Siz erkekler bazı şeyleri asla anlamıyorsunuz. Biz kadınlar evde kalıp çorap dikerken, örgü örerken, kıyafetlere yama yaparken, bebek bakarken, ev işleri yaparken, kitap okurken veya piyano çalarken, siz politika, diplomasi, ticaret, savaş derken her gün dünyaya açılıyorsunuz. Bizdeyse hiçbir macera, hiçbir oyun, hiçbir kulüp yok. Ofise gitmek için evden çıkmak bile bizim için bir macera. Buradan Philadelphia'ya giden bir tren bizim için macera. Biz kadınlar her zaman böyle şeylere can atıyoruz. Bu hayattaki tek heyecanımız evlendikten sonra yaptığımız alışverişlerin faturalarını saklamak ve babalarımızın sevmediği erkeklerle evlenmeden sinemaya gitmek. Sokaklarda dolaşıp şanslı hemcinslerimizin üzerindeki şık kıyafetlere sizin kadar hayranlıkla bakamıyoruz bile. Sokakta güzel bir kadın gördüğünüzde evinde hapsolmuş, onu kıskanan onlarca kadın olduğu aklınıza geliyor mu?