Müthiş bi okuma deneyimi yaşadım, normalde pek paylaşım yapmıyorum ama bunu anlatmam lazım. Şimdi kitaba başladım, akıcı da bi kitap okutuyor yani bi baktım %40’a filan gelmişim ama hiçbir şey anlamamışım. Herhalde kafam çok dolu diye düşündüm, bıraktım, sonra başka sefer yine denedim derken 4 kere baştan başladım kitaba. Bi yerde anlamiyorum ben aptal mı oldum diye kendimden şüpheye düştüm sjsjsj Düşle gerçek o kadar iç içe geçmiş ki ayırt edemiyorum, yok olmuyor, canlı sandıklarım ölü çıkıyor tamam buna alıştım derken olaylar kronolojik sırayla gitmediği için beynim yanıyor, karakter nereye gitti, bu yeni insanlar kim, ne oluyor imdat şeklinde okudum bitirdim. Sonra zekamdan şüphelenip eksi sözlüğe gidip insanlar anlamış mı diye baktım haha Neyse bu şekilde hisseden tek ben değilmişim, hâlâ akıllı bir birey kabul edilebilirim bence. Güzel alıntılar vardı, okuyun diyemem ama okumayın da diyemem; değişik bir tecrübeydi. Marquez’in bu kitaptan çok etkilenip hatta ezberleyip (ne anladın abicim ne ahahah) Yüzyıllık Yalnizlik’taki Macondo kasabasını yazdığını iddia ediyorlar, eğer öyleyse kitap varoluş amacını tamamlamış derim ya zira Y.Y’yi de Marquez’i de çok severim. Ee bu kitabı çok övenler var, Ispanyolca’nin Don Quijote’den sonra en iyi eseri diye, ben de bu sebepli okumuştum ama bence ezbere cümle kuruyor çoğu. Yazarın başka kitabı olmadığı için de minnettarım.