Elimdeki paralara bakıp, daha da artan bir çılgınlıkla geriye kalan paraları da parçaladım.
Sahip olduğum bütün paraları, babamın kuruşunu, amcamın kuruşunu, bildiğim bütün kuruşları parçalıyor, aynı zamanda tanıdığım bütün erkekleri de sırayla yok ediyor gibiydim.
Mesleğimin erkekler tarafından icat edildiğini, yeryüzündeki ve gökyüzündeki her iki dünyayı da erkeklerin ellerinde tuttuklarım biliyordum. Erkeklerin, kadınların bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum.
Bütün bu hükümdarların erkek olduğunu keşfettim. Ortak yanları hırslı ve çarpık bir kişilik, paraya, cinselliğe ve sınırsız güce karşı doymak bilmez bir iştahtı. Dünyaya kötülük tohumları eken, halklarını talan eden erkeklerdi bunlar; kaim sesli, ikna yeteneğine sahip, tatlı sözler seçip söyleyen, zehirli oklar atan erkeklerdi. Gerçek yüzleri, ancak ölümlerinden sonra ortaya çıkıyordu. Böylece tarihin aptalca bir inatçılıkla kendini tekrarladığını keşfettim.