beni
beni seslendiren hisleri
beni çizen, rengimi tayin eden ressamları
ve beni kaldırım yapan mimarları anlatmak
ona yalnızca bir şeyler anlatıyor olmayı istedim;
oysa o
yorgun ve ormansızdı! oysa onun
bineceği ve uzaklaşacağı atlar hazırdı
ben yürüyüp gittim
sen ellerini yüzümde unuttun
utandım acılarımdan
utandım yalnızlığımdan
on yedi yaşımızın belalı hikmetinde birden
o inkisarları eden güzel hayallerimizden
ve aşktan
ve yağmurdan
utandım ben
Avuçlarımda yaralı kelebek taşımayı
mayısta öğrenmiştim;
ve teraslarda bach dinlemek en çok mayısa yakışırdı
ve kim bilir
mayıs artık en çok senin tanrılarına yakışır
tiril tiril bembeyaz bir giysiyle
rüzgarda ayakların çıplak
öyle başın öne eğik yıllarca o boş terasta durmak