Lakin kendim için tahammül ettiğim, bir eş olarak hoş gördüğüm halleri, bir babada, bir aile babasında mümkün değil affedemiyorum. Kendi mutluluğumu feda ettim, mutluluk ümidimi unuttum. Lakin evlatlarının istikbalini fedaya razı olacak bir anne düşünülenebilir mi? Tek ümidi onların mutluluğu olup terbiye ve eğitimleriyle övünerek, ancak o şekilde mutlu olmaya ümitli bir anne, onların önünde terbiye ve ahlaklarını bozmaya neden olacak bir örnek bulunmasına nasıl razı olur?
Bizim evlilikteyse, oğullarını eve bağlamak için bir gelin aranılmıyor muydu? Aile halkını nice kahırlarla üzen, evinden uzaklaşarak iğrençlik ve eğlence çirkefinde yüzen bir adamı evine çekmeye, geleceğini birkaç bin kuruşluk düğün masraflarıyla satın aldıkları bir zavallının masum tavırları ve halleri ve temiz kalbi yeterli midir?
Sizin evliliğiniz mutluluk sözleşmesi, bizimkisi bir geçim kontratıdır. Sen evleneceğin zaman amcan, yani merhum dayım, “Kızım, seni mutlu edecek bir adam olduğu için ben istiyorum,” dediği zaman bilirsin ya ben de hazırdım. Büyükannemin beni gelin edeceği zaman yengeme, yani annene “ Tam evi idare edecek, karısını besleyip geçindirecek bir koca,” dediğini sen de işitmiştin. Sen eşinden sevgi ve sadakat bekleyebilirsin, bu hakkın vardır. Fakat ben öyle bir isteğe kalkışmak fikrinde bile bulunmamalıyım. Bu nedenle benim zahmetlerimin, sıkıntılarımın eşimin bana sadakati olmaması yüzünden olduğuna dair zannın doğru sayılamaz. Bu adam beni o kadar mutlu edeceğine dair bir sözde bulunmadı. Zira kendisinde öyle bir şey de aranmamıştı.