramı insan doğası üzerine olan Hobbes, bir devlet çatısı altında birleşmek isteyenlerin nasıl davranmak zorunda oldukları anlaşılırsa "... insanlık, saldırılamayacak denli durağan bir barışa kavuşur" der. Ona göre, fizyolojik olarak her insan davranışının ardında "kendini koruma" ilkesi yatar. Kim daha güçlüyse o kendini daha iyi korur. Kuvvet kimdeyse hak onun iradesidir. (Burada şu soru da insanın aklına geliyor: Doğa kanunlarından hukuki devlet sistemine geçtiğimizde insanın zamanla kuvvet kazanması ne kadar muhtemelse kuvvetini kaybetmesi de o kadar mümkün olduğuna göre mütemadi değişimlere maruz kalan hukuk sistemi sosyal huzuru nasıl sağlayabilir?)

Ahlak üzerine…

Bir insanın kendisine zararlı, kötü, zevksiz gelen şeylerden kaçarak, yaşamını mütemadiyen hedonizmin peşinde sürdürmek istemesi sebebiyle bencil bir yaratık olduğunu, böylelikle de bencilliğin kökenini bilimsel olarak kanıtladığını varsayarak ahlaki değerlerin göreceli olduğu sonucuna varır. Çünkü bunların kişiden kişiye değiştiğini söyler. Yani temel içgüdü insanın kendisini korumak olduğuna göre, bir kişinin gözünde yaşamının korunmasına, sürdürülmesine yarayan her şey iyidir. Yalnız, ne gariptir ki gelecekte elde edilecek bir hazzın tatmini, şimdiki bir hazzın tatmininden daha çekici gelir insan çocuğuna. Gelecek hep var olacağı ve hazzın vasıtaları sınırlı olduğu için insan çocuğu doyuma ulaşamayacaktır. Bir haz mücadelesi başka bir haz mücadelesini doğuracağı için “İnsan, insanın kurdu” olmaya devam edecektir. Hedonist beklenti umut yaratır, derler...

İnsan iradesini toplumsal düzenin merkezine konumlandıran Hobbes, arılar ve karıncaları siyasal yaratıklar arasında sayan Aristoteles’e tam karşıt bir görüş belirtir ve bu düşüncesini şu maddelerle destekler:

1. İnsanlar şeref ve itibar için sürekli bir rekabettedirler.
2. İnsandaki ortak iyilik ve özel çıkarlar uyuşmamaktadır.
3. İnsanlar arasında başkalarına kıyasla daha akıllı ve toplumu yönetmeye daha yetenekli olduklarını düşünen pek çok kişi vardır ve bu sebeple kamusal işlerin yönetimine karışırlar.
4. İnsanlar kelimelere sahip olduklarından barışı bozacak duyguları, tutkuları, kanıları coştururlar.
5. Akılları sebebiyle kendilerine haksızlık yapıldığı düşüncesine kapılıp toplumsal barışı tehlikeye sokarlar.
6. İnsanlar arasındaki mutabakat ahde dayalıdır; yani yapaydır.

Yapay-Cismani-İnsani devlet üzerine…

"Devletleri kurma ve sürdürme becerisi (...) aritmetik ve geometride olduğu gibi kesin kurallara bağlıdır: ki bu kuralları bulmak için ne yoksulların boş bir zamanı vardır ne de boş zaman sahibi insanlar onları bulmak için gereken merak veya yönteme sahiptir” düşüncesini temele oturtup, "... ne Platon ne de başka herhangi bir filozofun, şimdiye kadar, bütün ahlaki düşünce teoremlerini, insanların hem yönetmeyi hem de itaat etmeyi öğrenmelerine yetecek ölçüde düzene sokmadığını ve kanıtlamadığını düşündüğümde benim bu eserimin(...) bu teorik doğruları uygulamanın hizmetine sokacak bir egemenin eline geçebileceği yönündeki umudumu tekrar kazanıyorum" diyerek, savaşların ve barışın nedenlerinin bilinmemesinden dolayı iç savaşların patlak verdiğini, siyaset biliminin amacı olan siyasi olayların ardındaki neden-sonuç ilişkilerini ortaya koyarak barışın sağlanmasının kendisinden önce başarılamadığını savunmuştur: "Eğer fizik yeni bir şeyse, siyaset felsefesi bundan daha da yenidir, siyaset felsefesi, benim yaptığım "De Cive" den daha eski değildir" (De Cive, Leviathan' dan evvel tamamladığı eseridir.)

