Bir câmide, tütünün haram olduğuna dair bir vaaz dinliyorlar. Etraflarında bağlıları, câmiden çıkıyorlar ve o hocanın gözü önünde, belki aralarında hiçbir ferdin sigaraya düşkünlüğü olmadığı halde şu emri veriyorlar:
Birer sigara yakın ve için!
Çünkü sigara, aslında sadece mübahtır, yasaklar kadrosunun değildir. Aksine emir olmayan her fiil, prensipte serbesttir; ve o hoca, kendi nefsine göre kıyasa kalkışan bir cahil, yani ham ve kaba softadır.
Allah'ın bildiğini kuldan saklamanın mânasız olduğunu sanan şeytanî teselli, uydurma bir samimiyet rolü içinde dünyanın en misilsiz ahmaklığına yuvarlandığını bilmez. Bu teselliyle cemiyet meydanına çıkarılan günahın, günahtan başka, bir de günah cür'eti ve hattâ saadeti belirttiğini ve işte bunun günahtan beter olduğunu anlamaz. Günah başka. günahın alenîlik plânında belirttiği cür'et ve bir nevi iftihar edâsı başka... Birinde dayanılmayan bir nefs zoru, ötekisinde günahla varılan keyf edâsı var. İkincisi, derecesine göre, günahı aşar.
Ve âlemde en âhenkli çiftin evinden ayrıldılar. Ebu Bekr Hazretlerinin kızı Esmâ diyor ki:
-O zamana kadar Fâtima'nın düğün ziyafetinden daha büyüğü görülmedi.
Bu ziyafet nedir biliyor musunuz? Arpa ekmeği, hurma; ayrıca yağ, yoğurt ve hurmadan yapılan basit bir yemek...
İşte gözlerinde dünya ve ihtişam ölçüsü... SUBHÂNALLAH !