Onlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin."Haşr: 10
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İçimi acıtan ve kalbimi yaralayan, onun onursuz bir kölesi haline gelmiş olmam, onu hâlâ utanmadan sevmem ve açgözlü kalbimin bu sevgiden zevk alması, mutlu olması - onun bu yaptıklarına karşı koymamam ve ona karşı bir kin duymamamdır!..
“Öfkelenme! Çünkü şeytanın âdemoğluna en fazla hâkim olduğu an, onun öfkelendiği andır. Bu itibarla öfkeyi, kendini kontrol ederek sav! Sevgi ile de onu teskin et! Acele etmekten sakın! Zira acele edersen nasibini ıskalarsın. Uzak olsun yakın olsun, her insana yumuşak davran ve kolaylaştırıcı ol, gaddar ve inatçı biri de olma!”
Tasavvuftaki ikinci harf'sad' harfiydi.
Saflık, temizlik anlamlarını içeriyordu. Abdülkâdir Geylânî'ye
göre saflık ve temizlik de iki çeşitti.
Birincisi, kalbin saflığı ve temizliğiydi.
İkincisi ise sır temizliğiydi.
Kalp temizliği, kişinin kalbini beşerî kirlerden ve tasalardan temizlemesiyle gerçekleşirdi. Allah ile bağlantı kuramadığımız her şey kalp için sorundu. Kalpte sorun yapan haller pek çoktu.
Abdülkâdir Geylâni, bu halleri çok konuşma, çok uyuma, fazla kazanma hırsı, haset, kin, nefret, dünyevi şeyleri çok düşünmek olarak tespit etti. Bunlar kalbin manevi inkişafına engel olan sorunlar, daha doğrusu hastalıklardı. Kalb-i tasaffi için bu kötü buylardan uzaklaşmak gerekirdi. Kalp bunlardan temizlenince kalbin saflığı hasıl olurdu. Kalbin bunlardan temizlenmesi ise cebri zikir ileydi.