Devleti zayıflatan ve çökmesine yol açan şeyler üzerine yazdıklarının içinde devlet-din ilişkisinden de bahseder Hobbes. Yasaların karşısına dini kuralların, kamudaki egemenin karşısına da ruhani otoritelerin çıkarılmasıyla devletin iç savaşın içine düşeceğini belirtir. Ya ruhani otorite cismani olana tabi olacak ya da cismani olan ruhani olana… Leo Strauss, devlet-din ilişkisindeki sorunları çözmek için Hobbes’in Kutsal Kitaplardaki teolojiye (hem Kutsal Kitaplar’ın otoritesini kendi felsefesini kuvvetlendirmek için kullanması, hem de mütemadiyen kendi yorumlarını ortaya koyarak kutsal yazıların otoritesini temelden çökertmek için kullanması) büyük pay ayırdığını söyler. Neden insani iktidarın gerektiğini açıklarken şöyle bir cümle kurar Hobbes :
"Doğruluğa karşı bütün beşeri tertipleri vaktinde yok etmekten asla geri durmamış olan Tanrı'nın tedarik edeceği hal çarelerine gelince, onun keyfini beklemek zorundayız. O ki, pek çok defa, düşmanlarının bolluk ve ihtirasının, onların seleflerinin kurnazlıkla mühürlemiş olduğu gözlerin bu bolluk ve ihtirasın şiddetiyle açılması ve çok fazla sayıda balığın çırpınmasıyla Petrus'un ağının parçalanması gibi, insanların çok fazla şeye sarılmaktan hepsini elden bırakması noktasına kadar büyümesini beklemiştir(...) "

Tanrı’nın keyfini bekleyemeyiz artık… Devlet yapı söküme uğratılacaktır.

Artık... Doğa durumunun eksikliklerini gidermek için kozmik bir destek olmaksızın insanın dünyaya egemen olabileceği söylenmektedir. Yaratıcının imtiyazlarının bir kısmı insan çocuğuna verilmiş, insani olan iktidarını ilan etmiştir. Ahlaki çözümleri dinden arındırılmış bir topluluk belirir ufukta. Felsefe olarak materyalist, ahlaki olarak hedonist yaklaşım benimsenmiştir. Hobbes’e göre, imanın evrensel olmayıp şahsi bir anlam taşımasından ötürü Leviathan ile birlikte ortaya konan yasalar, Tanrı’nın cehennem korkusuyla kendisine itaat edilmesini istemesinden daha tesirlidir insanlar üzerinde…

