Merhabaaa Uzun zaman sonra bir solukta okuduğum, beni sarsan kitaplardan biriyle geldim bugün. Sizlere kitabı anlatırken nerden nasıl başlasam bilemiyorum çünkü o kadar yoğun ve dolu dolu ki bittikten sonra 'offf ben ne okudum 'diyeceğinize garanti veriyorum.
Kitabın giriş sayfasında şu cümle dikkat çekiyor ;
' Dünya, rüya içinde rüyadır. " Bu cümle kitabın sonunda hic beklediğimiz bi yerden vuracak.
Londra da yaşayan annesi İngiliz, babası Türk olan Karen Kimya Greenwood, bir otelde çıkan yangını araştırmak için sigorta şirketi tarafından Konya'ya gönderilir. Uçak yolculuğu esnasında aniden derinlerden 'Kimyaaa Kimyaaa 'diye bir ses duyarak irkilir. Çünkü ona babasından başka 'Kimya ' diye seslenen hiçkimse yoktur. Kimya bu yolculuğun cok farklı olacağının içten içe farkına varır ancak başına geleceklerden henüz bihaberdir.
Bab-ı Esrar kelime anlamı olarak ' Sır Kapısı ' demektir. Bu sır kapısını aralayıp derin bir dünyaya çekilen Kimya Hanımı kitabın bazı kısımlarında Şems Tebrizi olarak okuyoruz. Nasıl mümkün oluyor bu ?
Şems kim, kanlı yüzük nerden geldi, Mevlana'nın oğlu Alaaddin kim, Şems ve Mevlana aşkı nasıl başladı, babası neden ismini Kimya koydu, sema etmek neydi...?
Binlerce soru silsilesiyle boğuşurken kitap size bunları öyle güzel bir kurguyla anlatıyor ki okurken soluksuz kalıyorsunuz.
Mevlana- Şems aşkını hep merak etmiştim ancak bir fırsat olmamıştı, şans eseri elime aldığım bu kitap beni Konya'ya sürükledi.
Kitapta anlatılacak o kadar şey var ki ama kitabın aurasını bozmak istemiyorum. Lütfen alıp okuyun ve bambaşka düşüncelerle karşılaşmaya kendinizi hazırlayın.