Elinde bulunan şeylere başkalarının da sahip olmasından üzüntü duyan bir kimse tam bir hasetçidir ve böyle bir aşağılık huydan asla memnun olmamamız gerekir.
Ayrıca - düşünmemiz- gerekir ki, eğer başımıza hiçbir musibet gelmesini istemiyorsak, hiç var olmak istemiyoruz demektir. Çünkü musibetler, bozulma niteliği taşıyan şeylerin bozulmasından ileri gelir. Eğer bozulma (fesåd) olmasaydı varlık (kâin) da olmazdı. Şu halde musibetlerin olmamasını istersek, tabiattaki oluş ve bozulma kanununun ortadan kalkmasını istemiş oluruz. Tabiatta olanın olmamasını istediği mizde ise imkansızı (mümteni') istemiş oluruz.
"Genellikle ölümden daha kötü bir şey olmadığı düşünülür. Oysa ölüm kötü değildir; aksine ölüm korkusu kötüdür. Ölüme gelince, o sadece tabiatımızın (bir tamamlayıcısıdır). Çünkü ölüm olmasaydı kesinlikle insan da olmazdı."