"Ne kadar alçaltıcı," diyor David sonunda. "Onca umutlar ve böyle son bulması." "Evet, haklısın, alçaltıcı. Ama belki de yeniden başlamak için iyi bir noktadır bu. Belki de kabul etmeyi öğrenmem gereken şey budur. Sıfırdan başlamak. Hiçbir şeyim olmadan. 'Şunun dışında' demeden. Hiçbir şeysiz. Ne bir kart, ne bir silah, ne arazi, ne hak, ne onur."
"Bir köpek gibi."
"Evet, bir köpek gibi.
"Lucy evlenmek istemiyor. Bir erkekle evlenmek istemiyor. Üzerinde düşüneceği bir seçenek değil bu. Olabildiğince açık söyledim bunu. Kendi hayatını yaşamak istiyor."
"Evet, biliyorum," diyor Petrus. Belki gerçekten de biliyordur. Petrus'u küçümsemek budalalık olurdu. "Ama burada," diyor Petrus, "tehlikeli bu, çok tehlikeli. Kadın evli olmalı."
Kendi kendime şunu diyorum, yaptığımız iş ortaya çıktığında hepimiz üzgün oluruz. O zaman gerçekten üzgün oluruz. Sorun, üzgün olup olmadığımız değil. Sorun, nasıl bir ders aldığımız. Sorun, üzgün olduğumuza göre şimdi ne yapacağımız."
Yine aynı duygulara kapılıyor David: kayıtsızlık, umarsızlık, ama aynı zamanda bir hafiflik, sanki içini bir şey kemirmiş de geride yalnızca kalbinin aşınmış kabuğu kalmış gibi.