**Daha önce de dediğim gibi kimi gücüyle gizlerdi acısını kimisi de gülüşüyle.** Saka ve Sanrı 2
Alıntı
“Sənin əllərin soyuqdur, mənimkilər isə od kimi yanır. Necə də korsan Nastenka!”
Reklam
Tony Robbins
"Hayat kimi sevdiğin ve kimi hissettiğindir."
Hissetmek
Fotoğraf çekimi yaparken yapraktan yeşil olmuş ıslak bez değmişti kitabın başına gelmeyen kalmadı.😭 Üstelik kitap kuzenimin mecburen yenisini alacağım. 🥹 Ayrıca kitapta yazara kızdığım alıntı bu İvan Fyodoroviç sanki kardeşinin dediklerini duyma gibi sürdürdü konuşmasını: — Aklıma ne geldi, geçenlerde Moskova'da karşılaştığım bir Bulgar, Slavların toplu olarak ayaklanmasından Türklerle Çerkezlerin, Bulgaristan'ın her köşesinde yaptıkları caniliklerden söz etmişti bana; yani yakıp kestiklerinden, kadın ve çocuklara nasıl tecavüz ettiklerinden, mahpusların kulaklarından duvara çivileyip onları nasıl o halde sabaha kadar beklettiklerinden, güneş doğunca da onları astıklarından ve akıl almayacak daha bir sürü şeyden... Kimi insanda "hayvanca" bir zalimlik olduğundan dem vururlar ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık, bir hakarettir bu. Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ustalıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece; bir kaplan yalnızca parçalayıp kemirir. İnsanları kulaklarından duvarlara çivileyip gece boyunca öylece bekletmek, yapabilecek olsa bile aklının ucundan geçmez. Ne diyordum... şu tatlı zevk düşkünlüğünden gözü dönen Türklerin eziyetlerinden çocuklar da nasibini alırmış; onlara ettikleri eziyetler, yavruları henüz analarının karnındayken söküp almaktan, minicik bebekleri şöyle bir yukarı hoplatıp, analarının gözü önünde öldürmeye kadar varırmış. Ah, bir de beni pek çok ilgilendiren bir tablo vardı. Gözünde bir canlandır: Tir tir titreyen annesinin kollarında el kadar bir bebek, etraflarında da içeri giren Türkler... Neşeli bir numara yapmak düşüyor akıllarına: Bebeği okşuyor, gülsün diye gülüşmeye koyuluyorlar ve beceriyorlar da... bebek gülüveriyor. Hemen o anda Türk, tabancasını bebeğin yüzüne doğrultuyor, namlu ile
ikindi hüznü
Gün ortası. Yaz ve sıcak. Aslında sevdiğim iki şey... Erkek kardeşimle bir bardak kaçak çay içtim. Herkesin şüpheyle yaklaştığı, kimisinin cimri, kimisinin güvensiz bulduğu, emekli deniz subayı, şimdide galerici olan Kemal abiyle birer kadeh wiski içtim. Íki yıldır tanıdığım, aramızdaki ilişkiye bir türlü isim koyamadığımız, koyamadığımız için de kimi zaman bir sevgili, kimi zaman bir partner, ya da iki iyi arkadaş gibi olduğumuz, tuhaf, arsız, çekingen, saygı ve hayranlık duyduğum bir kadınla sabah kahvaltısı yaptım. Şimdi ise, yani tam da şu anda Adana'dan istanbula, istanbuldan Bali'ye ve oran da Avusturalya"ya uçmak için yola çıktım. İçimde yarım ve eksik kalmış bir duyguyla yoldayım. Her ayrılığın bir kavuşmak olduğunu çok sonradan öğrenenlerdenim. Yol, gitmektir. Kavuşmak, yolda, onun için gitmektir.
Duygu ve Düşünce
Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Gerçek tıpkı ışık gibi,insanın gözünü kör eder.” Serdar ZAMAN Sıla Zaman Gerçek bir nurdur kimi insana Gönül köprüleri kurar Tunadan Viyanaya Bazen bir tebliğ bazen hakikattir anlayana Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Düşman Tuna'yı atladı Karakolları yokladı Osman paşanın kolunda toplar patladı İyiler güzel amel sahibleri alır mükâfatı Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Osman paşa binler yaşa askerinle Ben kurbanım gerçeği söyleyen dillere Bir destan yazdık plevnede malazgirtte Cenabı Hakkı zikrettik koşuyoruz zafere Osman paşa Ya Hak diyip vurdu kılıcını Kendi öldü Osman paşa namı kaldı Batıl olana Tuna Nehri açarmı kollarını Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Kul Nefsani derki fatihalar okuyalım Şanı büyük o zaferlerimizi bizlerde analım Hak yoldan gerçekten ayrılmayalım
Şiir
Reklam
Reklam