Bir siyaset felsefecisi pek tabii konuyu benden daha iyi değerlendirecektir fakat elden gelen budur ahali… Zeka bakımından herkes “kendi payından memnun” olduğuna göre 368 yıl önce kucağımıza aldığımız "Ölümlü Tanrı" nur topundan neye dönüşmüştür takdir yüce mahkemenindir. Düşüncelerinden faydalandığım Mehmet Ali Ağaoğulları'na saygılarımla...
495 syf.
·Puan vermedi
Hobbes'un başyapıtı kabul edilen Leviathan, özellikle, bir "din ve dünya ... Bu cümle bile başlı başına kitabı okumak için bir sebeptir.
495 syf.
Bence Hobbes kıymeti bilinmeyen, hak ettiği değeri göremeyen bir filozof. Kitabı da çok açık ve anlamlı. Yazdığı dönem ve İngiltere şartları çok önemli. İngiliz Devleti'nde de saygın bir insan olan Hobbes kendisinden sonra gelen filozoflara Devlet ve kurumlar hakkında fikir önderi olmuştur.
495 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bir insan topluluğu düşünün. Sırf iyiliklen dogruluktan uzaklaşıp birbirlerini bogazladiklari için aralarında anlasıp bir canavar yaratiyorlar sırf bir daha birbirlerine bulaşmasınlar diye. Ve o canavar bugün tum dünyada insanlarin "babasi". Hem dovuyor hem seviyor hem uzuyor hem oksuyor...Kendi düsen ağlamaz derler ya işte Hobbes da devletin kurulusunu sözleşmeci gözüyle güzelce bize anlatıyor. Locke un ve Rousseau nun o masumane sozlesme teorileri yeterince aciklamadiysa devlet denen oluşumu buyrun bir de bu en muhtemel teoriyi dinleyin...
495 syf.
·7/10
Devlet ve toplum felsefesi ve değindiği pek çok alanda eşsiz bir eser. Siyaset bilimcilerinin ve öğrencilerinin okumasını tavsiye ederim. Batı siyasetinin temel taşını oturtmuş bir kitap.
495 syf.
Birey esastır, ama bireyin sürebilmesi için beden haline gelmesi gerekir. Leviathan, bireyin bedenselleşmiş biçimidir. Ama bu aynı Leviathan, yapay bir bedendir. Zaten toplumun bizzat kendi de, bireyin mal ve hizmet mübadelesinde bulunabileceği ortamı yaratmak için varolan, yapay bir bedendir. (Sayfa 12)

Kendi fikrimce kitabın içeriği ana hatlarıyla 3 bölüme ayrılabilinir.

İlk bölüm "DOĞAL İNSAN"ın kendisine dair varoluşundan kaynaklanan fiziki ve psikolojik özelliklerinin tanımından yola çıkarak eksi ve artı taraflarının değerlendirilmesi ve yorumlanması; kısaca doğasının analizi geniş bir biçimde ele alınıyor.

İkinci bölüm, kitaba adına veren kavram "LEVIATHAN"I yani DEVLETİ karşılıklı belli başlı özgürlüklerden ve bireysel çıkarlardan feragat ederek; kendi güvenliğimiz ve yaşamı idame ettirebilme gücümüzü arttırmak için yasalarla, sözleşmelerle bedene getirmemizin gerekliliğinin sebebleri üzerine analizler yer alıyor. Bu bölümde devleti ayakta tutan kurumların, insan bedenini oluşturan organlarla ilişkilendirilmesi zekice bir mantık düzeniyle işlenmiş. Sağlıklı bir beden için organların sağlıklı çalışması ne ise devlet içinde kurumların düzenli işlemesinin önemi vurgulanmakta.

Ve son bölüm "İNANÇ."

Hristiyanlık ( Özellikle Papalık kurumunun evrensel monarşi yaratma hırsı kaynaklı dünyavi iktidar peşinden koşmasının sakıncaları, ayinlerindeki pagan kökenler, halklar ve hükümdarlar üzerinde Tanrı'dan aldıklarını iddia ettikleri haklarla yaptıkları baskılar)

Yahudilik( Hz. Musa'nın emirleri, ondan sonraki kralların usulleri, Yeni Ahit ile benzerlikleri vb. )

İle ilgili çarpıcı tespitler, eleştiriler, bilgiler iyi bir altyapı oluşturabilir.

