İçim paramparça rüveyda
gölgelerin ardında
sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca
gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yinede çiğnetemem kimseye gururumu
İstenmediğim yeri sessizce terk ettim
Hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
Mahzun bir derviş gibi boyun büker
Giderim..
Bir usta bir taşın mücevher mi kömür mü olduğunu anlayabilirmi soruna saatlerce dil döküp ikna ettiğim vatandaş ben bu mesleğimi 21 yıldır yapıyor gelecek nesile şef,şef yardımcısı usta yetiştiriyorum.aldığınız ürün kusurlu olabilir bu size mesleğime yetiştirdiğim yarınlara küfür,hakaret etme imkanı vermez.bir işletmenin ve o işletmede çalışanların ekmek yiyenlerin kazandıkları üç beş kuruş ile ev geçindiren evladını okutan askere gönderen evladının istikbali için para biriktirip evlendirmek için yediğinden içtiğinden kısıp göz nurları için çabalayanşarın hakkını sana kolay yedirmem millet vekili olabilirsin başbakan olabilirsin savcı hakim olablir ama hiç bir ünvan sana emekçinin bir zanaatkarın bir sanatkarın ekmeğini kuru bir iftira kurubir ilgisizlik yüzünden elinden alamazsın aldırtmam bir yazarın “bir kadını bedeni için değil yetiştireceği yarınlar için sevin”cümlesinde de belirttiği gibi kıymeti ölünce bilinenler gibi bizi bi kerana atamazsınız ben bu ülkeye hizmet etmiş madalya kazanmış 72 milletten 200 bin usta şefin arasında türk bayrağını dalgalandırmış gecesini gündüze katıp ailesini ardaşlarını ve hatta evinin yolunu dahi bu meslek uğruna unutmuş bir çok farklı memlekette bir çok farklı üniversitelere onur şefi olarak davet edilmiş meslek ayrımları ile ilgili bir çok genç mutfak arkadaşlarımızı aydınlatmış kendilere sevdikleri mutfaklarda bir abi bir öğretmen olarak bir vatandaş olarak hizmet etmiş biri olarak sen hangi sıfatla hangi torpil ile o geldiğin makamla işçi sınıfını ezersin sen kimsin senin haritalarda adını dahi bilmediğin şehirlerin köylerin içinde yaşadım bulundum haddini daha fazla aşma yükseklerde uçuyorum diye sanmaki sana ulaşması zor olur…