işte yıllar geçti, yollar bitti, büyüdün, değiştin, bir dolu şey oldu ama hâlâ yaslanmak için duvar kenarına kaçıyorsun. hâlâ yaslanmak için onun hayaletini kovalıyorsun.
"bazen ölmüşüm gibi konuşuyorsun."
"bazen ölmüşsün gibi hissediyorum."
"seni bırakacağımdan mı korkuyorsun?"
"ortadan kaybolacağından korkuyorum."
"belki sen kaybolursun," dedim.
"o zaman daha çok yaz," dedi. "bir gün ortadan kaybolursam belki bir kitapçının vitrininde, belki çok kalabalık bir imza sırasının önünde, belki de bir duvarda yazılmış sözlerini görebilirim."
"hiç durmadan yaz. o, altında yok olmandan korktuğum yalnızlığı anlatabildiğin kadar anlat. anlat ki bölünsün, anlat ki parçalansın içinde. yaşa. yazdıkça yaşa. bırak kelimeler kurtarsın seni, bırak kelimeler bari korkmadan sevebilsin seni. senden geriye kelimeler kalsın."