Geri Bildirim
  • “Seni inciten kimse özür dilerse, affet. Kin tutma.”
  • Savaş Gemisi Sahnesi
    ASTİVATAS'IN SESLENİŞİ Ben gerçekten Asativatas'ım Güneşimin adamı, Fırtına Tanrısı'nın kulu Avariku'sun büyük kıldığı, Adanava hükümdarı Beni Fırtına Tanrısı Adanava kentine ana ve baba yaptı ve Adanava kentini ben geliştirdim Ve Adanava ülkesini genişlettim, hem gün batısına, hem de gün doğusuna doğru. Ve benim günümde Adanava kentine refah,tokluk, rahatlık tattırdım, ve Pahara depolarını doldurdum Ata at kattım, kalkana kalkan orduya ordu kattım, herşey Fırtına Tanrısı ve Tanrılar için,çalımlıların çalımını kırdım. Ülkede kötü olanları ülke dışına attım Kendime bey konakları kurdum, soyumu rahata kavuşturdum ve baba tahtına oturdum, bütün krallarla barış kurdum. Krallar da beni ata bildiler, adaletim, bilgeliğim, ve iyi yüreğim için. Bütün sınırlarımda güçlü kaleler kurdum, kötü kişilerin, çete başlarının bulunduğu sınırlarda;
    Mopsos evine boyun eğmeyenlerin hepsini ben , Asativatas, ayağımın altına aldım. Buralardaki kaleleri yok ettim, kaleler kurdum ki Adanavalılar rahat ve huzur içinde yaşaya. Gün batısına doğru benden önceki kralların alt edemediği güçlü ülkeleri alt ettim. Ben Asativatas, bunları alt ettim, kendime kul ettim ve onları ülkemin gündoğusuna doğru, sınırlarımın içine yerleştirdim. Ve günümde Adanava sınırlarını gün batısına, gerekse gün doğusuna doğru genişlettim. Öyle ki, önceleri korkulan yerlerde, erkeklerin yola gitmekten korktukları ıssız yollarda, günümde kadınlar kirmen eğirerek dolaşmaktadır. Ve benim günümde bolluk, tokluk, rahat ve huzur vardı. Ve Adanava ve Adanava ülkesi huzur içinde yaşıyordu. Ve bu kaleyi kurdum ve ona Asativadaya adını vurdum,Fırtına Tanrısı ve tanrılar beni buna yönelttiler, ta ki bu kale Adana ovasının ve Mopsos evinin koruyucusu olsun. Günümde Adana ovası topraklarında bolluk ve huzur vardı, Adanava'lılardan günümde kılıçtan geçen kimse olmadı. Ve ben bu kaleyi kurdum, ona Asativadaya adını vurdum. Oraya Fırtına Tanrısı'nı yerleştirdim ve ona kurbanlar adadım; yılda bir öküz, çift sürme zamanı bir koyun, güzün bir koyun adadım. Fırtına Tanrısını takdis ettim, bana uzun günler, sayısız yıllar ve bütün kralların üstünde büyük bir güç bahşetti. Ve bu ülkeye yerleşen halk öküz, sürü, bolluk ve içkiye sahip oldu, dölleri bol oldu, Fırtına Tanrısı ve tanrılar sayesinde. Asativatas'a ve Mopsos evine kulluk ettiler.Ve eğer krallar arasında bir kral, prensler arasında bir prens, hatırı sayılır bir insan Asativatasan'ın adını bu kapıdan siler, buraya başka bir ad yazar, bunun ötesinde bu kente göz diker ve Asativatas'ın yaptırdığı bu kapıyı yıkar, yerine başka bir kapı yapar ve ona kendi adını vurursa, aç gözlülük, kin ya da hakaret amacıyla bu kapıyı yıkarsa, o zaman Gök Tanrısı, Yer Tanrısı ve Evrenin Güneşi ve bütün tanrıların gelen kuşakları bu kralı, bu prensi ya da hatırı sayılır kişiyi yeryüzünden sileceklerdir. Yalnızca Asativatas'ın adı ölümsüzdür, sonsuza dek, Güneşin ve Ayın adı gibi.
  • Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
    Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
    Kavga etmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
    Sıkılıp, utanmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse,
    Kendini suçlamayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,
    Sabırlı olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse,
    Kendine güven duymayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
    Takdir etmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,
    Adil olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
    İnançlı olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
    Kendini sevmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
    Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

    (Nolte, 1975)
  • Tüm insanlığa bu güzel kitabı hediye etmek tek istediğim şey bu!!