İyi okumalar.
495 syf.
·9/10
İngiliz filozof Thomas Hobbes, Leviathan'da devletin neden gerekli olduğunu bir ders kitabında anlatın gibi anlatmış. Özellikle insanın anlatıldığı birinci bölüm neredeyse tamamen tanımlardan oluşuyor. İkinci bölüm ise kitabın asıl konusu olan devlet ile ilgili. Üçüncü bölümde açıkçası sıkıldım çünkü Hristiyanlık ve Incil ile ilgili birçok bilgiye yer verilmiş, yanlış inanışlar anlatılmış. Dördüncü bölüm de Hristiyanlığın yanlış inanışlarını anlatarak başlıyor ancak 46'ncı bölümde yöneticilerin ve din adamlarının Hristiyanlığı neden yanlış yorumladıkları ve bu yanlış yorumlamalardan ne faydalar sağladıkları gibi konular anlatılmış ki bence kitabın en önemli bölümü burası ve bu bölüm çıkarıysa muhtemelen bu eser sadece bir ders kitabı niteliği kazanırdı.
495 syf.
·Puan vermedi
Bu kitap, toplumlaşma sürecini, toplum yapısının dinamiklerini ve siyasal yapılanma sürecini temel olarak satırlarında ve arka plan olarak akışında bizlere sunmakta. İnsanın doğası gereği siyasal bir varlık olması, bu kitabı bizim için olmazsa olmazlar arasına sokuyor. Kitabı elinize aldığınızda aslında kapağı her şeyi ifade ediyor bir çırpıda: insancıkların oluşturduğu bir yapı, bir Leviathan! Tarihsel süreç ne kadar devinime uğrarsa uğrasın, kronolojinin her noktasından bireylerin çıkarım yapabileceği muazzam bir eser. Muhakkak okumanızı tavsiye ederim.
İnsanlar şeref ve itibar için sürekli bir rekabet içindedirler ve bundan dolayı insanlar arasında kıskançlık ve nefret, en sonunda da savaş doğar.
Putlar yaptıkları vakit, onları tanrı haline getiren, oymacılar değil, onlara dua eden insanlardır.
Kendi boğazlarından ve rahatlarından başka bir şeyi düşünmeyen kişiler, inceleme zahmetine girmektense, herhangi bir saçmalığa inanmaya razıdırlar.
Toplumsal kötülüğün kaynağı " Bu benim ! " diyen kişi değil,
" Sen benim eşitim değilsin, " demeyi ilk akıl eden kişidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Leviathan
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
495
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753631389
Kitabın türü:
Çeviri:
Semih Lim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Leviathan
Leviathan
Hobbes bir ütopyalar çağının çocuğu ve ürünüdür. Yurrtaşı ve bu türe adını veren eserin sahibi Thomas Morus bir yana, Campanella gibi daha birçok ütopyacı bu döneme damgasını vurmuştur. Her ütopya, bir cennet veya bir cehennem senaryosudur ve modelini, haritada tarra incognita diye gösterilen yerlerden alır. XVI. yüzyıl ütoplarının terra incognita'sı Amerika olumuştur, tıpkı daha önceki yüzyıllarınkilerin bilinmeyen Asya olduğu gibi. Aydınlanma'nınkiler ise Güney denizleri ve Afrika olacaktır. Geçiş dönemi insanı olan Hobbes'un zamanında, Amerika artık yeteri kadar tanınmakta ve incognita'lıktan cognita'lığa geçmekte, ama buna karşılık Güney denizleri ve Afrika henüz hayallerde bile yer almamaktadır. Hobbes'un ütopyasının atıf noktası olan doğal durum soyutlaması, bir cehennem tasvir etmek zorunda kalmıştır. Eşit, ama güvenlikten yoksun insanların ortamı, tek başına ve toplumdan yoksun insanların alemi, "homo homini lupus".
(Kitabın İçinden)

Kitabı okuyanlar 192 okur

  • Gamze
  • Sümeyra Çavdar
  • Zeynep Erdoğdu
  • ...ɦɛʍɖɛm
  • piktobet
  • Diary of Last Man Existed
  • folium
  • Y
  • Mahmut Ziya
  • Furkan Dal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%18.8
25-34 Yaş
%45.8
35-44 Yaş
%22.9
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35
Erkek
%65

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.3 (10)
9
%27.7 (13)
8
%25.5 (12)
7
%10.6 (5)
6
%4.3 (2)
5
%2.1 (1)
4
%2.1 (1)
3
%2.1 (1)
2
%0
1
%2.1 (1)