"Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük.
Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde, bütün sonuçlar da değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar..."
"Nora neredeyse bütün hayatı boyunca böyle hissetmişti.
Her şeyin ortasında. Hangi yöne gideceğini bilemeden çabalamış, çırpınmış, yalnızca ayakta kalmaya çalışmıştı.Pişmanlık duymadan hangi yolda devam edeceğini bilememişti."
"Şimdi gelelim sevgi kültüründeki biz bilincinde olan kişinin değerlerine. Biz bilincindeki kişinin temel değeri hakkaniyettir.İlişki içinde diğerinin gözüyle olayları görüp, yani empati içinde olup, adil olmaya önem verir. Ne kendi hakkının, ne de başkasının hakkının yenmesine razı olur. Kim güçlü ya da kim güçsüz davasında değildir, haklının hakkının verilmesi peşindedir.Onun için insan ilişkilerinde güven çok önemlidir ve bir insanın kazanabileceği en yüksek makamın güvenilecek bir insan olmak olduğuna inanır.Biz bilincindeki kişinin en baş değerlerinden biri de gerçeğe saygıdır. Konuşurken, bir olayı değerlendirirken bildiği ne ise onları söyler ve o kadar söyler.Kendine yalan söylemez, söyleyemez; o nedenle başkasına da yalan söyleyemez.Gerçeği ortaya çıkarmayı hedefleyen eleştirilere teşekkür borçlu olduğunu bilir, çünkü yaşam onun için bir 'hakikati keşfetme yolculuğudur, güç kazanma ya da güç kaybetme uğraşısı değil. Kendini anlamak ve yaşamı anlamak ona heyecan verir. Keşfetmek, bilgi sahibi olmak, sorgulamak, düşünmek onun için çok önemli meziyetlerdir. İlişki içinde olduğu tüm canlılara, etki alanı içinde hizmet etmek ister. Yazın mahallenin kedi ve köpeğinin susuz kalmaması onun için üzerinde düşünülecek önemli bir konudur. Hizmet etmeyi yaşamanın anlamını veren temel bir değer olarak görür. İstismar etmez, istismar edilmesine izin vermez, ama etki alanı içinde hizmet etmeye önem verir.Sürünün bir parçası olarak yönetilmek istemez, çoban olup diğerlerini yönetmek de istemez ama hayatına giren insanlarla birlikte 'yönetişim' içinde olmak ister. O nedenle ister apartman yönetimi olsun, ister okul aile birliği, isterse ülke yönetimi, mutlaka sürecin bir parçası olarak yönetimin içinde bulunur, bana ne, demez.Hayatının baskın duygusu sevgi ve güvendir. Kendisi
"Ben şöyle anlıyorum, kendi özgür seçimleriyle yaşayan insanlar birer şahsiyet olurlar, şahsiyet olma sürecini başarmış insanların çoğunlukta olduğu bir toplum da uygar bir toplum olur."