Devletin, gönüllerine ters düşen kanunlarını tanımazlar. Hacet olduğunda savaşa bizzat gelip kılıç sallar lâkin sair zamanda asker beslemek için vergi vermeyi istemezler. Senin adın budur, sınırın buraya kadardır dendiği vakit, etlerine köz değmişcesine yerlerinden hoplarlar. Şehirdekilerle aynı Allah'a inanır, onların camilerine gitmezler. Kadınlarıyla erkekleri arasında uzaktan bakınca fark göremezsiniz. Birlikte çalışır, at biner, avlanırlar. Sade iş görmek olarak da düşünmeyiniz, göçebe Türkmenler'in kadınları yüzlerini çul çaput ardına gizlemez, savaşmaktan, yeri geldiğinde obasını, canını, namusunu korumak için dövüşmekten kaçmazlar. Sarayda Farsça konuşulsa, bunlar ata yurtlarından beri bildikleri tek dili, Türkçeyi konuşurlar. Ayazdan, güneşten ve rüzgârdan derileri sert, çizgileri derindir. Zapt olunmaz yılkılar gibidirler.
Bendeniz o zamanlar yeni yeni tanıyordum İslâmlıkların adetlerini. Sufi ne demektir, şeyh ne demektir, hayır duası ne demektir ve nasıl, neden hû çekilir henüz bilmemekteydim. On altı bin atlı ile Gezneliler'e karşı girişilen bu savaşta Gazne ordusundaki dört yüz Türkmen asıllı askerin saf değiştirip Selçuk ordusuna katılması ve Selçuklu askerlerinin onları "Dost! Dost!" ünlemeleriyle karşılamasını görünce hayır duası ne demek anladım.