    Bu kitaba Meltek 'in #29701197 incelemesini gördükten sonra geç kaldığımı anlayıp, acilen okumalıyım diye not düşmüştüm. Kitabı okuduktan sonra sadece kitaba değil yazara ve onunla konuşmaya da geç kaldığımı anlamış olmanın üzüntüsü içerisindeyim.

    Sabahtan beridir evin içinde bir o yana, bir bu yana gidip geliyorum. değişik duygular içerisindeyim. Bu duyguyu anlatmalıyım. Ama kime?
    Kim anlayabilir bu kitabı okurken yaşadığım duygu yoğunluğunu? Kim evet! ben de bunları yaşadım diyebilir? Söyleyin bana bu kadar güzel düşünen bir insanı tanımamış olmanın acısını hanginiz hafifletebilir?

    Ağlamaklıyım hem de çok. Dokunsanız günlerce ağlayabilirim. İçimde derin bir boşluk var.
    Bu boşluk hiç görmediğim ama sevgisini en derinde hissettiğim ve bugün evime misafir olan Yaşar Kemal'in boşluğu.

    Dedim ya evime misafir oldu ve başladı anlatmaya. O anlattı, ben günümüzü düşününce iç geçirdim. İyilikten, güzellikten, sevgiden bahsetmek istediğini ama dünyanın karanlığından dolayı anlatamadığını söyledi. Ona bu dünyanın hâlâ karanlık olduğunu ve gittikçe de daha büyük bir karanlığın içine girdiğini nasıl söylerdim ki?

    İyiye gitmesi gerekirken geçen bunca zamanda her şey daha da kötüleşti. Insanlar kendilerine kin ve nefretten bir dünya kurdular. Kimse kimseyi görmüyor ve herkes susarak, korkarak bu dünyanın iyiye gideceğini düşünüyor.

    Yaşar Kemal öyle mi? o yazmasaydı, söylemeseydi bir şeyler hep eksik kalacaktı. Şöyle diyordu: Bunca zulüm, baskı, korku varken; ben nasıl yazmayayım, nasıl bunlara sessiz kalayım?
    Evet bütün bu olanlara rağmen o yazdı çünkü her şeyin iyiye gideceğine olan umudunu hiçbir zaman yitirmedi.
    Bir yanda uzaya giden bir millet diğer yanda yiyecek ekmek bulamayan bir millet vardı bu eşitsizliği anlattı. Bu dünya böyle gitmez dedi.

    Ve eğilip kulağıma fısıldadı: Bu dünya; iyiliğe, güzelliğe, sevgiye aç. Onu doyurmak için çalışman lazım.
    Bunun için ne yapabilirim? Bilmiyorum. Ama tüm insanlığa bu kitabı hediye etmek istiyorum. Belki bu kavga, zulüm, baskı bir nebze olsun diner.

    Ah Yaşar Kemal seni bu kitapla evimde ağırlamak, senin o müthiş insan sevginle bir gün bile olsa tanışmış olmak, inan beni bu dünyadaki en mutlu insanlardan bir yaptı.

    Yine gel olur mu? Yine evime o kocaman sevgini getir. Mor çiçekler açılsın penceremde. Papatyalar hiç solmasın ve çocuklar hiç ağlamasın.

    Şimdi veda vakti. Üzgünüm, ne olur biraz daha anlat diyorum. Biraz daha...
    Gitmesi gerekiyor, insanlık için başka evlere misafir olacakmış. Yolu buralardan geçti ve gelip bir soluklandı. Konuşacak, anlatacak çok şey vardı. Daha İnce Memed'den, Poyraz Musa'dan, Esme'den ve nicelerinden bahsedecektik.
    Giderken bana bu anlattığı şeylere sahip çıkmamı, ne olursa olsun her zaman insanlık için güzel şeyler düşünmemi öğütledi. Böyle olursa zaten hep benim yanımda olacakmış.:)
    Bu beni birazcık da olsa rahatlattı.

    Umarım en kısa zamanda sizinde evinize misafir olur ve insanlığa dair, sevmeye sevinmeye dair, bir sürü şey anlatır.
  • ***
    Şimdi bana bakıyorlar ve gülüyorlar. Gülerken bana kin duyuyorlar. Gülüşleri buz gibi soğuk.
  • "Ney"in içi her şeyden boştur. Yalnız Aşkın nefesi ile doludur. Arif de her nevi kin ve düşmanlıktan uzaktır. Kalbi Rabbani Aşkın Sevdası ile bezenmiştir